Gazeteciliğin utandığı andır

Yasalara aykırı ya da yasayı ihlal etmeyen haber yapmak farklı bir durumdur içinin rahat etmesi ve tongaya basmamak için sakıncası var mıdır diye iktidar sahiplerinden icazet alarak haber yapmak farklı bir durumdur. Bu kapsamda HaberTürk yazarı Serdar Turgut köşesinde, ODATV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ile Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun haber atlatmak amacıyla “gazetecilik şehveti”ne kapılarak MİT Yasasını çiğneyen bir haber yapmalarını kastederek, kendisinin yaptığı bir haberi önce Cumhurbaşkanlığı İletişim İşleri Başkanlığı’ndan sakıncalı olup olmadığını sorduğunu ikrar etti. İşte bu an, gazeteciliğin utandığı andır.

Turgut, ODATV Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeninin MİT haberini yaparken ‘gazetecilik şehvetine’ kapılarak haber atlatma heyecanı yaşadıklarını savunurken, kendisinin ise bu hataya düşmemek için bazı haberleri Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan onay aldıktan sonra yazdığını itiraf etti.

Yasaları ihlal etmeyen haber yapma titizliği farklı bir durumdur.

Yasalara aykırı haber yapma durumu farklıdır.

İçin rahat etsin diye tongaya basmamak için sakıncalı mıdır diye iktidar sahiplerinden icazet almak daha farklı bir durumdur.

İkinci durum, gazeteciliğin utandığı, halkın haber alma özgürlüğünün yerlere serildiği durumdur.

İşte o yazı!

Adı Barış olan iki gazeteci: Yazarların yayın yönetmenlerinin önlerine gelen konunun haber değerine başkalarını atlatma heyecanına, şehvetine düşmeleri az rastlanılan bir iş değildir. Yönetmenlik de yapmış yıllardır yazarlık yapan bir insan olarak bunu çok iyi bilirim. Eskiden başıma dertler de açmıştır bu şehvetin ağına düşmek. Davalar açıldı hakkımda gittim sonuçlarına katlandım. Tabii hayat bir öğretmendir de aynı zamanda, yanlışlardan ders alınması gerekir, şimdilerde bu şehvetin tuzağına düşmemeye özel önem veriyorum.

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın tutuklanmalarını öğrenince bunu tekrardan düşündüm. Ben ikisinin de bu gazetecilik yanlışının pençesine düşmüş olduklarına inanıyorum.

Ancak bunun bir haksızlık olduğuna inanan önemli sayıda insan da var.

Şunu söylemeliyim MİT üzerine yapılacak haberlerde özel önem gösterilmesini zorlayan yasa maddelerinin bir makul nedeni de mutlaka vardır. Şimdi düşünün iki gazeteci arkadaşın haberin şehvetine kapılarak yaptıkları haberde yer alan görevli ya şu anda sürmekte olan bir gizli operasyonun parçasıydıysa ve onun kimliğinin ifşa edilmesi bu operasyona onunla birlikte girmiş insanların hayatını tehlikeye atacaksa, o zaman ne yapacağız. Ben iki gazetecinin meselenin bu boyutunu gazetecilik heyecanıyla düşünmeden haberi yayınladıklarını düşünüyorum. Ama bizlerin bunu hep düşünmemiz gerekiyor.

Hakan Fidan haberi: Bir örneği kendimden vereceğim. MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Kaşıkçı cinayetinden sonra Washington’a Türkiye’nin tavrını ABD Senatosu’nda anlatmaya geldiğinde bunun haberini bir tek ben yakalamıştım. İlk tepkim haberin hemen verilmesinin ve haber atlatmanın şehvetine düşmek oldu ve hemen yazacaktım az daha. Sonra aklıselim devreye girdi ve acaba bir sakıncası olur mu düşüncesi hâkim oldu. Bunun üzerine cumhurbaşkanlığı iletişim yetkililerine mesaj çektim ve bunun yazılmasının bir sakınca doğurup doğurmayacağını sordum. Haberi ancak onlardan sakınca olmaz yanıtı geldikten sonra yayınladım. Ülke çıkarları söz konusu olabileceğinden bu davranışımın gazetecilik ilkelerimi filan zedelediğini de katiyen hiç düşünmedim. İçim rahat ve bütün genç meslektaşlarıma bu tavrı tavsiye ediyorum.

[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]
Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir