


FIRSATÇI VE PARTİZAN SİYASİ YAKLAŞIM VE
EMEKLİLERİN “ELLERİM KIRILSAYDI DA…” BEDDUALARI
Tipik bir Türkiye klasiği!
Halkın cebi seçimden seçime para görür.
45-50 yıldır hükümetler oy devşirmek için “seçim rüşveti” olarak maaş ve ücretlere yüklü miktarda zam yapa geldi. Geçmişte bunun aşırı örneğini rahmetli Erbakan vermişti. Maaşlara ve ücretler bir anda yarı yarıya artırılınca halk kendini etkili bir refah içinde buldu. Ve Erbakan da tarihe geçmiş oldu.
AK parti seçim rüşvetini en iyi uygulayan hükümetlerden biri oldu. Son dönemde terketse de geçmişte bir dönem milli duruş sergilemesi başta olmak üzere diğer bazı nesnel etkenlerin yanında seçim rüşvetini de etkili bir şekilde kullanarak 23 yılı aşkın süredir siyasi iktidarı elinde tutmaktadır.
Ülkemizin bu gerçeği nedeniyle insanlarımız 5 yılı iple çeker.
Bu uygulamaya “seçim ekonomisi” de denmektedir.
Hükümetler oy devşirmek için kısa vadeli popülist (halk dalkavukluğu) politikalara yol veriyor, seçimin ardından ise halkın burnundan fitil fitil getiriyorlar. Halka enflasyon, borç, vergi artışı yoluyla ödetiyorlar. Kaldı ki seçim rüşvetinin bereketi de olmuyor bu yüzden. Çok kısa bir süre içinde güneşte kalmış kar topu gibi eriyip gidiyor verilen zam oranı. Eskisini de aratacak şekilde hem de.

Bu konu, ekonomi kadar siyaset bilimi ve kamu maliyesini de doğrudan ilgilendirmektedir. Bir ülkede maaş ve ücret artışlarının sistematik biçimde seçim dönemlerine yoğunlaşması ve seçimi müteakiben uzun süre enflasyonun gerisinde kalması hem ekonomik hem de demokratik sonuçları olan bir gerçektir.
SATIN ALMA GÜCÜ AÇISINDAN YOKSULLAŞMA YARATMASI
Bir kere satın alma gücü açısından kitlelerin canını acıtan ve onların yaşam mücadelesine girmeleriyle sonuçlanan bir durum yaratır. Türkiye gibi enflasyonun yüksek seyrettiği ekonomilerde maaş artışlarının yılda bir kez veya seçim dönemlerine denk gelecek şekilde yapılması, çalışanların ve emeklilerin reel gelirinin zaman içinde erimesine yol açar. Nominal olarak maaş artsa bile, -TÜİK verilerine göre, asgari ücretle 2020 yılında 57,2 kg dana kıyma alınabilmesine karşılık 2026 yılında bu miktarın 28 kg’a düşmesi örneğinde olduğu gibi- fiyatlar daha hızlı yükseldiği için kişi daha yoksul hale gelir. Özellikle sabit gelirli kesimler bu süreçten en fazla etkilenen gruplardır.
SAHTE REFAHIN SONUCU DİZ DÖVEREK LANET OKUMADIR
Fırsatçı ve partizan bir uygulama olarak milli ekonomi politikalarından ziyade şahsi siyasi ve parti çıkarları çerçevesinde hareket eden politikacılar, “siyasi iş çevrimi”ne yüklenirler. Makroekonomik hesaplamalardan ziyade kısa vadeli siyasi kaygılara göre hareket ederler. Genişletici para politikaları uygularlar. Kısa vadede işsizlik düşer. Ekonomik büyüme yükselir. Halkın refahı bir an için artar. Cebi para görür. Bu uygulamalar orta ve uzun vadede tersine döner, bumerang gibi uygulayanı vurur. Enflasyon hızla artar. Maaş ve ücretlerin reel alım gücü hızla düşer. Kitleler şoka girer; oy verdiği ve övgüler düzdüğü parti ve liderlere dizlerini döverek beddualar yağdırmaya başlar. Ama atı alan Üsküdar’ı geçmiştir artık bir 5 yıllığına.
Uzun yıllardır hemen hemen her Türk Hükümeti’nin uygulayageldiği seçim ekonomisi, ekonomik açıdan sorunlu ve sürdürülebilir olmayan bir uygulama ama gene de alışkanlık yapmış, her gelen başvuruyor.
Türkiye’nin geleceğini düşünen sağlıklı ve akılcı bir ücret politikası için ekonomistlerin üzerinde hemfikir olduğu ilkeler birkaç madde toplanır.
DEVAM EDECEK
Okunacak kitap önerisi: Yusuf Akçura, Cengiz Han, Kaynak Yayınları



