Rektör Prof. Dr. Korkmaz ile söyleşi

“MAKÜ Öğretim Üyeleri Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Arasında”

Henüz 15 yıllık bir üniversite…

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi…

Başlangıçta birçok kişinin “olsa olsa bir yüksek lise olabilir” algısını yıkarak 15 yılda, kendisiyle birlikte kurulan 15 üniversitenin arasından sıyrılıp yükselen, ömrü henüz kısa olmakla birlikte bir ikindi güneşi gibi gölgesi, yaptığı işler ve topluma hizmetleri çok kseklere çıkan bir üniversite…

Kurucu Rektör Prof. Gökay Yıldız ile başlayan, Prof. Dr. Mustafa Saatcı ile ilerleyen ve ikinci döneminde hizmet eden Prof. Dr. Âdem Korkmaz ile gelişimini sürdüren MAKÜ, hayvancılık alanında ihtisaslaşan, bölge hayvancılığına yön veren bir üniversite olarak bölgede bir yıldız gibi parlıyor.

Adını, 150 yıllık demokratik mücadele tarihine 4 büyük devrim sığdıran ender milletlerden biri olan, tarihi geçmişin karanlıklarında kaybolup giden, dünya tarihine yön vermiş imparatorluklar ve insanlık tarihini yönlendirmiş büyük devletler kurmuş Türk Milleti’ne kör çıkmazlarda bile “korkma”mayı öğreten Mehmet Akif Ersoy’dan alan MAKÜ, gözlerini ufka dikmiş korkmadan ilerliyor.

12 fakültesi, 4 enstitüsü, 5 yüksekokulu, 13 meslek yüksekokulu, Konservatuarı, rektörlüğe bağlı 5 bölümüyle 15 yılda Örtülü yerleşkesinde bir kent havası yaratan dev bir varlık haline gelen Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Âdem Korkmaz KıvılcımHaber’e verdiği söyleşide soruları cevapladı.

  1. Kendisiyle birlikte kurulan 15 üniversitenin en iyisi durumuna yükselen MAKÜ’nün kurulduğundan bu yana ikinci dönemini çalışan 3’üncü rektörüsünüz. Ne hissediyorsunuz?

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2006 yılında kurulan üniversitelerin içerisinde çok önemli ivmeler katederek gelişimini hızla sürdürmektedir. Bu gelişim hem üniversitenin kendi akademik, teknik, idari ve fiziksel anlamda gelişimini ifade ediyor. Aynı zamanda bu gelişim üniversitenin içinde bulunmuş olduğu şehre olan katkılarına da odaklanarak toplumsal bir nitelik de ihtiva eden bir çerçevede gerçekleşiyor. Bu anlamda üniversitemiz benden önce iki rektörümüz görev yaptılar. Biz de bayrağı bu arkadaşlarımızdan devralarak onların başlatmış olduğu ivmeyi daha ileriye taşıyarak kuruldukları dönemdeki diğer üniversitelerle arasındaki farkı kapatıp –hatta biz şunu iddia ediyoruz- 1992 yılında kurulan üniversitelerle pek çok alanda boy ölçüşür hale gelme iddiamız var. Bu çerçevede çalışıyoruz. Her alanda bu noktaya ulaştık mı? Dersek abartmış oluruz. Ama kendimize koymuş olduğumuz temel misyon bu bağlamda devam ediyor. Elbette Mahmet Akif’in ismini taşıyan bir üniversitede görev yapmanın bizim çalışmalarımızda, çabalarımızda, faaliyetlerimize üzerimizde çok büyük bir sorumluluk hissettiriyor. Bu anlamda Cumhuriyet’in bir üniversitesi olarak Akif’in ismini taşıyan bu anlamlı üniversitede görev yapmanın bizim açımızdan çok büyük bir anlam ve değeri var. Buna da layık olmaya çalışıyoruz.

  • İlk kurulduğu yıldan bu yana izlerim MAKÜ’nün gelişimini. Şimdi Örtülü’de adeta bir kent kuruldu. Son gelişmeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Evet, az önce de ifade ettiğim gibi bir üniversitenin bölgesine, akademiye ve ülkesine hizmet edebilmesi için kendisini güçlü bir yapıda geliştirmesi gerekiyor. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bu anlamda 12 güçlü fakülteyle şu anda 5 yüksekokul, 13 meslek yükse okulu birinci etap, birinci dönem, birinci nesil nasıl ifade edersek edelim esasen gelişimini tamamlamıştır. Bu akademik anlamda 1000’in üzerinde öğretim elemanı kadrosuna sahip bir üniversite, kapalı mekân ve açık mekânlarıyla bölgesinin en iyi yerleşkelerinden birisine sahip hale geldi. Bu yerleşkeler sadece dar anlamda akademik altyapıları değil aynı zamanda sosyal altyapıları içine alan, sportif mekânları içine alan, çevresi ve yaşanabilirliği ile kendi içerisinde güçlü bir zemine oturmuş bir üniversite haline geldik. Şöyle ifade edeyim. Araştırma merkezleri, laboratuvarları, derslikleri, binaları, sosyal donatı alanları, spor sahaları, stadyumları, kültürel faaliyet alanları, kültür merkezleri, kütüphanesi ve bünyesinde üniversitenin ve şehre hizmet veren 5 yıldızlı oteli barındıran bir üniversite kampusundan bahsediyoruz. Bu anlamda üniversitemiz Türkiye’de sanırım nadir üniversitelerinden bir tanesidir bizim ölçeğimizde. Kampus altyapısına sahip kaç üniversite vardır bilmiyorum.

  • Fiziki olarak müthiş bir gelişme gözüküyor. Ancak üniversitelerin asıl işlevi deyim yerindeyse içeriği, uluslararası atıf almış yayın durumu. Örneğin ülkemizin 1996-2014 arası toplam uluslararası yayın sayısının 390 bin 874 ile 20’inci sırada, atıf sayısı açısından 2 milyon 938 bin 845 atıfla 27’inci sırada olduğu belirtiliyor medipol.edu.tr adlı yayında. Bilimsel araştırmada atıf almış yayınlarınız var mı?

Üniversitemizin genç bir üniversite olmasının verdiği avantajlarımız var. Çok sayıda yurt dışında lisansüstü çalışmalarını tamamlamış ve gelmiş üniversitemizde çalışmaya başlamış akademisyenlerimiz var. Ve özellikle son yıllarda bölgesel kalkınma odaklı projeler bağlamında çok sayıda TÜBİTAK projelerimiz var. Elbette bunların içerisinde de uluslararası anlamda atıf almış endekslerde taranan kaliteli yayınlara konu olmuş yayınlarımız var. Buradaki tek dezavantajımız genç bir üniversite olmanın verdiği ve bir de meslek yüksekokulu sayımızın yüksek olmasından kaynaklı çok sayıda öğretim görevlimizin olmuş olması bizi akademik personel sayısı bakımından yukarı taşıyor ama akademik personel sayısı oranında çok nitelikli yayınlar üretmek konusunda görece daha düşük istatistikler gösteriyor. Ama bu genç akademisyenlerimiz henüz yolun başındalar. Önümüzdeki günlerde lisansüstü doktoralarını tamamladıkları ölçüde üniversitenin geleceğinde çok güçlü yayın başarıları sağlayacağını düşünüyorum. Şu anki durumumuz bu.

MAKÜ Öğretim Üyeleri Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Arasında

Bilimsel çalışmaları uluslararası atıf alan MAKÜ’lü bilim insanları hakkında verilen bilgiler şöyle:

Stanford Üniversitesi bilim insanlarından Prof. Dr. John P. A. Ioannidis ve ekibince hazırlanan, farklı alt disiplinlerde dünyadaki 7 milyon akademisyen arasından ilk yüzde 2’lik dilime giren 160 bin kişiden oluşan liste Plos Biology Dergisi’nde yayımlandı.

Araştırmada; bilimsel makaleler, atıf oranları, yazar sayısı gibi kriterlerin bilimsel etki endeksleri hesaplanmış ve buna göre hem alan bazlı hem de üniversite bazlı akademisyen listesi yayınlamıştır. Çalışmada, 1996-2019 yılları

arasında en az 5 makale yayınlamış olan yaklaşık 7 milyon araştırmacının tüm akademik kariyerleri boyunca yaptığı çalışmalar incelenerek 159 bin 684 bilim insanı listelenmiştir.

Üniversitemizden de enerji alanından Doç. Dr. Ahmet Uyumaz, yapay zekâ ve görüntü işleme alanından Doç. Dr. Emrah Hançer, eğitim alanından Doç. Dr. Gökmen Arslan bu listede yer almayı başarmıştır. Ayrıca çok kısa bir zaman öncesine kadar üniversitemiz öğretim üyesi olan Doç. Dr. İlknur Koca da matematik alanından üniversitemiz etiketi ile listede yer almıştır.

  • Burdur bir tarım ve hayvancılık kenti. Üniversite olarak sizin de bu alanda büyük katkılarınız var. Bunlardan bahseder misiniz?

Biz üniversite olarak bölgesel kalkınma teması üzerine odaklanmış bir üniversiteyiz. Bu sadece bizim kendimize biçmiş olduğumuz, kendimize odaklamış olduğumuz bir misyon olmanın ötesinde artık devletin kalkınma planlarında ve programlarında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşmasına tabi hayvancılık alanında uzmanlaşmış bir üniversite olarak resmi belgelerde yerini alan bir üniversiteyiz. Bu bağlamda yaklaşık 4 yıldır sahada çalışıyoruz. Çok sayıda araştırma projesi, uygulama projesi, işbirlikleri, AR-GE projeleri olmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyor. Üniversite bünyemizde oluşturduğumuz çiftliğimizde 7 ayrı işletmemizde hem üniversite içinde hocalarımız ve öğrencilerimiz uygulamalarını yapıyor hem de bölgenin sanayisi, bölgenin tarım ve hayvancılığı üzerinde işbirliklerine dayalı çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda yürüttüğümüz çok sayıda (40 civarında) farklı proje var. Bu projelerin büyük çoğunluğunun sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Bunun etkisini de biz sektörlerimizle işbirlikleri ve ortak protokollerle ortak çalışmalarla yürütüyoruz. Ticaret Borsa’mızla, Ticaret Oda’mızla, Veteriner Hekimleri Oda’mızla, Tarım İl Müdürlüğü’müzle ortaklaşa yürüttüğümüz çok sayıda proje var. Gelecekte bu projelerimizin sonuçları Burdur tarafından çok daha etkili bir şekilde hissedilmeye başlanacak. Ve üniversitenin üretmiş olduğu akademik ilginin üretim sektörlerini, ticaret sektörlerini, hayvancılık işletmelerini, köyleri, kooperatifleri çok daha yakından etkileyen bir zincire dönüşecek. Bunun ayak sesleri gelmeye başladı. İnşallah önümüzdeki günlerde çok daha güzel projelerle Burdurlunun karşısında yer alacağız.

  • ABD Başkanı Baydın’ın soykırım çıkışı milleti ayağa kaldırdı. Düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Tarihimizden de, ecdadımızdan da, geçmişimizden de gurur duyan bir milletin çocuklarıyız. Bizim tarihimiz başka milletlere, evsiz kalmış olanlara, Yahudilere, Ermenilere, farklı kültür din, ırk mensuplarına tarihte yapmış olduğumuz ev sahipliği ve onların içinde bulundukları zor durumlarda onlara göstermiş olduğumuz misafirperverlik sahneleriyle doludur. Uluslararası politika ya da ülkelerin kendi iç politik konumlarına bağlı olarak kendi iç kitlelerine mesaj vermek için yapılmış bu gibi ülkemizi itham eden ve tarihi hiçbir gerçeklikle ilgili olmayan bir konuyu kabul etmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir. Yaşanmış acı hatıralar olabilir. Ama tarihi olayları kendi bağlamından kopartıp bugünün siyasetinin malzemesi haline getirdiğiniz takdirde ortada çok garip, gerçeklikle ilgisi olamayan durumlar ortaya çıkar. Osmanlı Devleti’nin savaş şartları içinde, Birinci Dünya Savaşı’nda savaş şartları içerisinde devam ederken içerideki birtakım etnik milliyetlerin ayaklanma ve iç huzuru bozan davranışları karşısında devletin almış olduğu bir zorunlu göç uygulaması gerçeğimizdir. Ve bu göç Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde yapılan bir nüfus hareketidir. Bu arada elbette yollarda, varılan yerlerde bir takım istenmeyen durumlar olmuş, bunu da Türkiye, devleti de bunu tarih de reddetmiyor. Ama soykırım gibi bir insanlık suçu olarak kabul edilen bir olayı bizim tarihimizde ve Türk insanının vicdanında asla yer bulması mümkün olan bir durum değildir. Türk milleti olarak tarihimizden en küçük bir şüphe duymadığımız için de bu gibi yapılan anlamsız çıkışlara itibar etmediğimizi ifade etmek istiyorum.

-Hocam aslında savaş şartlarında biz vatanımızı savunduk. Böyle düşünebilir miyiz?

-Elbette. Böyle de diyebiliriz.

-Savaşta kırımlar tabii ki olacak; karşılıklı bir kırım var. Biz vatanımızı savunduk, onlar ihanet ettiler. Bunu bugüne getirdiler. Yalnız şurası bir gerçek, Amerikan Başkanı’nın bir iç siyaseti değil, aslında Türkiye’ye karşı bence bir savaş borusu; Türkiye’yi kuşatmaya çalışan…

-Böyle de ifade edilebilir. Türkiye’nin son dönemlerde izlemiş olduğu dış politikada kendisine biçilmiş olan “Ortadoğu’nun uysal çocuğu” misyonunun dışına taşarak bölgede ve coğrafyasında daha etkili dış politika uygulama stratejilerine karşı yapılmış bir sıkıştırma hamlesidir bu. Dediğiniz gibi Osmanlı Devleti’nin bir cihan savaşı içerisinde bulunduğu dönemdeki iç ayaklanmalarını toplumun un huzuru açısından aldığı bir önlemdir bu. Bu önlemin iyiliği, kötülüğü tartışılabilir. Ama asla bir soykırım gibi bizimle hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek bir konu olarak ifade edilebilir.

  • 1 yıldır 1 milyonda 5 mikroncuk bir hayvancık insanlığı esir aldı. Zorlu bir süreçten geçiyoruz. Salgın sizi nasıl etkiledi?

Salgın en çok eğitim kurumlarını etkiledi. Tabii ki toplumun bütün kesimlerini etkilemekle birlikte… Eğitim demek ülkemizin geleceği demektir. Eğitim demek, hayatın her alanının şekillendiği, geleceğin yeniden inşa edildiği, nesillerin geleceğe hazırlandığı, ülkelerin, toplumun geleceği olan eğitim maalesef gerek ilk ve orta öğrenin gerekse üniversite hayatı salgından en çok etkilenen, salgından en çok darbe alan bunlar oldu. Ancak üniversiteler olarak biz buna çok net olarak karşılıklar verdik. Uzaktan eğitim sistemlerimizi güçlendirdik. Bu anlamda altyapılarımıza yatırımlar yaptık. Çok sayıda dijital derslere geçtik. Ama bunun yanında da biz yine –Türkiye’de nadir üniversitelerden birisiyiz- fırsat bulduğumuz her ortamda uygulamalı programlarda öğrencilerimizi yüzyüze eğitime çağırdık. Bu dönem geçtiğimiz haftaya kadar ulusal düzeyde alınan tam kapanma kararına kadar yaklaşık 7-8 hafta boyunca 7 bin civarında öğrencimiz Burdur’da merkezde ve ilçelerinde uygulamalı eğitimlere yüzyüze katıldılar. Aksi takdirde biz fizyoterapi öğrencisi, bir optisyenlik öğrencisi, bir aşçı, bir hemşirelik, bir acil yardım öğrencisi meslek yüksekokullarında hiç uygulamaya katılmadan mezun olma riskiyle karşı karşıyaydı. Hem kış döneminde hem de bahar döneminde iki dönemde de yaklaşık 70 civarında şube ve sınıfta biz uygulamalı eğitimlerimizi gerçekleştirdik. Allah’ın izniyle üç beş vaka dışında çok da bir vakamız olmadı. Güvenlik önlemlerimizi yüksek düzeyde aldığımız için bir sıkıntı yaşamadık. Herhangi bir öğrencimizin sıkıntılı hastalığı ya da hastaneye yatışı sözkonusu olmadı. Akademide de bir sorun yaşamadan şunu da göstermiş olduk; esasında eğitim son feda edeceğimiz yer olmalı. Biz üniversite olarak kanaatimizi düzgün bir şekilde ifade ettik.

  • Son olarak Burdur halkına bir mesajınız olacak mı?

Siz de ifade ettiniz bütün insanlık tüm dünya bir sıkıntıyla boğuşuyor. Ancak inşallah bana göre tünelin ucu gözüktü gibi. Bu yaz aylarında Türkiye yoğun aşılamalarla sanırım Sonbahara daha güçlü gireceğiz. Bu dönemlerde acılarımızı azaltmak eşlerimizi, yakınlarımızı düşünerek, yaşlılarımızı düşünerek, kronik hastalarımızı düşünerek, çocuklarımızı düşünerek, onların acılarını duymamak için daha dikkatli yaşamamız, önlemlere uymamız konusunda biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Burdurluların üniversitesidir. Ürettiğimiz her türlü hizmet, her türlü ürün, her türlü altyapımız Burdur halkının hizmetindedir. Stadyumumuzdan otelimize kadar üniversitenin laboratuvarları, üniversitenin kütüphaneleri, üniversitenin her türlü sosyal ortamı Burdurluların hizmetindedir. Burdurlu hemşerilerimizin bunu bilmeleri ve en küçük bir ihtiyaç ya da talepleri olduğunda da üniversitemize müracaat etmelerini biz onlardan istirham ediyoruz. Ben herkese sağlıklar diliyorum. Herkese hayırlı bayramlar diliyorum.

-KıvılcımHaber’e böyle bir imkân tanıdığınız için teşekkür ediyorum size.

-Ben de teşekkür ediyorum. Siz de KıvılcımHaber olarak bizim üniversitemizi, üniversitemizdeki çalışmalarla ilgili kamuoyuna bilgilendirme yaptığınız ve doğru-sağlıklı iletişim sağladığınız için de şahsınıza ve KıvılcımHaber’e teşekkür ediyorum.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir