“Pehlivan değil hasmını yatıra,

Pehlivan o dur nefsini bastıra…”

Asrın şampiyonumuzun lise diplomasının sahteliği konuşuluyor.

Onunla elde ettiği kazanımlar.

Binanın tuğlaları gibi görmek lazım onları. İki tuğlayı çekersen alttan iki tuğla boyu düşer mesafe. Diploma da öyledir.

Kaç diploma alınıyor ki zaten örgün eğitim sistemimizde?

Çektin mi lise diplomasını aradan, hükümsüz kalır üstündekiler.

Yüksekokul bitirdin.

Yüksek lisans yaptın.

Belli görevlere getirildin

Yönetim kurulları gibi vs.

Dünyevi kazançlar elde ettin onunla.

Salonlarda alın teri bileğin gücüyle kazandığını başka sahalarda başka salonlarda yakışmayacak şekilde kullandın Nefsini esiri oldun.  Düşersin gözden.  

Kimse de bakmaz gözyaşına

Kimse yerinde olmak istemez düşmek istemezdi sanırız bu hale.

Çıkıp özür dilemesi helallik istemesi gerekir milletten.  İade etmesi gerekir haksız şekilde elde edindiklerini. Haktan yana görüntü verip halkın duygularıyla oynadığı, onu istismar ettiği için

Hiç de gerek yoktu bunlara.

Hangi kurul üyeliği, hangi dünyalık mal mülk yerini tutar ki millet sevgisinin? Onu adına onun desteğin arkasına alarak kazanılan şampiyonluğun?

Başı göğe mi eriyor ki yüksekokul diploması olanın? Yüksek lisans yapanın?

Görülüyor işte ne derece ucuzladığı, pazar tezgâhlarına kadar düşürüldüğü.

Kişini kendine ettiğin dünya âlem bir araya gelse edemez ona.

Kurtdereli,  Koca Yusuf, Yaşar Doğu’larla anılıyorken adın, bir de sahte diplomayla da anılacaksın: Üniversite diplomaları mı vardı o milli kahramanlarımızın?

Telafisi yok yapılan hatanın.  Sınıf atlamak bilirdik de, okul atlamak diploma atlamak bilmezdik onu da görmüş olduk. Yazık. Millete onun örselenen saf masum duygularına yazık.

Düşünüyor diyorum ki yeniden bir daha; “Meğer sen ne kadar da çağlar üstü, ileri görüş sahibiymişsin Aziz Atatürk.

Görmüş de düzinelercesini bu gibilerin ona göre söylemişsin

“Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim” diye.

Eklenti yapalım ona ahlak kısmına vurguyu pekiştirmek adına “dürüstünü” bir de…

Başımızın üzerinde taşıdıklarımızdan kapalı mahzenlerde, üzeri örtülmüş,  benzeri neler vardır daha

Kilit vurulmuş üzerlerine. 

Girilemiyor şimdilik.

Günü gelir sökülür o kilit.

 Açılır üzeri, çıkar ortaya.

Kep düşer kel görünür”.

Sahici, lekesiz bir şöhret.

 Bu fani âlemde ulaşılabilecek en güzel mertebe o ama herkes kaldıramıyor o ağırlığı işte. Cihan şampiyonu,  asrın şampiyonu da olsa.  

GÜNÜN SÖZÜ

“Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev hayattır. Bu nedenle bir lokma ekmek için şerefini ayakaltına almaya,  bir anlık zevk için namusunu lekelemeye, bir zamanlık mevki için ayak öpmeye günlük menfaatler için fazileti karartmaya değmez”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir