Atatürk’ün masasına çıkıp havaya 2 el ateş etti

6 Mart Burdur’un Şeref Günü kutlama programına, Burdur Valisi Ali Arslantaş’ın yaptığı konuşmada anlattığı Atatürk’le ilgili Hatay meselesi konusundaki bir hatıra damga vurdu. Büyükelçiler yemeği esnasında Atatürk’ün bulunduğu masaya çıkarak havaya 2 el ateş eden ve “Paşa, Paşa, kimin toprağını kime veriyorsun sen?” diye bağıran Sabiha Gökçen’in 12 Eylül Ankara’sının Valisi Vecdi Gönül’e ricasının içeriğini anlatan Vali Arslantaş, “ben de bu vesile ile birçoğumuzun bilmediği ve benim de Vecdi Gönül’den dinlediğim bu hatırayı sizlerle paylaşmak istedim” dedi.

Konuşmasında Vali Arslantaş, 12 Eylül 1980 darbesinden birkaç gün sonra Pilot Sabiha Gökçen’in dönemin Ankara Valisi Vecdi Gönül’den randevu isteyerek görüşmek istediğini belirterek, “Valilik makam odasında gerçekleşen görüşmede Sabiha Gökçen sehpanın üzerine küçük sarı bir tabanca bırakır. ‘Bu Atatürk’ün bana bir hediyesidir; hediye olduğu için de ruhsat filan işine girmedik’ der” ifadelerini kullandı.

Vali anlatımını şöyle sürdürdü:

“50 yaşın üzerindeki hemşerilerimiz hatırlar. 1980 darbesi sonrası Tabancalar toplanmıştı. Sabiha Gökçen manevi olarak çok kıymetli olan Atatürk’ten kendisine hatıra olan tabancanın elinden alınacağını düşündüğü için dönemin Ankara Valisi Vecdi Gönül’den yardımcı olmasını ister. O da ‘hay hay’ der. Antika tabanca olduğuna dair heyet kararı çıkartır, ruhsata bağlattırır.”

Bu ziyaret esnasında Sabiha Gökçen’in tabancanın kendisine nasıl geçtiğini Vali’ye anlattığını belirten Vali Arslantaş, “Gazi paşa hazretleri bir gün Sabiha Gökçen’i çağırır. Bu Hatay meselesi kötüye gitmeye başladı. Sana da bir görev düşüyor. ‘Emriniz ne olursa yerine getiririm Paşam’ der. Gazi Paşa, ‘büyükelçileri Karpiç’te akşam yemeğine davet ettim’ der. Karpiç Bolşevik İhtilali’nden sonra Beyaz Rusların Ankara’da açtıkları bir lokantanın ismidir. Yarı resmi ve resmi yemekler burada verilir. Bürokrasinin ve bakanların sürekli uğradığı yerdir. ‘Karpiç’te akşam yemeğinde büyükelçilerle birlikteyken sen resmi kıyafetlerinle geleceksin kapıdan bu Hatay meselesi ne oluyor diye bağıracaksın. Seni gözaltına alacaklar. Endişe etme’ der. ‘Bu tabanca da belinde olacak’ der. ‘Ben de büyükelçilere diyeceğim ki bakın Türk gençliğine, infial halindeler, tabancası belinde çıkmış gelmiş. Bu sizi de beni de burada vururdu’ diyeceğim. Onlar da kendi devletlerine bu mihval de raporlarını yazacaklar der. Her şey planlandığı gibi gitmektedir” şeklinde konuştu.

Vali Arslantaş anlatımını şöyle sürdürür:

“Sabiha Gökçen Tabancası belinde yemeğin kararlaştırıldığı saatte gelir. Hiç kimse durdurmaz. Kapıdan bağıracakken senaryoyu değiştirir. Büyük bir yuvarlak masada yemek yenilenmektedir. İçeriye kadar girer, zıplar masanın üzerine çıkar, tabancayı çıkartır, iki el havaya sıkar. ‘Paşa Paşa, sen kimin memleketini kime veriyorsun’ der.

“Kıyamet kopar gözaltına alınır. 3 gün Anafartalar Karakolu’nda nezarette tutulur ve sessizce bırakılır. Ancak büyük devletlerin büyükelçileri yazması gerekenleri kendi devletlerini yazmışlardır.

“Atatürk Hatay’ın kurtuluşunu göremedi. Anavatana katılışını göremedi ama o günün geleceğini biliyordu. Gergef gibi işlemişti her şeyi. Vefatından bir yıl sonra da Hatay anavatana katılmış oldu. İşte bu tabanca da o günden Sabiha Gökçen’e hatıra kalan tabancadır.

Ben de bu vesile ile birçoğumuzun bilmediği ve benim de Vecdi Gönül’den dinlediğim bu hatırayı sizlerle paylaşmak istedim.” 

Vali Arslantaş’ın, Hatay meselesinin alevlendiği 1937’li yıllarda Fransız Büyükelçisi M. Ponceau ile elçilik erkânına gözdağı vermek isteyen büyük Atatürk ile Sabiha Gökçen’in kurguladıkları bu olay Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya isimli eserinde de etraflıca anlatılmaktadır.

Orada Gökçen’den sonra havaya ateş eden iki kişi daha vardır. Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’la yanında bulunan bir bayan arkadaşıdır onlar.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir