Neşe’yi çoğaltalım

Destanı da trajediyi de fazlasıyla hafızasına kaydetmiş olan bu coğrafyanın müziğinde, sevincinde ve hüznünde bir zamanların büyük öyküleri yaşar…

İnsan arada kulak vermeli memleketin seslerine. Hangi köşesinden çığırırsa, oraya dönmeli yüzünü, ruhunu bu seslerle doldurmalı…

Konya sadece bozkırlardan ibaret bir coğrafyaya sahip değildir. Torosların epeyce bir kısmına da ev sahipliği yapar. Bozkır, tıpkı Hadim ve Taşkent gibi Konya’nın Torosların koynundaki ilçelerinden biri. Ulu ardıçların, sedirlerin, Toros göknarlarının, yüksek uçurumların ve turkuaz suların aktığı derelerin coğrafyasıdır buralar.

Binlerce yıldır işgal edilmesi güç olan bu coğrafyanın insanları da çetindir. Ama bir o kadar da yaşam dolu.

Acıyı da neşeyi de aynı gövdede insanca taşımasını bilenlerin yurdunda müzik kültürü de kadim Anadolu uygarlıklarından günümüze bu coğrafyada ne varsa içinde barındırır. Asya’dan, Türkistan ve İran’dan, uzayıp gelen yolda biriktirilen kültürle harmanlanan sesler ve sözler, ağaç kaşıkların ritmiyle savrulur gider o yüksek göklere…

Bir ucu Akdeniz’den, Silifke-Anamur kıyılarından başlayıp, Torosları aşarak Konya/Sille’ye, hatta Niğde ve Kayseri’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyanın sesleri ve etkileri bir araya gelir bu söyleyişte. Bu hat, bir zamanlar Karamanoğulları’nın sınırlarını oluşturan coğrafyadır aynı zamanda.

Bu hareketli bölge, tıpkı iklimi tipi ve bitki coğrafyası gibi bir yandan Akdeniz’den beslenir, bir yandan da İran-Turan’dan…

Destanı da trajediyi de fazlasıyla hafızasına kaydetmiş olan bu coğrafyanın müziğinde, sevincinde ve hüznünde bir zamanların büyük öyküleri yaşar…

Bu yüzden tıpkı mimaride ve yemekte olduğu gibi müzik de dar bir alana sığmaz bu topraklarda. Akdeniz’in güneşiyle yükselen bulutlar, Torosların sedirlerini selamlayıp ulu dağları aştıkça ıslanan ak göyneklerini Konya bozkırlarında iyice bir sıkıp, sarı başaklara, kızıl gelinciklere, kara koyunlara ve boz eşeklere can verdikten sonra Niğde bağlarının asmaları üstünde kuruturlar.

Bu yüzden bu coğrafyada, bu mavi göğün altında dağların denize, denizin dağlara olan sevdası hiç bitmez.

Konya Kaşık Ekibinin eşlik ettiği Kürdoğlu lakabıyla anılan Mehmet Kaya, sanki bir Şaman ayini yaparcasına söylüyor o dağların havalarını. Seyirlik oyunla müzik, gelenekle doğaçlama bir araya gelip içine doğduğu kültürü ötelere taşıyor. Hem de inanılmaz bir enerjiyle..

Bu toprakların yitirmeye başladığı en büyük değerlerden biri olan ‘neşe’yi çoğaltmak için, bu toprakların seslerine kulak vermeli…

Konya Kaşık Ekini eşliğinde Mehmet Kaya’nın yorumu ve oyununu İzlemek için:

Bozkırın tezenesi, bu toprakların ruhu Neşet Ertaş’ın yorumuyla bir başka Bozkır havası (Aslan Mustafam):

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir