Köprülerin altından çok sular aktı “ey Amerika!”

Son zamanlardaki dövizde esen rüzgârlar, o günlerin canlı tanığı, aynı zamanda mağduru olarak bana Ecevit’in 3’lü koalisyon hükümetinin 2000-2001’lerdeki Türkiye ekonomisinde cereyan eden gelişmeleri, o kıyamet günlerini hatırlattı. Batı emperyalizmi, ABD emperyalizminin mazlum Irak milletinin üzerine haydut gibi çökmesi projesine destek vermeyen Ecevit Hükümeti’ni, içindeki beşinci kolları aracılığı ve Doyç Bank (Deutsche Bank) üzerinden 1 milyar dolarla çökertmişti. O zaman da Ecevit’in en büyük zaaflarından biri olarak tarihe geçmiş olan Hüsamettin Özkan gibi FETÖ unsurları devredeydi. Kritik köşebaşlarının adamı Bahçeli’nin erken seçim çıkışıyla koalisyonun 3 partisi de yüzde 1’lerle baraj altı kalmışlardı. Bir gecede faizler yüzde 7 binlerde oynuyordu. Dövizin hızına dayanabilen kalmamıştı. Fiyatlar öylesine oynak hale gelmişti ki, bir günü bir güne uymuyor; astronomik rakamlarla artan fiyatlar ertesi günü astronomik rakamlarla düşüveriyordu. O zamanlar Antalya’da inşaat işleriyle uğraştığım için o dönemi etimde ciğerimde yaşadım.

ÖDEME GÜÇLÜKLERİ ALARM VERİYOR

Ekonomide işler gene iyi gitmiyor. Son seçim ve halk oylamasındaki orantısız harcamalar, bütçe açığını ayyuka çıkardı. Hükümet, nakde aşırı sıkıştı. İlimizdeki 2 yüzme havuzu inşaatının durmasında da görüldüğü gibi ödeme güçlükleri aşırı yakıcı hale geldi. Önümüzdeki dönemde ödemelerde sıkıntı yaşanacağının sinyalleri alarm işareti veriyor.

Esnaf, tüccar ve işadamının durumu fecaat derecesinde. Ticaretle uğraşanlar alışverişin bıçak gibi kesildiğini belirtiyorlar.

Hükümet de işin farkında ama tedbir olarak düşündükleri ve uyguladıkları Batı ve ABD’ye çanak tutuyor. Aldıkları yegâne tedbir, uğranılan felaketin baş müsebbibi; borçlanma…

Tüketim ekonomisi ve borçlanma gelinen durumun baş sebebidir. Üretim yok. 15 yılda Cumhuriyet’in yarattığı bütün değerleri ve varlıklar satıldı. 70 milyar dolar elde edildi. Bunun üstüne de dış dünyadan 670 milyar dolar borç alındı. Tıpkı hayran oldukları Osmanlı’nın son dönemi gibi… 1853 Kırım Savaşı’ndan sonra başlayan dış borçlanma, sanayileşmeyi ıskalayan Osmanlı’nın başını yedi. Neo-Osmanlıların durumu da aynı… Hazine borçlanıp kaza olarak kullanılan MB’na aktarıyor. 40 milyar dolara da çıkabileceği belirtilen 30 milyar dolardan sözedildiği yazılıp çiziliyor. (İsmet Özçelik/ Aydınlık)

Deneyimli gazeteci İsmet Özçelik yazıyor:

 

 

DIŞ MÜDAHALE

Şu günlerde döviz piyasası hareketli. Avro, dolar, … tutulamıyor.

Nedenini biraz araştırınca “dış müdahale” açıkça görülüyor. ABD’nin kontrolündeki yayın organları ve kuruluşlar piyasaya peş peşe manipülatif haberler sürüyor. En son Almanya bankalarının Türkiye’ye fon akışını keseceği öne sürüldü.

“Likidite zafiyeti” de olunca piyasa kontrol edilemez hale geldi.

TÜRKİYE SIKIŞTIRILIYOR

Son dönemde yaşanan hızlı gelişmeler ABD’yi çok rahatsız etti. Türkiye, Rusya, İran, Irak, Suriye işbirliği kabul edilemez bulundu. FETÖ ve PKK’nın etkisizleştirilmesi ilişkileri gerdi. “Fırat Kalkanı Harekâtı” ile “ABD-İsrail Koridoru”nun kesilmesi not edildi.

En son ABD İstanbul Başkonsolosluğu elemanı Metin Topuz’un tutuklanması bardağı taşırmış oldu.

Ekonomik kriz için düğmeye basıldı. “Sistematik bir saldırı” başlatıldı.

KRİZ DÖNEMİNİN BÜROKRATLARI

Kriz döneminde ekonomi bürokrasisinde üst düzey görevlerde bulunan bürokratlarla o günleri tartıştık. Bugünle benzerliklerini konuştuk. “Biz bu filmi daha önce görmüştük” dediler. Ekonomi yönetiminin yanlışlarının ekonomiyi dış müdahalelere açık hale getirdiğini vurguladılar.

Büyük bir oyun oynandığını, yabancı ağırlıklı olan borsanın düşürülmediğini, “canlı bomba” gibi tutulduğunu ifade ettiler.

Türkiye’deki işlerin genelde Londra’dan takip edildiğini belirttiler. Daha önce Londra’da çalışan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in bu gerçeği iyi bildiğini hatırlattılar. Londra finans çevrelerine dikkat çektiler.

ASIL AMAÇ İSTİKRARSIZLAŞTIRMA

Yaşananları Türkiye’yi Irak ve Suriye’de frenlemek olarak yorumlayanlar var. PKK ve FETÖ davalarını etkilemek olarak değerlendirenler bulunuyor. Ama bunlar artık esas olmaktan çıktı. Sorun çok daha büyük.

Asıl amaç Türkiye’yi istikrarsızlaştırma. Kontrolden çıkan Türkiye kontrol altına alınmak isteniyor.

Ekonomideki manipülasyonlar siyasi ayakla takviye edilmeye çalışılıyor. 2002’de izlenen yöntem uygulanıyor. Sanki 15 Temmuz ABD/FETÖ darbe girişiminin devamı.

Ama o günden bu yana köprülerin altından çok su aktı. ABD eski ABD, Türkiye de eski Türkiye değil.

Türkiye’de milli damar her zamankinden güçlü!

Ancak bu kadrolarla saldırıyı püskürtmek kolay değil. Bürokrasiye de siyasete de takviye şart.

“Milli Hükümet”ten başka çıkış da yok!

KÖPRÜLERİN ALTINDAN ÇOK SULAR AKTI “EY AMERİKA!”

Ancak bununla birlikte Amerika da eski ali kıran baş kesen Amerika değil. Gerileyen, çöküşe giden, ekonomik, siyasi, askeri, iç güvenlik bakımından büyük ve onmaz sorunları var. On parmağının altında on pireyi muhafaza edemez halde. Batı Asya Birliği hayata geçtikçe telaşlanması ve köpürmesinin temel sebebi bu gelişme. En son olarak Kürdistan’ın bağımsızlığı halk oylamasının akıbeti bunun örneği. Köprülerin altından çok sular aktı. ABD artık dünyada ve bölgede tek belirleyici olmaktan çıktı. Her kaldırdığı taşı ayağına düşürmeye başladı.

Türkiye halkı bu badireden bir milli hükümetle çıkacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir