Siyasi ayak nasıl bulunur?

ABD/FETÖ darbesinin üzerinden 4 yıl geçti. Darbecilerle mücadele hız kesmeden sürüyor. Ancak FETÖ de umudunu yitirmiş değil. Devletin demir pençesinden kurtulmak için çareler aramayı sürdürüyor. Bunlardan biri de son zamanlar da siyasi ayak tartışmalarının yoğunlaşarak köpürtülmesidir. Yok, siyasi ayak CHP’deymiş; yok AKP’deymiş! Ancak bu tartışma ortamında gerçek FETÖ gözlerden saklanıyor. Çünkü herkes geçmişin yaprakları arasında dolaşmayı sürdürüyor, bugüne ve ana bir türlü gelemiyor. Siyasi ayak ise an içinde bulunuyor. Bugün için Amerikan çıkarlarını savunan, Türkiye’nin çıkarları aleyhine iş çeviren gerçek siyasi ayağı oluşturuyor. Bu gözden kaçırılıyor.

İşte bu konuda dikkat çekici bir yazıyı aşağıda KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin bilgisi ve ilgisine sunuyoruz.

Siyasi ayak böyle bulunur!

Türk Ceza Kanunu (TCK) 221. maddedeki ‘etkin pişmanlık’ hükmü FETÖ’nün çözülüşünü hızlandırdı. TCK 309 ve devamı maddelerde yargılananlar için etkin pişmanlık hükmü olmadığından, darbeden sonra itiraflarını geri çektiler ve işkence yalanına sarıldılar.

Siyasi ayak böyle bulunur

Son günlerin öne çıkan ya da çıkarılan en yoğun gündemi “FETÖ’nün siyasi ayağı kim?” polemiğidir.

Dolandırmadan söyleyeyim: FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelenin en açık ve birlik halinde yürütülmesi gereken günlerindeyiz. Siyasi ayak tartışması, bu konunun üzerinde yoğunlaşmak bir tek FETÖ’nün işine geliyor.

Hapishanelerdeki, yurtdışına kaçmış CIA- MOSSAD ajanı, NATO’nun aparatları bütün FETÖ’cüler zil takıp oynasalar yeridir.

Şimdi de topa Hilmi Özkök girdi. Özkök; Balyoz- Ergenekon kumpas süreçlerinde en kritik desteği, silah arkadaşlarının FETÖ Savcıları tarafından derdest edildiği, aşağılandığı günlerde, onların üzerine Zekeriya Öz ve M. Ali Pekgüzel ile birlikte soru işaretleri koyduğunun unutulduğunu sanıp utanmadan FETÖ karşıtı kesildi.

“Rand Corperasion Raporu”ndan sonra Özkök’ün dilinin çözülmesi dikkat çekici!

Siyasi ayak sorununa Ceza Hukuku açısından bakalım: FETÖ’ye yardım ve yataklık etmiş olanlar, üye olanlar, örgüt adına suç işleyenler bakımından, bu suçların ceza ve dava zamanaşımı süreleri kadar geriye gitmek konusunda savcıları ve hâkimleri bağlayan hiç bir “milat” veya kural yoktur.

FETÖ, terör örgütü olduğuna, bu konuda bir görüş birliği oluştuğuna göre kim bu suçları işlemişse, savcılar mutlaka yakasına yapışacaktır/yapışmalıdır. Siyasi açıdan bakalım: Bugün konuyu gündeme getirenlerin hiçbiri masum değil!

TSK’daki FETÖ’cüler listesini içeren flaş belleği veren kişi ve generallerin 2007’den beri susup, 2020’de hatırlamaları ilginç değil mi? Üstelik savcılar tarafından açılan soruşturmadan sonra bu belleği hatırlamaları çok tuhaf!

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında sorumluluğu olanlar, 2008-2015 arası bütün askeri şuralarda FETÖ’yü en etkili ortak yapıp askeri vesayeti yıktığını sananlar siyasi açıdan sorumlu değil mi?

15 Temmuz 2016 FETÖ/ABD darbesinden sonra “kontrollü darbe”, “tiyatro” vb. tezlerle FETÖ’cüleri aklama misyonunu üstlenenler, Ergenekon ve Balyoz tertipleri sürerken “darbeciler yargılansın” tezinin bayraktarlığını yapanlar ve neredeyse bütün danışmaları FETÖ’cü çıkanlar siyasi sorumlu değil mi?

FETÖ, ABD’nin istihbarat teşkilatı CIA’nın, NATO’nun örgütlediği ve bütün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerini kontrol etmek için kullandığı casus teşkilatıdır. Kısaca GLADYO’dur.

Bu örgütün 15 Temmuz’dan bugüne ülkemiz içindeki operasyon gücü yerle bir edildi. Fakat; ABD, AB ülkeleri ve onların istihbarat örgütleri hala FETÖ’nün arkasındadır. Lider kadrosunun neredeyse tamamına yakını ya ABD’de ya da AB ülkelerinde el üstünde ve siyasi faaliyete, algı operasyonlarına devam ediyor.

163 ülkede okulları, üniversiteleri hala faal. Siyasi ayak polemiğini sürdürmek işini köpürten de kesinlikle FETÖ’dür.

ERDOĞAN SERİNKANLI OLMALI

Dönüp dönüp geçmişi eşelemeyi bırakalım.

15 Temmuz darbe girişimiyle hayatına kastedilen Sayın Cumhurbaşkanı FETÖ mücadelesinde en kararlı duruşu sergileyen kişi olarak daha serinkanlı düşünmelidir.

FETÖ’ye karşı mücadelenin tam başarısı için daha yapılması gerekenler var.

Siyasi irade var ve tayin edicidir. O halde yapılması gereken yasal düzenlemelerin bir an önce gündeme alınıp hızla yasalaşmasına odaklanmalıyız.

ÖNERİLER

Bu konuda ilgililerin dikkate almasında fayda olduğuna inandığım naçizane birkaç öneriyi sunuyorum:

1. FETÖ üyesi olanlar TCK 221. maddede düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanıyor. Aynı düzenlemeyi darbe girişimine katılanlar için de yapmak gereklidir. TCK 309 ve devamı maddelerinden yargılananlar için etkin pişmanlık hükmü olmadığından darbeden sonra itirafta bulunanlar itiraflarını geri çekti ve işkence yalanına sarıldılar.

Bu düzenleme yapılırsa, itirafta bulunacak çok FETÖ’cü var. Darbe girişiminin planlanmasında, icra edilmesinde ve sonrasında görev alacak bütün unsurlar ile Cumhurbaşkanı olacak, Başbakan olacak, Bakanlık görevi alacak siyasi ayakların tamamı açığa çıkar.

2. Beraat edip tahliye edilenlerin, ortada beraat kararı varken itirazla yeniden tutuklanması vahim bir uygulamadır. Bu uygulama derhal yasa yoluyla düzeltilmelidir.

3. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde hâkim ve savcılar için, yetki ve yer yönünden getirileceği öngörülen güvence acilen yasalaşmalıdır.

4. FETÖ’den temizliğinde en etkili mücadelenin ve başarının sağlandığı yargı alanında, Savcı ve yargıçlara mahsus olmak üzere ihraçlarda OHAL uygulamasından önceki usule ivedilikle dönülmelidir. Yargıya olan güven ile tarafsızlık ve bağımsızlık konusundaki sorular ancak böyle ortadan kalkabilir. FETÖ ile mücadelenin başarısını güvenceye almak ancak böyle mümkün olabilir.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir