İti qovan kimi govmuştur

Sovyetler Birliği döneminin meşhur Erivan Radyosu fıkralarından biriydi:

Erivan Radyosu’na gelen bir soru: Dünya savaşı çıkacak mı yoldaşlar?

Erivan Radyosu cevaplıyor: Hayır çıkmayacak. Ama barış için öyle şiddetli bir mücadele vereceğiz ki taş taş üstünde kalmayacak

Bugün Ermenistan’da durum biraz buna benziyor. Kafalarında kurup durdukları Ermeni İdeali için kaynaklarını o kadar zorladılar ki sonuçta kendi başkentlerinde görülmemiş bir moral yıkımla baş başa kaldılar. “Fırat’tan Kura’ya Büyük Ermenistan’ı” kurmaya kalkan soytarılar, şimdi Erivan sokaklarında birbirilerini boğazlıyor. Uzmanlar, Ermenistan’ın bir iç savaşın eşiğine sürüklendiğini, durumu toparlamayı başaramazlarsa Ermenistan devletinin toptan yok olabileceğini söylüyor.

KENDİNİ KANDIRAN BİR HALK

Başbakan Paşinyan, teslim anlaşmasını halkından gizli imzaladı. Mazereti ise gerçekten ilginç: “Anlaşmayı gizlice ve acilen imzalamak zorundaydım, çünkü ordu artık tükenmişti, komutanlar hemen ateşkes istiyordu, halk ise buna hazır değildi.” Paşinyan, bu sözleri ile savaş boyunca kendi halkını kandırdığını itiraf ediyor.

Gerçekten de Ermeniler, Azerbaycan’a saldırdıkları günden itibaren kazandıklarına inanmışlardı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı her gün Ermeni hedeflerinin nasıl leblebi çerez olduğunun videolarını yayınlarken, -alışık oldukları şekilde- kendi efsanelerine sığınmayı seçiyorlardı. Onlara kalırsa, 1980’lerin konsepti ile donatılmış, intikam hissinden başka bir yakıtı olmayan Ermenistan ordusu, Azerbaycan’a çok ağır kayıplar verdiriyordu! Hadrut’a Azerbaycan bayrağı dikildiğinde “bu görüntüler montaj” diyorlardı. Şuşa tamamen teslim alındığında bile hala “Ermeni zaferinden” konuşuyorlardı.

Ermenistan Savunma Bakanının Şuşa’dan çekilirken söylediği söz kayda değer: “Kazanma iradeniz yerli yerinde ise hala kaybetmiş sayılmazsınız.” Laf çok güzel, pek felsefik ama, sanki savaşan askerlere değil de ölümü beklerken direnmeye çalışan bir hastaya söylenmiş gibi duruyor. Hastanın zaten ölmüş olduğunu anlamak içinse çok beklememize gerek kalmadı.

BİR SOROS ÇOCUĞUNUN HAZİN SONU

Paşinyan, 2018 yılında Soros’un turuncu devrimlerinden biri ile iktidara geldiğinde pek havalıydı. Batılı devletlerin desteği ile adeta ayakları yerden kesiliyordu, çevresinde çok güçlü bir medya/sosyal medya ve “sivil” toplum ağı kurmuştu.

Bu dallı-güllü ekibin pireyi deve yapmakta ve yalan üretmekte ne kadar mahir olduğunu bizdeki benzerlerinden tahmin edebilirsiniz. Paşinyan için de üfürdükçe üfürüyorlardı. Ancak, zaten bir bütün olarak yalanlar üzerine kurulmuş olan Ermeni söylemi, bir de Sorosçu entellerin propaganda makinesine girince ortaya devasa bir fantezi balonu çıktı. Balon patladığında oluşacak yıkımı kaldırmaya ne Paşinyan’ın ne de Ermenistan’ın gücü yetebilirdi. Nitekim öyle de oldu. Paşinyan, şimdi açıklamalarını savunma bakanlığına ait bir sığınaktan yapıyor. Soros’un parlak çocuğu, adeta bir sıçan gibi kendi halkından saklanıyor.

ONURSUZ BİR MAĞLUBİYET

Şimdi Ermenistan’da herkes birbirini suçluyor, Paşinyan için bile suçlanacak birileri var. En çok kullanılan sözcük ‘ihanet’ ama, Ermenileri biraz tanıyan bir göz tüm ihanetlerin unutulup geriye sadece “mazlum Ermeni masalına uygun” ihanetin kalacağını tahmin edebilir. Bu, “Batılılar bize ihanet etti, Avrupa bizi sattı” söylemidir. Ermenistan açısından yenilgiden daha acı olan bir şey varsa, ağır bir yenilginin bile gözlerini açmaya yetmemesidir. Ermeniler hala Fransa’nın, ABD’nin onlara yardım edebilecekken etmediğini sanıyor, güvendikleri dağların çoktan eriyip gittiğini, o dünyanın geçmişte kaldığını anlamıyor.

Tarih, uyduruk ideallerin peşinden koşan ahmaklar için bir utanç galerisidir. Şimdi Ermenistan da o galeride yerini alıyor. Ermeni eliti, üzerine çöktüğü toprakların sonsuza dek elinde kalacağını sanıyordu. Dünyadaki büyük değişimi, bölgedeki büyük değişimi okuyamadılar. Gözlerini zamanın ve coğrafyanın gerçeklerine kapamışlardı. Emperyalist Batı’nın dişlerinin döküldüğünü, ülkelerin kaderlerine kendi iradeleri ile yön verecekleri yeni bir dönemin geldiğini anlayamadılar. Azerbaycan ordusu Karabağ’ın kalbine girdiğinde, teslim anlaşmasına saatler kaldığında bile, bir gözleri Batılı başkentlerde, hala kabadayılık yapıyor, zafer naraları atıyorlardı. Kaybettiler. Son ana kadar hülyalar aleminde yaşadıkları için sadece savaşı değil, onurlarını da yitirdiler. Bugün yaşadıkları büyük travmanın sebebi de budur. Emperyalist dostlarına güvenip otuz yıldır insan gibi bir anlaşma yapmaya yanaşmadıkları için Azerbaycan askeri onları “iti qovan kimi qovmuşdur.” AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir