İşte İdlib’deki ‘başıbozuklar’

Uğrunda Suriye ve lideri Esad’a düşmanlık yapılan İdlib’deki terör grupları

İdlib’de çeşitli adlar altında onlarca örgüt var. İdlib’in büyük bölümünde hâkim olan Heyet Tahrir Şam (HTŞ), El Kaide’yle bağlantılı örgütler ve Ankara’nın desteklediği gruplar…

İşte İdlib’deki ‘başıbozuklar’!

Tam olarak “At izinin it izine” karıştığı İdlib’de faaliyet gösteren örgütleri üç cephede toplamak mümkün. İdlib’in büyük kısmına hâkim HTŞ, El Kaide bağlantılı diğer örgütler ve Türkiye’nin desteklediği Ulusal Kurtuluş Cephesi. HTŞ ve El Kaide bağlantılı diğer örgütlerin toplamda 25-30 bin dolayında teröristi bünyesinde bulundurduğu ifade ediliyor.

Aydınlık Haber Merkezi’nin hazırladığı çalışmaya göre, Türkiye’nin desteklediği ve geçen yıl tek çatı altında toplanan Türkmenler ve İhvancı yapıların oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi/ÖSO ittifakının ise toplamda 70 bin savaşçısı olduğu belirtiliyor.

İrili ufaklı onlarca “muhalif” grup ya da terör örgütü, Suriye Ordusu’nun İdlib’e yönelmesiyle filli bir ittifaka girişti. Öyle ki bir süre önce HTŞ ile savaşan Ahraru’ş-Şam ve Türkiye’nin desteklediği ÖSO içinden bazı gruplar, İdlib’in güneyine inerek ön cephede savaşa katıldı.

Türkiye’nin, bugün “ılımlı muhalif” olarak tanımladığı ÖSO ile resmiyette terör örgütü olarak tanısa da bugün “terörist” demekten kaçındığı ve “başıbozuk” diye nitelendirdiği yapıların iç içe geçtiğini söylemek abartı olmaz.

Peki, kim bu örgütler?

1) HEYET-İ TAHRİR ŞAM (HTŞ)

Tartışmasız İdlib’in hakim gücü bugün Heyet-i Tahrir Şam (HTŞ). 15 bin savaşçının yanı sıra binlerce sivil görevlinin bünyesinde çalıştığı tahmin ediliyor.

HTŞ yani El Nusra, El Kaide’nin Ebubekir Bağdadi liderliğindeki Irak kolu Irak İslam Devleti (IİD) Örgütü’nün, 2011’de Suriye’ye gönderdiği Ebu Muhammed Colani önderliğinde kuruldu.

Suriye’deki kargaşadan yararlanarak hızla büyüyen El Nusra’nın lideri Colani ile Bağdadi’nin arası açılınca, Bağdadi, El Nusra’yı 2013’te feshettiğini duyurdu. Bağdadi aynı açıklamada, IİD’nin Suriye’ye doğru genişlediğini belirterek, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin kuruluşunu ilan etti.

Bu süreçte El Nusra, El Kaide’ye bağlılığını duyurdu ancak bu durum IŞİD’in El Nusra’nın Suriye’deki insan, cephane ve parasal kaynaklarının büyük çoğunluğunu ele geçirmesini engelleyemedi.

İki örgüt arasındaki kriz, El Kaide merkez hakemliğine de gitti ancak kriz aşılamadı.

El Kaide ile bağı yüzünden El Nusra hızla ülkelerin terör listesine girmeye başladı. (Türkiye 2014’te terör listesine dahil etti.)

2014’ten itibaren IŞİD, Suriye coğrafyasına hızla yayılınca El Nusra ve diğer gruplar İdlib bölgesine sıkıştı.

Rusya’nın Suriye’de devreye girmesi ve Suriye Ordusu’nun toprak bütünlüğünü sağlamaya yönelik hızla yöneldiği operasyonlar, El Nusra’yı, diğer gruplarla birleşmeye yöneltti. Bunun için El Kaide ile bağını kopardığını duyurdu ve Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) ismini aldı.

Tabii El Kaide ile “bağını koparması” sadece görünürdeydi. Çünkü, El Nusra’nın bu adımı, El Kaide yöneticilerinin “Şam cihadının yararına ve diğer örgütlerle birleşmek için ne gerekiyorsa yapılmasını” salık vermesinin hemen ardından gelmişti. Ancak isim değişikliği de ŞFC’nin sadece küçük birkaç grupla birleşmesini sağlayabilmişti. 

Bu süreçte denkleme “Astana üçlüsü” girdi. ŞFC, Astana’ya karşı çıkan grupları yeniden bir çatı altında ve kendi önderliğinde bir araya getirmek için “İdlib’de sivil yönetim” girişimini başlattı.

2017’de Nureddin Zengi Hareketi, Liva’ul Hak gibi birkaç grupla bereber ve Colani’nin askeri önderliğinde Heyet-i Tahriru’ş-Şam (HTŞ) kuruldu. Siyasi önderi, Ahraru’ş-Şam’ın lideri olan ancak kendi örgütüyle arası açılan Ebu Cabir oldu. HTŞ, amacını “şeriatın hakimiyeti ve laikliğin reddi” olarak duyurdu.

Ocak 2017’de Astana kapsamında IŞİD ve El Nusra hariç tutularak İdlib’de ateşkes ilan edildi. Ancak ateşkesten faydalanan HTŞ, 2017’nin yaz aylarında İdlib’in diğer büyük grubu Ahraru’ş-Şam’la bir kapışmaya girdi ve Ahraru’ş-Şam büyük bir yenilgi aldı.

Bu tarihten sonra HTŞ, hızla genişleyerek ve diğer örgütleri bünyesine zorla ya da gönüllü olarak katarak, Suriye Ordusu’nun kapsamlı operasyon başlattığı 2019 sonuna kadar İdlib’in yüzde 95’ine hakim oldu.

El-Kaide’nin devamı olduğu iddiasıyla şimdiye dek HTŞ’yi ‘terör örgütü’ olarak tanımlayan Washington, Türkiye ile Rusya’nın yaşadığı İdlib geriliminden sonra bu grubun bir süredir sadece Suriye Ordusu’yla mücadeleye odaklandığını ve uluslararası bir tehdit oluşturmadığını duyurdu.

2) EL KAİDE’YLE BAĞLANTILI ÖRGÜTLER

Türkistan İslam Partisi (İTP)

2011’den beri Suriye’nin kuzeyinde varlık gösteren örgütün bünyesinde Çin’in Uygur bölgesinden gelen cihatçılar yer alıyor. Cisr eş-Şugur bölgesinde faaliyet gösteriyor. HTŞ ve diğer örgütlere karşı olsa da bu örgütleri karşısına almaktan kaçınıyor. Hatta zaman zaman örgütlerle ortak saldırılar düzenliyor.

Hurras ed-Din

HTŞ’den ayrılanlarca ve doğrudan El Kaide liderliğinde kurulan ve doğrudan El Kaide liderinden talimat alan Hurras ed-Din, diğer El Kaide yanlısı gruplar içerisinde en güçlü örgüt olarak öne çıkıyor.

El Kaide bağlantılı diğer örgütler: Ecnad el-Kafkaz, Ketaib el-Feth, Ensaruddin Cephesi ve Cemaat-i Ensaruddin. Ancak bu örgütlerin toplamda en fazla 6-7 bin “savaşçısı” bulunduğu tahmin ediliyor.

3) ULUSAL KURTULUŞ CEPHESİ (UKC) VE ÖSO

İdeolojik açıdan en karışık cephe örgütü olan Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin bünyesinde Feylak el Şam, Ceyş el Ahrar, Ceyş el Nasr, Ahraru’ş-Şam, Nureddin Zengi gibi onlarca örgüt bulunuyor. Bu örgütlerden birçoğunun CIA denetimindeki “Askeri Operasyonlar Koordinasyon Odası”ndan ve Körfez ülkelerinden askeri ve finansal destek aldığı biliniyor.

AA’nın bildirdiğine göre Ekim 2019’da bu cephe, Türkiye’nin doğrudan desteklediği ÖSO (yeni adıyla Suriye Milli Ordusu) ile birleşti. Birleşmeyi “Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa” şöyle duyurdu: “Milli Ordu ve Ulusal Kurtuluş Cephesi’ndeki teşkilat, sektör ve birim komutanlarının kararlı faaliyetlerinin ardından bugün Milli Ordu ve Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı altında, tek bir düzenli askeri ordunun çatısı altında birleştiğini deklare ediyoruz.”

UKC ile birleşen ÖSO içerisinde ise çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu Sultan Murat Tugayları, Fatih Sultan Mehmet Tugayları ve Hamza Tugayları gibi birkaç örgüt daha bulunuyor. Başında Selim İdris’in olduğu ÖSO, Afrin ve Fırat Kalkanı Bölgesi’nde “polis gücü” olarak görev yapıyor. Aynı zamanda İdlib’de de faaliyet gösteriyor. TRT’ye göre toplam gücü 60 bin kişi. AA’ya göre tek çatı altında birleşen ılımlı muhaliflerin toplam sayısı 70 bini geçiyor. Ancak sahadaki duruma bakıldığında bu sayının, “muhaliflerin” terör örgütlerinden daha fazla olduğu izlenimi yaratmak için şişirildiği anlaşılıyor.

[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]
Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir