Fakir Baykurt sevgisi

Aramızdan yirmi yıl önce ayrılan değerli yazar, örnek öğretmen örgütçüsü Fakir Baykurt, 1990’daki bir yazısında ‘Köy Enstitüleri olmasa, birçok arkadaşım gibi ben de okuyamaz, öğretmen olamazdım. Bunun yerine çok adanmış bir tarikatçı olurdum’ diyor.

Bugün birçok yoksul çocuğumuz ne yazık ki tarikatların ağında. Fakir Baykurt ise 1940’ların koşullarında Gönen Köy Enstitüsü’nde okuyarak, kendisini sürekli yetiştirerek seçkin bir yazar oldu. “Yılanların Öcü”, “Kaplumbağalar” , “Tırpan” gibi başyapıtlar yazdı. “Kara Bayram”, “Irazca”, “Kır Abbas”, “Dürü” gibi unutulmaz “tip”ler yarattı.

O, her koşulda yazmaya zaman ayırdı. Barış Zinciri kitabımı alınca 29 Nisan 1992’de yazdığı mektupta “…Gittikçe çoğalan sorumlulukların ve işlerin arasında yazmaya bir parça zaman bulabilmeni dilerim. Gerçekte zaman denen büyük değerin görece bir özelliği var. Hiçbirimizin işi, Tonguç’unkinden daha başımızdan aşkın olamaz. O ne iyi bir örnektir; onca işi arasında yazmaya da zaman bulabiliyordu.”

Köy Enstitüsü’nde okuduğu yıllardan ölünceye değin yazdı. Köylüyü, kentliyi, işçiyi, Almanya’daki gurbetçiyi kısaca insanı yazdı. Arı, duru, akıcı bir Türkçe kullandı. Yapıtlarıyla birçok ödül aldı. Bundan tam 20 yıl önce 11 Ekim 1999’da aramızdan ayrıldı.

Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı olduğu dönemde “Devrimci Eğitim Şurasını” (1968), “Büyük Öğretmen Mitingi, Yürüyüşü” ve “Büyük Öğretmen Boykotu”nu (1969) gerçekleştirdi.

TÖS’ün 1969’da, Kayseri Alemdar Sineması Genel Kurulu’nu kışkırtılmış yobazlar bastığında, Genel Başkan Fakir Baykurt arkadaşlarıyla yılmadan hepimizi savundu. Yüzlerce öğretmenin, Sivas Madımak benzeri yakılmaktan, kıl payı kurtulduğu bu toplantıda ben de genç bir öğretmen olarak Denizli Tavas delegesiydim. Kitaplarını okuyarak sevdiğim Fakir Baykurt o gün hepimizin gözünde, yüreğinde daha çok değer kazandı.

Öğretmenlik yaparken sürgün oldu, bakanlık Emrine alındı, 12 Mart’tan sonra TÖS davasından tutuklu kaldı.

1960’dan sonra ünlü Yılanların Öcü romanının oyunlaştırılarak Devlet Tiyatrolarında oynanmasına karar verilir. 1962 yılında Cumhuriyet Senatosu’nda Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi görüşülürken bu konu tartışılır.

Adalet Partisi (AP) Samsun Senatörü Tevetoğlu, bu yapıtından dolayı Fakir Baykurt’un müfettişlikten alınmasını, sınıfa sokulmaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürür:

“Bu eserin Türk tiyatrosunda oynanmasına asla ve asla Türk Cumhuriyet Senatosu ve Türk umumi efkârı razı olamaz. Bu bir sanat skandalı değildir. Bu doğrudan doğruya kültür Bolşevizm’inin bu memlekette uygulanması için harcanan zararlı çabalar ve direnmelerdir. Buna müsaade etmeyeceğiz.”

Yılanların Öcü oyunu Devlet Tiyatrolarında oynanmaz. Bu tartışmalar olurken filmin de yasaklanmasını isteyenler olur. Bu arada filmi izleyen Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel filmi över, böylece yasaklamaktan kurtulur.

Oysa Türkçenin başyapıtlarından olan Yılanların Öcü, 1958 yılında Yunus Nadi Roman ödülünü kazandı. Çok beğenilen filmlerinden sonra geçen yıllarda dizi oldu. Roman olarak da birçok baskı yaptı.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir