Selenga/DENEME-Emekli yazıları12

Bir emekli derneği AYM’ye başvuruda bulundu.

Başvurunun içeriği emekli maaş artışlarındaki adaletsizlik olarak gösterildi.

TümEmekDer, yüksek prim ödeyen emeklinin daha düşük zam aldığını ileri sürüyor.

Bu durumun Anayasanın “eşitlik ilkesi”ne aykırı olduğunu iddia ediyor.

Maaş adaletsizliğinin temelinde yatan gerçekten bu mu?

2026 yılı artış oranlarında derin uçurum olduğu ileri sürülmektedir.

Dernek, “eşit prim, eşit maaş” ilkesini öne sürerek başvuruda bulundu.

Emekli maaşlarında “yüzde” uçurumundan sözedilmektedir.

Dernek Genel Başkanı Çalışkan’a göre;

Emekli Sandığı mensupları yüzde 18,60 zam alırken,

Yüksek prim ödediğini ileri sürdüğü SSK ve BAĞ-KUR emeklileri yüzde 12,19 zam aldığını belirtiyor.

Genel Başkana göre bu durum Anayasanın “eşitlik ilkesi”ne aykırıymış!

Sistem yüksek prim ödeyeni cezalandırıyormuş!

Derneğin öne çıkan talepleri:

“En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi.

Oluşacak farkın tüm emekli gruplarına ayrım gözetmeksizin yansıtılması.

Hizmet süresi ve ödenen prim esas alınarak “eşit prim, eşit hizmet, eşit maaş” ilkesinin hayata geçirilmesi.

Dernek, mevcut “kök maaş + taban aylık” uygulamasının uzun yıllar sisteme yüksek katkı sunan emeklileri mağdur ettiğini ve bu durumun ivedilikle düzeltilmesi gerektiğini savundu.”

Siyasi iktidarlar emeklileri sürü dönemindeki gibi “yük” olarak görmektedir.

Bir yandan 2026, “Yaşlılar Yılı” ilan ediliyor.

Diğer yandan emekliler sefalet zammına mahkûm ediliyor.

Oysa “Devletin itibarı binaların ihtişamıyla değil, emekli yurttaşlarının refah düzeyiyle ölçülür.” (Demirel)

Emeklilik sistemi üzerinde iktidarlar sık sık değişiklikler yapıyor.

2002 yılından beri yapılan değişikliklerin çokluğu konusunda inceleyenler de şaşkın.

Toplumsal bir grup olarak sayıları arttıkça mevzuatı da sürekli değişikliğe maruz kaldı.

Değişikliklerin içeriği herdaim olumsuz oldu.

Emeklilerin lehine şimdiye kadar elle tutulur dişe dokunur bir düzenleme olmadı.

Emekli kitlesinin durumu durmadan kötüye gitti.

Konumuza dönersek…

Emekliler arasındaki zam oranlarının farklılığı mı adaletsizlik yaratıyor

Ya da Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık mı taşıyor

Yoksa gerçek adaletsizlik hükümetlerin sınıfsal tercih farkından mı kaynaklanıyor?

Zam oranlarındaki fark;

Emekli Sandığı’na bağlı ve genellikle eğitim seviyesi yüksek 4C diye sınıflandırılan memur emeklilerinin (toplu sözleşme+ enflasyon farkından oluşan) yüzde 18,60 ile SSK ve BAĞ-KUR’a bağlı ve genellikle düşük ve orta eğitim seviyeli 4A ve 4B diye adlandırılan emeklilerin taban maaş (en düşük emekli maaşı) alanlar için (20 bin liraya tamamlamayla) yaklaşık yüzde 18,47 ve yüksek prim ödeyenler (yani kök maaşı tabanın üstünde olanlar için) altı aylık TÜFE oranı olarak sadece yüzde 12,19 oldu.

Dernek kafayı buradaki yüzde 12,19 ile yüzde 18,60 zam oranları arasındaki 6,41’lik farka takmış.

Bu farkın eşitsizlik yarattığını, Anayasaya aykırı olduğunu, adaletsizlik yarattığını ileri sürmektedir.

Eğitim farkını hesaba kattığı yok!

Ona göre bir inşaat işçisi ya da lise mezunu bir katiple üniversite mezunu bir öğretmen, yüksek lisanslı bir profesör aynı emekli maaşı almalıdır. O zaman Anayasaya, uygunlaşacak durum ve eşitlik sağlanmış olacak(!)

DEVAM EDECEK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir