6 Mayıs tarihli Emekli yazıları12’inci bölümde “emekli zamlarındaki eşitlik meselesi”ne değinmiştik.

Dernek başkanı emeklilere eşit zam yapılmamasını AYM’ye götürmüştü.

Dernek başkanının talep ettiği ve amaçladığı eşitlik, maddenin tabiatına bile aykırıdır.

Böyle bir eşitlik insanlık tarihinde görülmüş bir durum olmadığı gibi,

Tabiatta bile varlığına rastlanmaz.

Tabiatta mutlak bir eşitlik yoktur.

Farklı sigorta kollarının yasal çerçevelerinin farklılığından dolayı

Hükümet “farklı sistemler” gerekçesine sığınıyor.

Aslında hükümetler meseleyi karmaşık hale getirerek yasaları arkadan dolanmanın yollarını yaratıyorlar.

Bununla birlikte kamuoyu baskısı siyasi iktidarı konunun üzerine eğilmeye zorluyor.

Hükümet çevrelerinden sızan bilgilere göre “ortak zam formülü” üzerinde çalışılmaktadır.

Nasıl yapılacaksa?

Yıllarca eğitim alarak kariyer yapmış birisiyle ilkokul, lise mezunu bir şahıs nasıl ortak zamda buluşturulacaksa?

Siyasi iktidar gerçek çözüm üzerinde çalışmaktan çok uzak!

EMEKLİLERİN YAŞAM MÜCADELESİ VE GELİR ADALETSİZLİĞİ

Nisan ayı enflasyonu yüksek çıkınca başlayan tartışma ortamında:

Başta eğitim sendikaları olmak üzere emek tarafı “ara zam” talep edince;

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler:

“Biz (halkımızı) her zaman destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz.

Ama şu anda gündemimizde ara zam çalışması yok” dedi.

Pişkinliğin ve alemi kör herkesi sersem sanmanın dik alası!

Emekli maaşlarının büyük çoğunluğu bugün açlık sınırının altındadır.

Bu mu büyük “destek”?

Bu tablo kabul edilemez.

Asgari ücret ve emekli maaşlarının acilen iyileştirilmesi gerekmektedir.

Emeklilik şartları yıllar içinde ağırlaştırılmış, adaletsiz düzenlemeler ciddi mağduriyetler yaratmıştır.

2008 yılında aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, emekli maaşlarındaki gerilemenin temel nedenlerinden biridir.

Son 18 yıl içinde defalarca emeklilik yasasıyla oynayan, zora düştükçe yasalar üzerinde emekli aleyhinde değişikliklere başvuran hükümetler, sonunda sistemi içinden çıkılmaz hale getirdi. Bilime ve uzmanlara da danışmayan, ben yaptım oldu anlayışıyla çalışan siyasi iktidar, her seferinde iyileştirme amacıyla giriştiğini ileri sürdüğü çalışmalarla sistemi daha da kötüye götürdü. Gelinen noktada duvara dayanınca mugalata yoluna sapılmakta, Yaşlılar Yılı gibi kulağa hoş gelen, emekliyi okşayan programlar ilan ederek zaman tüketme yoluna gidilmektedir.

Oysa yapılması gereken, yapısal reformların bir an önce hayata geçirilmesinden başka bir şey değildir.

AKTİF/PASİF ORANI GERÇEĞİ

Örneğin aktif/pasif oranının iyileştirilmesi üzerinde çalışılabilir.

Türkiye’de 2026 başı itibarıyla aktif/pasif oranı, EYT düzenlemeleriyle artan emekli sayısı sonucu gerileyerek yaklaşık 1,55/1,60 seviyelerine düştü. Bu ne anlama geliyor? Kabaca her 1,5/1,6 çalışanın 1 emekliyi finanse ettiği anlamına gelir. SGK verilerine göre 26 milyondan fazla aktif çalışana karşılık, 16,8 milyondan fazla emekli ve hak sahibi bulunmaktadır. Türkiye’deki aktif-pasif oranı Avrupa ülkelerindeki oranla genelde örtüşmektedir.

Ancak sürdürülebilir aktif/pasif oranının ¼ oranı olduğunu uzmanlar belirtmektedir. Yani 4 çalışanın 1 emekliye bakması gerekmektedir. En azından bu orana doğru yaklaşma çalışması yapılmalıdır.

Bunun için de bilim insanları, uzmanlar ve sendikal taraflarla ortak çalışmalar yapılarak çareler üretmek siyasi iktidarın yaşlılarına borcudur.

Değilse rahmetli Demirel’in dediği gibi, “Devletin itibarı binaların ihtişamıyla değil, emekli yurttaşlarının refah düzeyiyle ölçülür.”

Ya da Büyük Atatürk’ün dediği gibi, “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kuvvetiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.”   

Yapısal reformlar emeklilerin refah düzeyini yükseltecek tedbirlerdendir.

Bunun da ilk ayağı aktif/pasif oranının iyileştirilmesidir.

Aktif/pasif oranı nasıl iyileştirilir?

DEVAM EDECEK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir