Fakir Baykurt, Köy edebiyatının örgütçü aydını

Fakir Baykurt, ülkemizdeki köy edebiyatının gelişmesine büyük katkıda bulunan bir yazardır. ‘Yapıtlarımın esin kaynağının yüzde 75’ini yaşam, yüzde 25’ini ise düş gücüm oluşturur’ diyen Baykurt, hep ezilen, sömürülen insanların öyküsünü yazar

Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt, 15 Haziran 1929 yılında Burdur –Yeşilova– Akçaköy’ünde arpalar biçilirken dünyaya gözlerini açar. Şehit amcasının adı verilir Tahir’e. Babası Dütçeler’in Kara Veli’si, annesi Kara Aliler’in Elif’idir. Baba 14 yıl askerlik yapmıştır. Altı kardeştir. Çok az kıraç toprağı olan aile yoksuldur. Ana baba okuryazar değildir.

Salgın hastalıkların ve bakımsızlığın egemen olduğu yörede Tahir’in yaşaması şansa kalır. Sıtma yakasını bırakmaz. Aklı erer ermez işe koyulur, ailesinin geçim mücadelesine katılır. İlkokul ikinci sınıfı bitirdiği yıl, babası hastalanır ve ölür. Yetim kalan Tahir’i Nazilli’nin bir köyünde oturan dayısı bakıp okutacağı vaadiyle yanına alır. Dayı sözünde durmaz, küçük Tahir’i hem çalıştırır, hem döver. Üç yıl bu zulme katlanan Tahir, sonunda oradan kaçar, köyüne döner. Zorla da olsa ilkokul üçüncü sınıfa yazılan Tahir, köyün sığırını güder. İlkokulu başarıyla bitiren Tahir için Gönen Köy Enstitüsü yolu görünür.

1943-48 arası Isparta Gönen Köy Enstitüsü’nde okuyan Baykurt, başarılı bir öğrenci olur. 1944 yılında “Fesleğen Kokulum” adlı şiiri Türk’e Doğru dergisinde yayımlanır. Dergi ve gazetelerde yayımlanan birçok şiiri onu küçük yaşta ünlü yapar. Posta memuru yanlışlıkla adını “Tahir” yerine “Fakir” yazınca takma ad arayışında olan Baykurt bu adı kullanmaya başlar. Köy enstitüsündeki son iki yılı baskıyla, soruşturmalarla geçen Baykurt, zorla da olsa 19 yaşında enstitüyü bitirir, köy öğretmeni olarak çalışmaya başlar.

Beş yıllık köy öğretmenliğinden sonra Baykurt, “yoksullar üniversitesi” olan Gazi Eğitim Enstitüsü sınavlarını kazanır, iki yıl burada okur. Soruşturmalar peşini bırakmaz Baykurt’un. Şiirin yanı sıra öykü de yazmaya başlar, yazdıklarını dergi ve gazetelere gönderir. Çevresindeki aydınlarla dostluklar kurmaya özen gösterir. Halktan kopuk aydınlara uzak durur; “Halkın yattığı yatakta yatmayan, yediği kaptan yemeyen, halkla et tırnak kaynaşmayan aydınım demesin” der.

Gazi Eğitimi bitiren Baykurt, Sivas Lisesi’ne atanır, ancak kısa bir süre sonra kendisinin Hafik Ortaokulu’na tayini çıkar. Zor koşullarda çalışır. 1955 yılında ilk öykü kitabı Çilli yayımlanır. Askere çağrıldığında 27 yaşındadır. Konya’da askerliğini yaparken “Yılanların Öcü”nü yazar. Bu roman 1958 Yunus Nadi Ödülü’nü alır, daha sonra romanın filmi çekilir. Ödül sahibi Baykurt artık ünlü birisidir, yazmaya hız verir, ardı ardına kitapları yayımlanır. Artvin-Şavşat’ta görev yaparken de soruşturmalardan bir türlü kurtulamayan Baykurt, 1959’da Ankara’ya sürgüne gönderilir. Sürgün edildiği yer Teknik Öğretim Müsteşarlığı Yapı İşleri Bölümü’dür. Gazetedeki bir yazısından dolayı altı ay açığa alınır. 27 Mayıs 1960 Devriminden sonra ilköğretim müfettişi olarak mesleğine döner. 1962’de ABD’ye giden Baykurt, orada bir yıl ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi görür.

ÖĞRETMENLERİN ÖRGÜTÇÜSÜ

1965’te kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kurucu başkanı olan Baykurt, kısa sürede iyi bir örgütçü olduğunu kanıtlar. Yoğun baskılar altında ve bol sürgünlerin yaşandığı yıllarda arkadaşlarıyla birlikte TÖS’ü büyütür. TÖS, milli eğitimde uygulanan ABD projelerine karşı çıkar; ulusal-halkçı eğitimi savunur, toprak reformunun yapılmasını ister, petrol ve madenlerimizin yabancılar tarafından talan edilmesine karşı mücadele yürütür. TÖS önderliğinde Ankara’da 15 Şubat 1968’de büyük öğretmen yürüyüşü başarıyla gerçekleşir. 4-8 Eylül 1968’de Devrimci Eğitim Şurâsı toplanır. Baykurt birleştiricidir. Sayıları az da olsa ilkokul öğretmenlerinin kurduğu İlk Sen’le birlikte eylem yapmaya önem verir. Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) TÖS’e katılımını Baykurt sağlar.

Değişik zamanlarda yurt gezisine çıkan Fakir Baykurt, özellikle köy öğretmenleri tarafından ilgiyle karşılanır. TÖS’ün gelişmesinden rahatsız olan gerici çevreler, TÖS’e ve Baykurt’a çeşitli iftiralar atar, öğretmenlere ve Baykurt’a fiili saldırıda bulunurlar. Açığa alınan Baykurt mahkeme kararıyla mesleğine döner. Milli Eğitim hemen onu Gaziantep –Islahiye– Fevzipaşa Ortaokulu’na sürgüne gönderir. 7 Temmuz 1969 tarihinde Kayseri’de başlayan TÖS Genel Kurulu’nun yapıldığı sinema salonu ikinci gün kundaklanır. 800 kişinin bulunduğu sinema taşlanır, ateşe verilmek istenir. Baykurt arkadaşlarıyla birlikte saldırıya karşı direnir. Birçok öğretmen yaralanır, ölümden döner. Askerlerin denetiminde Kayseri’den otobüslerle çıkarılan öğretmenler Ankara’ya getirilir. TÖS Genel Kurulu Ankara’da tamamlanır. Öğretmenlerin can güvenliğinin kalmadığı, sürgün edildiği koşullarda dört gün süren TÖS Boykotu, 15-18 Aralık 1969 tarihleri arasında büyük bir katılımla ve başarıyla sonuçlanır.

Fevzipaşa’da iki yıldan fazla sürgünde kalan Baykurt, öğretmenlikten ayrılarak Ankara’da ODTÜ’de işe başlar. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’nden sonra tutuklanan Baykurt, 11 ay 10 gün cezaevinde kalır. Yargıda aklanan ancak Anayasa değişikliğiyle kapatılan TÖS yerine daha sonra TÖB DER adını alacak olan TÖB kurulur. Cezaevinden çıktıktan sonra öğretmenliğe dönemeyen Baykurt, sigorta kesintilerini öder, 1976’da emekli olur.

47 yaşında emekli olan Baykurt tüm zamanını okumaya, yazmaya verir. 1978’de Kültür Bakanlığı’na danışman olan Baykurt, anarşi ve cinayetlerin hüküm sürdüğü ortamda 1979’da ülkemizden ayrılır. Avrupa’daki göçmen işçi yaşamını izlemek için Kültür Bakanlığı görevlisi olarak Almanya’ya gider ve oraya yerleşir. Baykurt, orada da öğretmenlik yapmaya, yazı yazmaya devam eder. Avrupa’daki işçilerin sorunlarını kaleme alır, yeni yapıtlar ortaya çıkarır.

Fakir Baykurt, ülkemizdeki köy edebiyatının gelişmesine büyük katkıda bulunan bir yazardır. “Yapıtlarımın esin kaynağının yüzde 75’ini yaşam, yüzde 25’ini ise düş gücüm oluşturur” diyen Baykurt, hep ezilen, sömürülen insanların öyküsünü yazar. Sekiz kitaptan oluşan özyaşam serisi önemli yapıttır; özyaşamını yazma konusunda tutuk olan tüm aydınlarımıza örnek bir davranıştır bu.

BOL ÖDÜLLÜ YAZARLIK

Bazı yapıtları sinema ve tiyatroya uyarlanan Fakir Baykurt, birçok ödülün de sahibidir. Aldığı ödüllerin bazıları şunlardır: 1958 Yunus Nadi Roman Ödülü (Yılanların Öcü), 1970 TRT Sanat Ödülleri (Tırpan), 1970 TRT Sanat Ödülleri (Sınırdaki Ölü), 1971 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü (Tırpan), 1974 Sait Faik Hikâye Armağanı (Can Parası), 1978 Orhan Kemal Roman Armağanı (Kara Ahmet Destanı), 1979 Tiyatro 79 Dergisi tarafından Yılın Oyunu Ödülü (Sakarca), 1980 Avni Dilligil Tiyatro Ödülü (Tırpan), 1984 Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü (Barış Çöreği), 1985 Alman Endüstri Birliği (BDI) Yazın Ödülü (Gece Vardiyası), 1998 Sedat Simavi Roman Ödülü (Yarım Ekmek).

Özü hep çocuk kalır Baykurt’un. Yolda giderken bile kaldırımdaki ağaçların dallarına sıçramayı sever. Yarenlik yapmaktan hoşlanır. Oturduğu mahallede yol kenarındaki ağaçlara ağkurtları dadanınca mahalle gençleriyle ağaçlardan kurt kesesi toplayacak kadar doğa dostudur o. Zorluklardan hiç yılmaz. Zamanını çok iyi değerlendirir; zaman değerlendirme ustasıdır. Toplumcudur.

“Bahçeleri çitsiz, kilitsiz kapısız bir dünya” özlemiyle 11 Ekim 1999’da, 70 yaşındayken aramızdan ayrılır Baykurt. Bu ayrılık bedenendir; sayıları 40’ı bulan kitaplarıyla hep aramızda yaşıyor.

AYDIN KARATAŞ/ AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir