Bölge güvenliği, ABD ve İsrail’in dışlanmasına bağlıdır

Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, İdlip’te yaşanan ve 8 Mehmetçiğimizin şehit olmasıyla sonuçlanan gelişmelerle ilgili bir basın açıklaması yaptı. Prof. Dr. Koray, “bölgemizin güvenliği, ABD emperyalizminin ve İsrail’in tecrit edilmesine bağlıdır” dedi.

Önceki gün geceyarısı Suriye/ İdlib’te askeri konvoyumuza Suriye ordu birliklerince yapılan topçu atışları sonucu 8 Mehmetçiğimizin şehit olması ve 6 Mehmetçiğimizin yaralanması Türkiye ve dünya kamuoyuna bomba gibi düştü. Gelişmeler ABD, İsrail, FETÖ, PKK/YPG çevrelerinde sevinç naralarına, Astana güçleri çevrelerinde kaygı ve endişeye sebep oldu.

Siyasi ve kuvvet odakları pozisyon alırken bir açıklama da Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Prof. Dr. Semih Koray’dan geldi. Prof. Dr. Koray, bölgesel güvenliğin sağlanmasının yolunun, Amerikan emperyalizmiyle İsrail’in tecrit edilmesinden geçtiğini ifade etti.

BÖLGEMİZİN GÜVENLİĞİ, ABD EMPERYALİZMİNİN VE İSRAİL’İN TECRİT EDİLMESİNE BAĞLIDIR

Ulusal Kanal’ın haberine g öre, “İdlip’te şehit olan Mehmetçiklerimizin acısını milletçe paylaştıkları”nıı, “bütün milletimize ve şehit yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diledikleri”ni belirten Prof. Dr. Koray, “her nereden ve hangi nedenle gerçekleşmiş olursa olsun, askeri konvoyumuza yapılmış olan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bugün Suriye, dünyada ABD emperyalizmine ve İsrail’e karşı mücadelenin ön cephesidir. Türk askerinin Suriye’deki varlığının nedeni de, yalnızca ülkemizin değil, bölgenin ve dünyanın güvenliğinin emperyalizme karşı savunulmasıdır” dedi.

TERTİP VE KIŞKIRTMALARA KARŞI EN ÖNEMLİ DAYANAĞIMIZ DEVLET AKLIMIZDIR

Aynı durumları yeniden yaşamamak için olayın açıklığa kavuşturulmasının, gereken tedbirlerin alınması ve düzenlemelerin yapılmasının büyük öneme sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Koray,

“Türkiye’nin Suriye, İran ve Rusya ile olan işbirliği, bölgeye barış ve istikrar getirmede adım adım kazanımlar elde etmiştir. ABD ve İsrail, bu yüzden güç durumdadır. Bölgede tutunabilmek için tek çareleri, bu işbirliğini baltalamaktır. Kendi deyimleriyle “Astana’nın fişini çekmek” için, önlerinde bu ülkeler arasına fitne sokmayı amaçlayan kışkırtmalarda bulunmaktan başka yol kalmamıştır. Onun için kritik bir süreç yaşamaktayız. Tertipleri ve kışkırtma girişimlerini boşa çıkartmak için sahip olduğumuz en önemli dayanak, Türkiye’nin devlet aklı ve birikimidir. En büyük tehlike de, devlet aklının yerine duygusal tepkilerin geçirilmesidir” diye konuştu.

Prof. Dr. Koray şunları söyledi:

TEHDİTLERİN ORTAK KAYNAĞI ABD EMPERYALİZMİ VE İSRAİL’DİR

“Bugün ülkemize yöneltilen tehditlerin merkezinde ABD emperyalizmi ve İsrail vardır. Bu tehditler, ister Güneydoğu Bölgemiz, ister Suriye ve Irak’ın kuzeyi, ister Doğu Akdeniz, ister Karadeniz, ister İran Körfezi, ister Kudüs üstünden Türkiye’ye yöneltiliyor olsun, tehdidin kaynağı aynıdır. Türkiye’nin Suriye, İran, Rusya ve aynı tehdide maruz diğer ülkelerle olan birlikteliğinin stratejik zeminini oluşturan, bu ülkelerin de aynı merkezden kaynaklanan tehditlerle karşı karşıya bulunmalarıdır.”

BÜTÜNSEL CEPHE STRATEJİSİ

Başarının, “Amerika’nın bölgemizdeki varlık ve etkisinin sınırlandırılması ve giderek ortadan kaldırılmasına bağlı” olduğunu, “ülkemizin bu hedefi gözeten bütünsel bir strateji izlemesi”nin şart olduğunu belirten Prof. Dr. Koray,  “farklı alanlarda farklı ittifaklar arayarak stratejiyi parçalamak, ülkemizi güçlendirmez. Bu tutum, ABD ve İsrail’e karşı olan cepheyi parçalamaktan başka sonuç vermez” dedi.

Prof. Dr. Koray konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hele ABD’yi, NATO’yu ya da Avrupa Birliği’ni doğrudan ya da dolaylı olarak sürece dâhil etme girişimleri, ülkemizin güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf etmez, tam tersine o tehditlerin kaynağını güçlendirir. Bu konuda şaşmaz bir mihenk taşı vardır. Türkiye’nin aldığı bir tutum, Amerika’yı, İsrail’i, FETÖ’yü, PKK’yı sevindiriyorsa, yanlış; endişe ve telaşa yöneltiyorsa doğrudur. Avrupa’yı ülkemiz açısından olumlu bir tutuma doğru yönlendirecek olan tek etken de, bölgemizde ABD ve İsrail’i tecride yönelik stratejik ittifakın güçlenmesidir.”

SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SURİYE SAĞLAR

Tarihin başka hiçbir döneminde bölge ülkelerinin kaderinin bugünkü kadar ortaklaşıldığı başka bir döneme rastlanmadığını vurgulayan Prof. Dr. Koray, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması, bizim için de yaşamsal bir öneme sahiptir. Bugün Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayacak güç olarak, Suriye Devleti ve Ordusu’ndan başka bir seçenek yoktur. Türkiye, Rusya ve İran’a düşen, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasına yardımcı olmaktır. Türkiye ile işbirliği yapmış olan Suriyeli örgüt mensuplarının af yoluyla Suriye’nin bütünlüğüne kazandırılması yoluna gidilmelidir” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Prof. Dr. Koray sözlerine şöyle son verdi:

ANKARA-ŞAM ARASINDA DOĞRUDAN İLİŞKİ ABD VE İSRAİL’İN KARABASANIDIR

“Suriye ile başka ülkeler üzerinden değil, doğrudan ilişki kurmak artık zorunlu ve kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu, sahada eşgüdüm sağlanması, ama daha da önemlisi en başta PKK olmak üzere terör örgütlerinin bitirilmesi açısından belirleyici bir rol oynayacaktır. Ankara ve Şam arasında kurulacak doğrudan ilişki, Amerika ve İsrail’in karabasanıdır. Çünkü böyle bir ilişki, ABD ve İsrail’in paralı askerleri durumundaki PKK-PYD’yi köşeye sıkıştıracak, Filistin’i tasfiye planlarını başlamadan bitirecek, Doğu Akdeniz’deki dengeleri Türkiye lehine çevirecek, İran’a saldırı ve Rusya’yı kuşatma planlarını etkisizleştirerek Türkiye’yi mevcut stratejik ittifakın merkezine yerleştirecek ve içinden geçmekte olduğumuz kritik süreçte ABD ve İsrail’in her türlü fitne ve kışkırtma girişimlerinin önünü tıkayacaktır.

Türk Milletine ve Hükümetimizin dikkatine saygı ile duyururuz.”

[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]
Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir