Kurt’un kaybedişinin yedi (7) sebebi

MİNDERİ TUTUŞAN HALK, HESAP SORAR

Türkiye’de seçim kanunudur; minderi tutuşan halk iktidarı değiştirir.

Rahat ve refahı artan, geliri sürekli az da olsa yükselen bir halkı ayağa kaldıracak ve harekete geçirecek bir babayiğit gelmemiştir daha dünyaya.

Hayat pahalılığı, işsizlik, kitlelerin reel alım gücünde köklü bir düşüş hükümetlerin tepetaklak gitmesinde temel etkendir.

17 yıllık AKP hükümetlerinin birkaç yıl öncesine kadar sanki alternatifsizmiş gibi görünmesinin sebebi, sınırsız küresel sermayenin gelişmekte olan ülkelere yönelik derin iştihasıdır. Sıcak paranın bolluğu, AKP hükümetlerine, halka refah içinde bir hayat sunma imkânı vermişti.

Ancak el parasının da bir sınırı vardı.

Borçlanma ekonomisinin de bir sonu vardı.

İşte birkaç yıldır yaşanan ekonomik sıkıntının temel sebebi denizin bitişidir.

ABD MB, faiz yükseltme kararı aldı.

Böylece sıcak sermaye anayurduna dönme yoluna girdi.

Uyuşturucu kurbanı gibi el parasına, sıcak paraya muhtaç Türk ekonomisinin de kriz atakları tutmaya başladı.

Özellikle 24 Haziran seçimini müteakiben 10 Ağustos döviz fırtınası, Türkiye halkın tarafından Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir krizin el ense çekişi olarak algılandı.

17 yıldır ilk kez hanehalkı minderinin tutuşmaya başladığını farketti.

İlk kez yüksek enflasyon içinde durgunluk (eksi büyüme), yani slumpflasyon denen illete yakalandık.

Onun için en tepeden en aşağıya kadar AKP seçim politikalarının merkezine terör propagandası oturtuldu. Eskiden ekonomi alanında yapılanlar sıralanır, toplu açılışlar yapılırdı.  Şimdi varsa yoksa terör ve beka sorunu!

Minderi tutuşan halk AKP’nin kulağını çekecek derken bunu kastetmiştik.

Burdur’da da halk Deniz Kurt aracılığı ile hükümetin kulağını çekme yoluna girdi.

İşte Kurt’un kaybedişinin ilk ve temel sebeplerinden başta geleni ve genel olanı budur.

MİLLETVEKİLİNİN DENİZ KURT’A

OMUZ ATARAK ÖNE FIRLAMASI, KAMUOYUNDA

KURT’IN VESAYET ALTINDA KALACAĞI ALGISI YARATTI

Cumhur İttifakı önderinin merkez medyayı kullanışı vatandaşı bunaltacak, halkı infiale sürükleyecek ölçüde hunharca ve hoyratça oldu. Kendi tabanında bile bu kadar olmaz ki dedirtecek ölçüde abartıldı ve halktaki adalet duygusunu rencide etti.

Öte yandan ülke çapında Cumhur İttifakı Reisinin ve yerelde Milletvekilinin genelde Cumhur İttifakı adaylarına ve Burdur Adayı (Kurt’a) omuz atarak öne fırlaması, kamuoyunda “kim aday?” sorusuna sebep oldu. Final yürüyüşünde bile varsa yoksa Tayyip Erdoğan şarkısı çalındı durdu. Deniz Kurt’un bağımsız ve özgür başkanlık yapamayacağı, vesayet altında kalacağı izlenimi oluşturdu.

Kurt’un kaybedişinin ikinci sebebi budur.

GÜÇ TOPLAMASI GEREKEN GÜÇ GÖSTERİSİ

ÇIĞIRINDASN ÇIKTIĞINDAN GÜÇ KAYBINA SEBEBP OLDU

Geçmişte AKP güçle güç toplamıştı. Bu sefer de bunun kuralsız ve şirazesinden çıkarılarak kullanılması vatandaşlarda ve kendi tabanında bile kaygıya sebep oldu.

Seçilse bile sakıncalı bulunan adayın görevden alınacağı, İyi Parti liderinin hapishaneyle tehdit edilmesi, kamuoyunun CHP liderinin idamını bile tartışır hale gelmesi işi çığırından çıkardı ve güç toplaması gereken güç gösterisi güç kaybına sebep oldu.

Her mitingde güç gösterisi için çevre illerden ve ilçelerden insan toplanması, Belediye Başkanı seçimi için desteğe gelmiş konuşmacı şahsiyetin seçimle alakası olmayan insanlara hitabettirilmesi, sonuçta final yürüyüşünde dımdızlak kalınmasına sebep oldu. 30 Mart’taki Kurt’un final yürüyüşünün kalabalığı bir fotoğraf makinesinin kadrajını bile doldurmuyordu.

Final yürüyüşünün sönük geçmesi, kamuoyunda Kurt’un kazanamayacağı algısına sebep oldu.

Kurt’un kaybedişinin üçüncü yerel sebebi bu oldu.

RANT MESELESİNİ EN SON KULLANACAK PARTİ AKP’DİR

Seçim propagandası ve ajitasyonunu, siyaset biliminden nasibini almamış kişilerin yönlendirdiği çok açıktı. Rant konusunu propaganda malzemesi yapacak en son parti AKP’dir. Çünkü inandırıcılığı ve karşılığı yoktur kamuoyunda. Rantı Türkiye’de zirve yaptıranın, rantın ustası AKP olduğu bilinmeyen bir gerçek değildir. Rantın ustası, Burdur’da kalkıyor rakibini rant sağlamakla suçluyor. Halkın “hadi ordan!” dediğini duyar gibiyim. Partizanlığın ve kayırmacılığın liyakatin önüne geçtiği bir ülkede, kamuoyunda özellikle Devlet Hastanesi kadrolarının Milletvekili Özçelik’in akraba ve taraftarlarıyla doldurulduğu dillendirilen Burdur’da Ali Orkun Ercengiz’in Belediye’yi akraba şirketine döndürdüğü iddialarını ileri sürecek en son kişinin Volkan Mengi, Deniz Kurt ve AKP olması gerekirdi, inandırıcılık bakımından.

Öte yandan kendi iktidarları döneminin Belediye şirketlerinin bilançolarının 1 trilyon 700 bin liralık kanıtsız harcamadan hala mahkemede bulunmasına rağmen, Belediye şirketlerindeki defter tutmaya örnek olan meşhur söyleme göre akaryakıt satışının belgesi olarak o dönemde kamuoyuna açıklandığı ifadeyle söylersek “üçteker Osman’a 300 lira” şeklinde belgelendiği bir gerçekken, kalkıp Belediye şirketlerinin içinin boşaltıldığı açıklaması yıldızlara asılı bir saat rakkası gibi havada sallanıp durdu ve kamuoyunda gülümsemelere sebep oldu.

İşte Kurt’un kaybedişinin dördüncü etkeni bu gerçektir.

HALK, TAŞIN YERİNDE AĞIR OLDUĞUNA İNANIR

İstikrarsız, kelebek gibi daldan dala seken, oturuşmuş bir ideolojik ve düşünsel formasyonu olmayan şahsiyetlerden hoşlanmaz bizim halkımız. Düşüncelerine katılmasa bile dik duruşlu, istikrarlı insanları beğenir. Taşın yerinde ağır olduğu inanıncadır. Ağır eleştirilerde bulunarak evliyadiyelik partinden ayrılarak bir partiye kurucu başkan olacaksın. O partiden milletvekili adayı olarak neredeyse Meclis’e seçilecek kadar oy alacaksın. Arkasından dedikodular eşliğinde o partiden istifa edeceksin. Bu halkın bundan sonra bu duruma göstereceği en büyük statü, “Facebook fenomenliği”nden başka bir şey değildir. Fanatik düzeyde bağlılık gösteren bazı MHP’lilerden duyduğumuz, “bu şahsiyetin istifadan sonra kamuoyu nezdinde Deniz’in yanında poz vermesi en büyük zararı verir” düşüncesi olmuştur. Osman Kurt’un tutum ve davranışları Deniz Kurt’a zarar verdiği düşüncesi kamuoyu inancıdır.

İşte Kurt’un kaybedişinin beşinci etkeni bu gerçektir.

İTTİFAK, TEPEDE KALDI; TABANA SİRAYET EDEMEDİ

Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanı’nın da belirttiği gibi MHP tabanını ikna edememiş, tepedeki bir ittifak olarak kalmıştır birçok yerde; tabana bazı yerlerde yansımayan, tabanda bağlayıcılığı olmayan, tepelerdeki işbirliği ve anlaşmanın aşağılara sirayet edemediği bir ittifak… Önemli bir sendika başkanının görüşüne göre, seçimin sonucunun, MHP tabanının önemli bir kısmı, özellikle Ülkücü gençler, İYİ Parti’deki Ülkücü gençler olmak üzere milliyetçi saflarda Deniz Kurt’un çok büyük be belirleyici bir karşılığının bulunmadığı düşüncesinin ete kemiğe bürünmesidir. Ülkücü gençlik ve Ülkücü öğretmenler 2014’deki gibi bu kez de Ali Orkun Ercengiz demişlerdir.

AKP İÇİ SERT MUHALEFET, PARTİNİN

KILCAR DAMARLARINA ZEHRİNİ ZERKEDİP DURDU

Öte yandan AKP içi sert muhalefetin, süreç boyunca uyumuş gibi görünse de için için işlediği, sosyal çevre, mesleki çevre ve ailevi çevre başta olmak üzere partinin kılcal damarlarında zehrini zerkedip durduğu gerçeği de dillendirilmektedir. Bu kapsamda Ali Orkun Ercengiz’in bu yolla hatırı sayılır bir destek aldığı da gerçektir.

İşte Kurt’un kaybedişinin altıncı etkeni bu gerçektir.

KAMUOYU OLUŞTURMA YÖNTEMİ OLARAK TROL TEPKİYLE KARŞILANDI

Kamuoyu oluşturma yöntemi olarak “trol” kullanmak tepkiyle karşılandı. Sadece Basın Bürosu çalışanı etkin olsaydı daha faydalı olurdu doğrusu. Çünkü onun camiada, halk nezdinde kamuoyunda belli bir karşılığı bulunmaktadır.

Ancak totemi para olan, meslek etiğini bir kenara atmış, elindeki gücü bir sopa gibi kullanan şahısların kadroya dâhil edilmiş “AK troller” gibi piyasaya sürülmesi halkın her kesiminde hoşnutsuzluk yarattı. Bizim halkımızı usulüne uygun propaganda ve ajitasyon etkiler. Ama Burdur halkı kim olursa olsun linçten hoşlanmaz. Bu kapsamda özellikle sosyal medya çok kötü ve tepki doğururcasına, hoyratça kullanıldı.

İşte Kurt’un kaybedişinin yedinci etkeni bu gerçektir.

MAĞDURİYET NE KADAR ARTARSA HALKIN

DESTEĞİNİN O KADAR ARTTIĞI GERÇEĞİ SİYASETİN TUNÇ YASASIDIR

Burdur Belediye Başkanlığını kimin kazanacağı konusunda ilk başlarda 3,5 ay önce doğrusu çok fazla fikrim yoktu. Her iki taraf da sıkı bir çalışmanın içine girmiş, harıl harıl kendi alanlarında çalışıyorlardı. Birisi iktidardaydı ama diğerinin arkasında da mahalli iktidarın fevkinde daha üstün siyasi iktidar vardı; Kurt tarafı daha kuvvetliydi.

Bir gün bir şeyin farkına vardım ki, kampanya değişmiş, Ercengiz üzerine hoyratça, vargüçleriyle, ellerinde avuçlarında ne varsa her şeyle saldırmaya başladılar. Başkan Ercengiz’in kendi iç hasımları bile kullanılmaya başlanmıştı. Bunlardan karelere girenlerin resimleri bile manşet resimleri haline getirilerek kamuoyuna servis yapılmaya başlandı. Küçücük, Burdur seçmeninde karşılığı olmayan partilerden medet ummaya kadar vardırılmıştı. İşte o zaman kesin olarak anladım ki, Ali Orkun Ercengiz bağırttıra bağırttıra geliyor. Çünkü mağduriyet, halkın desteğini olağanüstü artıran bir siyasi unsurdur bizde. Güçlü tarafın orantısız saldırısı karşı tarafın halk desteğini artırmaktadır. Mağduriyet ne kadar artarsa, güçlünün zayıfa yönelik tavrı ne kadar sertleşirse halkın desteğinin o kadar arttığı siyasetin tunç yasasıdır. “Yetim” lafları her ne kadar Ali Orkun Ercengiz’i duygusal olarak hırpalamışsa da hanesine halkın desteği olarak yansımış bir saldırıydı. Bu siyasetin yasasının tarihte birçok örneği vardır. En canlısı bizzat Kurt’un cephesinde geçmişte yaşanmıştır. Tayyip Erdoğan’a iktidar bahşeden mağduriyet hafızalarda henüz çok canlıdır.

İşte Kurt’un kaybedişinin sekizinci etkeni bu gerçektir.

KİTABIM: “ATA ETİ, İTE OTU!”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir