
Gerileyen ve çöken Atlantik sisteminin saldırı ve terör örgütü, beyin ölümü gerçekleşen, son demlerini süren ve dağılmaya yüz tutmuş NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 günlerinde Ankara’da cenaze töreni kabilinden son bir zirvesi toplanacaktır. Türkiye Cumhuriyeti 2014 yılından beri NATO tasallutundan kurtulma mücadelesi verirken diğer yandan da AK Parti Hükümeti’nin NATO’dan çıkacağını belirten ABD’nin bırakacağı boşluğu doldurma, Avrupa güvenlik mimarisinde etkin roller alma, çöken örgütün merkez mekanizmalarına yerleşme faaliyetlerinde bulunmaktadır. Bu şartlarda ülkede siyasi ve toplumsal çevrelerden tık çıkmazken sadece Vatan Partisi, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) önderliğinde vatanseverler NATO Cenazesini Kaldırma Yürüyüşü düzenliyor. Bu kapsamda sanat dünyasında da şair Hüseyin Haydar’ın NATO’nun dünya ve ülkemizdeki kanlı tarihini yargıladığı Yükümlü Hükümler başlıklı eseri yeniden edebiyat/sanat gündeminin başına oturdu.
TÜRKİYE Gençlik Birliği (TGB), Öncü gençlik, Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) ve Vatan Partisi, 7-8 Temmuz tarihlerinde toplanacak olan NATO Zirvesi’ne karşı 27 Haziran Cumartesi günü Ankara’da bir yürüyüş düzenledi. 1980’lerden beri devrimci ve vatansever şiirler yazan, “Yeni Bütüncü Şiir” manifestosunun imzacılarından biri, şiirlerinde yalınlık, içtenlik ve “söz”ün gücünü ön planda tutan, imgeyi abartmadan gerçekçi bir bakışla harmanlayan Hüseyin Haydar, anti-emperyalist mücadelenin sesi oldu. Bu kapsamda kaleme aldığı “Yükümlü Hükümler” adlı şiiri bu sesin edebi-sanatsal alandaki yankısı olarak öne fırlıyor.
Hüseyin Haydar, eserinde NATO’yu sadece askeri bir pakt olarak değil, insanlığa karşı işlenmiş suçların merkezi olarak ele alıp tarihsel bir sorgulamaya tabi tutuyor. Yıllara yayılan bu tarihsel birikimi dizelerine taşıyan şair, emperyalizme karşı yürütülen mücadelenin kültürel cephesindeki yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.
NATO’yu “North Atlantic Terrorist Organization” diye yeniden adlandırarak, onu kapitalizmin, emperyalizmin ve “derin devlet/Gladyo”nun somutlaşmış hali olarak lanetliyor.
NATO’ya “Ey NATO!”, “Ey Katil NATO!”, “Ey Tepegöz!” diye sesleniyor. Bu sesleniş, hem retorik gücü (belagati) artırıyor hem de şiirin beyni ateşleme etkisini katlıyor.
Şiir kitlelerin öfkesini artırıyor, öfkelenen kitlelerden besleniyor; sert ve ritmik içeriği ile kitleleri harekete geçiriyor. (“Gebersin gitsin”, “bitsin gitsin”) gibi tekrarlar, (“kanpres espressonunu”, “yedi başlı canavar”) gibi sert ifadeler sayesinde sokaklarda, mitinglerde okunabilecek bir enerji taşıyor. Bu, devrimci şiirin harekete geçirici klasik işlevini başarıyla yerine getiriyor.
Türkiye’nin yakın tarihindeki (12 Mart, 12 Eylül, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Hrant Dink, Musa Anter, Gaffar Okkanların katledilmesi gibi) kanlı NATO faaliyetleri doğrudan referanslarla işleniyor.
Tepegöz-Basat motifi çok isabetli. Dede Korkut’tan gelen bu efsanevi çatışmayı NATO’ya uyarlaması, şiire yerel-kültürel derinlik katıyor. Mitolojik göndermeleriyle özgün bir dokunuş taşıyor. “Tepene çöküyor yiğit Basat” dizesi güçlü bir kapanış imgesi.
“Derin devlet dibe gömülüyor, kalkıp diriliyor şehitlerimiz” bölümü şiirin en dokunaklı ve etkileyici kısmı. Ölülerin dirilişi üzerinden umut ve intikam duygusunu birleştiriyor.
İdeolojik olarak güçlü, edebi olarak derin ve etkili.
Tam da NATO’nun ölüm zirvesinde “şairin vicdanı”nı çok net haykırıyor.


- NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER
- Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto
- linkler
- Batı’nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…
- Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan

