Kim doğru söylüyor?

Kuraklık tehlikesi mi var doğal döngüde yağışlı dönem mi geliyor?

İran savaşı esnasında Amerikan üs ve radarlarının vurulup tahrip edilmesini müteakiben İran ve Türkiye’de bahar yağmurlarının aniden yükselmesi nedeniyle kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan ABD’nin “atmosferimize müdahale ettiği ve yağmurlarımızı çaldığı” şeklindeki efsaneler üzerine konu bilim insanlarının da gündemine oturdu.

Sosyal medya adeta bu konuda çıldırdı.

BAE’deki ABD radarı…

Tartışmanın odağı haline geldi.

İran füzeyle vurdu.

Öncesinde İran ve Türkiye’de kuraklık vardı.

Aniden yağışlar yoğunlaştı.

İki ülkede de barajlar doldu taştı.

Ülkede bilimden nasibini almamış çevreler medyayı derhal işgal etti.

Yok, yağmurumuzu çalıyorlardı.

Tohumlama yöntemleriyle iklimimize müdahale ediyorlardı.

İngiliz siyasetçi George Galloway, BAE’deki ABD radarının İran ve Türkiye’deki iklimi etkilediği yönündeki iddiaları tartışmalara tuz biber ekti.

İddiaya göre, hava durumu -iklim bir savaş silahı olarak kullanılmıştı.

ABD ve İsrail’in radarlar ve benzeri teknolojilerle (yüksek frekanslı sistemler, bulut tohumlama veya atmosferik müdahaleler yoluyla) İran ve çevresindeki ülkelerin yağışını engellediği, kuraklığa yol açtığı iddia edildi. Radarların devre dışı kalmasıyla bu “abluka” bozuldu ve yağışlar geri döndü. Galloway, bunu “havanın silah olarak kullanıldığının kanıtı” olarak nitelendirdi.

“İDDİALARIN BİLİMSEL TEMELİ YOK”

1 Mayıs 2026 İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar BAE’deki ABD radarının “iklim sabotajı” iddiasına sert çıktı:

“Hiçbir güç atmosferi kontrol edemez.”

“Dünyada hiçbir güç yağmuru durduramaz ya da kuraklık yaratamaz”

İklim Bilimci…

TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi…

Prof. Dr. Doğan Yaşar özetle şu açıklamada bulundu:

“İddiaların bilimsel temeli yok.

Hava durumunun bir silah olarak kullanılması mümkün değildir.

Hiç kimse yağmur yağdıramaz,

Ya da yağmurun önünü kesemez.

Atmosferi ve hava olaylarını hiçbir canlı, hiçbir şekilde engelleyemez.

İklim belirli döngüler çerçevesinde hareket eder.

Bu değişimler binlerce yıldır bilinmektedir.

Yağışlı ve kurak dönemler, 8-10 yıllık periyotlarla birbirini izler.

Yaşadığımız hava olayları doğal bir döngünün parçasıdır.

İklim süreçlerinde rastgelelik yok, müthiş bir sistem var.

2026 yılı itibarıyla yeni bir yağışlı döneme girdik.

Önümüzdeki 8-10 yıllık süreç ortalamaların üzerinde yağışlı geçecek.

Bulut tohumlama yöntemi 1946’da ABD’de başladı.

Ancak dünya genelinde beklenen başarıyı sağlamadığı için terkedildi.

1992 yılında İstanbul’da 20’den fazla bomba atıldı.

Bir damla bile yağış düşmedi.

Yağmur için atmosferin belirli fiziki şartlara sahip olması gerekir.

Öncelikle havanın ılık,

Atmosferin soğuk olması ve

Havada çöl tozlarının bulunması gerekir.

Bu üç şart bir araya gelmeden yağmur yağmaz.

‘Bulut geçerken ben sağdım’ gibi bir dünya yok.”

TÜRKİYE’NİN SU SORUNU DEĞİL SU YÖNETİMİ SORUNU VARDIR

Yaşar Hoca, Türkiye’nin su sorununun olmadığını,

“Su yönetimi sorunu” olduğunu belirtiyor.

İki adımda sorunun çözüme kavuşacağını ileri sürüyor:

“Barajlardan suyu kapalı sistemle tarlalara getirelim.

Arıtılan suları denize vermek yerine tarıma kazandıralım.”

Radarla iklim kontrolü masallarıyla uğraşmayalım!

GALLOWAY’İN İDDİLARI DEMANS BELİRTİSİ VE BİLİM DIŞI

Galloway’in iddiaları “demans belirtisi” ve “bilim dışı”dır.

Dış kaynaklı manipülasyon ve provokasyonlara dikkat çekti.

BURDUR’UMUZDA DA SU YÖNETİMİ SORUNU

Gerçekten de bölgemizde ve Burdur’umuzda da “su yönetimi sorunu” yaşamıyor muyuz?

Siyasetçilerimiz her ne kadar buharlaşmaya aşırı bir etkenlik atfetseler de bilim insanlarımız aynı görüşte değiller.

Burdur Gölü’nün aşırı derecede çekilmesi ve kurumaya doğru -bazı bilim insanlarımıza göre artık “geri döndürülemez seviye”ye kadar- ilerlemesinde esas amil “su yönetimi sorunu”dur. Göl’ün can damarları olan akarsuların baraj ve bentlerle engellenmesi, gölün çevresindeki yerleşimlerden ruhsatlı-ruhsatsız 3.000’i aşkın sondajla gölün canının çekilmesi gölün ölümüne yol açmıştır.

BUNA KARŞILIK KURAKLIK UYARISI

Buna karşılık Nisan sonlarında Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi bir başka Hoca,

Prof. Dr. Murat Türkeş’ten uyarı geldi;

Türkiye’nin bu yaz sıcaklık rekoru kıracağı konusunda…

Bu yıl kuvvetli bir El Nino etkisi yaşanacağını,

Bu yüzden yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini iddia etti.

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE KURAKLIKTIR

Türkeş Hoca özetle şunları söylüyor:

“Yüzey sıcaklıklarındaki artış eğilimi sürmektedir.

İklim değişikliğiyle El Nino birliği sıcaklıkları birçok bölgede aşırı yükseltecektir.

Türkiye’yi bekleyen tehlike kuraklıktır.

Son yıllarda sonbahar ve kış yağışları giderek azaldı.

Senaryolara dikkat çekti.

2040 yılı sonrasında çölleşme gerçekleşecek.

Tam kurak iklim koşulları coğrafi olarak yerleşebilecek.

Bu sürecin, Suriye’den içeri sokularak Güneydoğu Anadolu, Konya Havzası, İç Batı Anadolu ve hatta Trakya’da çöl benzeri araziler oluşması şeklinde cereyan edebilecektir.

Kuraklaşma, Türkiye’yi su fakiri bir ülke durumuna sokabilecektir.

Bu durum, gıda güvenliği açısından ciddi sıkıntılar yaratacaktır.”

Halk kime inanacak?

Birisi yağışlı bir döngüye girdik diyor;

Diğeri eski kurak döngünün devam ettiğini,

Bu yaz kavrulacağımızı ileri sürüyor.

Yaşayıp göreceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir