Dünya üretimi Doğu’ya kayıyor: Çin ABD’yi tüm göstergelerde katlıyor

Bir türlü Atlantik alışkanlığından kurtulamayan AK Parti Hükümeti, son dönemde NATO’yu Ankara’da ağırlarken, ABD’li enerji şirketleriyle anlaşmalar yaparken, Avrupa’nın savunma sanayisinden pay almaya çalışırken son yıllarda tüm kuruluşların saptadığı üzere dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Doğu’ya, Avrasya’ya kayıyor. Türkiye’nin önünde iki seçenek bulunuyor; bir tarafta sanayisi ve ekonomisi gerileyen Atlantik yer alırken, diğer tarafta sanayinin merkezi haline gelen Avrasya ülkeleri ile iş birliği bulunuyor.

ÇİN’İN PAYI YÜZDE 6’DAN YÜZDE 45’E ABD’NİN PAYI YÜZDE 25’TEN YÜZDE 11’E

Aydınlık’ın haberine göre, ekonomik verilerin son 25 yıldaki değişimi incelendiğinde üretim ve gelişimin Doğu’da olduğu görülüyor. Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Örgütü (UNIDO)’nün geçen yıl yayımladığı verilere göre, Çin’in 2000 yılında yaklaşık yüzde 6 olan küresel üretimdeki payı bugün yüzde 27’ye yükselirken, aynı dönemde ABD’nin payı yüzde 25’ten yüzde 17’ye geriledi. UNIDO’nun geçen yıl yayımladığı projeksiyona göre bu eğilim önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek; 2030 yılında Çin’in küresel üretimdeki payı yüzde 45’e çıkarken ABD’nin payı yüzde 11’e düşecek. Söz konusu veriler dünya ekonomisinde gelişen tarafın Avrasya, gerileyen tarafın ise Atlantik olduğunu ortaya koyuyor.

800 MİLYON İNSAN YOKSULLUKTAN KURTULDU

UNIDO’ya göre imalat sanayisinde de benzer bir dönüşüm süreci yaşanıyor. UNIDO’nun aynı raporuna göre Çin’in küresel imalat sanayisindeki payı 1990’da yalnızca yüzde 3 düzeyindeyken 2022’de yüzde 30’un üzerine çıktı. Kuruluşa göre Çin, son kırk yılda küresel bir sanayi gücüne dönüşürken, yaklaşık 800 milyon insanı da yoksulluktan çıkardı. Bu sayı, aynı dönemde dünyada aşırı yoksulluktan kurtulanların yaklaşık yüzde 75’ine karşılık geliyor. Raporda Çin’in yükselişi, planlı kalkınma uygulamaları ve hedefli sanayi politikalarının ekonomik dönüşüm üzerindeki etkisine örnek olarak gösterildi.

Raporda yer verilen “küresel sanayi üretiminin değişen yapısı” başlıklı grafiğe göre de 2000 yılında küresel imalat katma değerinin yüzde 25’ini ABD, yüzde 11’ini Japonya, yüzde 8’ini Almanya üretirken Çin’in payı yalnızca yüzde 6’ydı. UNIDO’nun 2030 projeksiyonunda ise Çin’in payının yüzde 45’e yükselmesi, ABD’nin payının yüzde 11’e gerilemesi bekleniyor. Buna göre Çin, 2030’da tek başına ABD’nin yaklaşık dört katı büyüklüğünde bir küresel imalat payına ulaşabilir. Japonya’nın payının yüzde 5’e, Almanya’nın payının yüzde 3’e düşeceği öngörülüyor.

DÜNYA EKONOMİLERİNİN YÜZDE 70’İ ABD’DEN DAHA FAZLA ÇİN İLE TİCARET YAPTI

Lowy Institute’un dünyadaki Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Birleşmiş Milletler dış ticaret verilerini kullanarak hazırladığı karşılaştırmaya göre Çin, 2023 yılında 60 ekonominin en büyük dış ticaret ortağı durumundaydı. ABD ise 33 ekonominin en büyük dış ticaret ortağıydı. 2023 yılında dünyadaki 205 ekonominin 145’i, yani yaklaşık yüzde 70’i, ABD’den daha fazla Çin’le ticaret yaptı. Bunların 112’sinin Çin’le ticaretinin, ABD’yle ticaretinin en az iki katı olması dikkat çekti. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldığı 2001’de ise dünya ekonomilerinin yüzde 80’inden fazlası ABD’yle Çin’den daha fazla ticaret yapıyordu. 2023’te bu oran tersine dönerek ekonomilerin yüzde 70’inin Çin’le ABD’den daha fazla ticaret yaptığı bir yapıya dönüştü.

ON ÜYELİ BRİCS DÜNYANIN YARISI
Avrasya ülkelerinin, ABD hegemonyasından çıkmak için bir araya geldiği BRICS, yalnızca 10 üyesi olmasına karşın dünya ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. BRICS, dünya nüfusunun yüzde 48,5’ini barındırırken satın alma gücü paritesine göre küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Grubun nominal GSYH’deki payı yüzde 30’a yaklaşırken dünya ticaretindeki payı yüzde 24, küresel imalat katma değerindeki payı ise yaklaşık yüzde 40 düzeyinde bulunuyor. Enerji alanında daha da belirgin bir ağırlığa sahip olan BRICS, dünya petrol üretiminin yüzde 43,6’sını, doğal gaz üretiminin yüzde 36’sını ve kömür üretiminin yüzde 78,2’sini sağlıyor. Üye ülkeler aynı zamanda küresel petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 44’ünü, doğal gaz rezervlerinin yüzde 53’ünü ve kömür rezervlerinin yaklaşık yüzde 42-43’ünü elinde tutuyor.

KÜRESEL AR-GE ÇALIŞMALARINDA ÇİN, ABD’Yİ ALTIYA KATLADI

Dünyadaki değişim yalnızca sanayi üretimi alanında olmuyor. Son 25 yılda bilimsel faaliyetlerde de Batı’dan Doğu’ya doğru bir kayma yaşanıyor. ABD Ulusal Bilim Vakfı’na bağlı Ulusal Bilim ve Mühendislik İstatistikleri Merkezi’nin güncel verilerine göre Çin, 2000 yılında dünyadaki toplam Ar-Ge harcamalarının yaklaşık yüzde 5’ini üstleniyordu. Bu oran 2024’te yüzde 30’a yükseldi. Aynı dönemde ABD’nin payı yüzde 39’dan yüzde 29’a, Avrupa Birliği’nin payı ise yüzde 25 civarından yüzde 18’e geriledi. Böylece Çin, 24 yılda küresel Ar-Ge payını yaklaşık altı katına çıkararak ABD’yi geçti.

ABD Ulusal Bilim Vakfı’nın verilerine göre Çin, 2000 yılında dünya bilim ve mühendislik yayınlarının yaklaşık yüzde 5’ini üretiyordu. Bu oran 2018’de yüzde 21’e, 2022’de yüzde 27’ye ve 2024’te yüzde 31’e yükseldi. Çin’in küresel bilimsel yayın payı böylece yaklaşık altı katına çıktı. 2024 yılında dünyada yayımlanan yaklaşık 3,5 milyon bilim ve mühendislik makalesinin yüzde 31’i Çin, yüzde 12’si ABD ve yüzde 7’si Hindistan bağlantılı yazarlardan geldi. Buna göre Çin’in yayın sayısı ABD’nin yaklaşık 2,6 katına ulaştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir