İstanbul Sözleşmesi hakkında doğrular ve yanlışlar

Türkiye, bir kararnameyle İstanbul Sözleşmesi’ni feshetti.

Peki, İstanbul Sözleşmesi gerçekte ne?

Kadına yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili uluslararası bir sözleşme mi yoksa Batı’nın Türkiye’ye ideolojik bir dayatması mı?

Bu konuda insanlarımızın kafaları çok karıştırılıyor. Her kafadan bir ses çıktığı at iti it izine karışıp gitti. Bu konuda Aydınlık gazetesi bilinçleri açacak bir hizmet daha gördü ve İstanbul Sözleşmesi konusunda 6 maddede doğrular ve yanlışları ortaya koydu.

1) Yanlış: Kadına şiddetle mücadele hukuki anlamda İstanbul Sözleşmesi ile başlamıştır

İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan düzenlemelerin tamamına yakını T.C. Anayasası, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu gibi temel kanunlar ile İş Kanunu, Basın Kanunu, Belediyeler Kanunu vb. ilgili kanunlarda yer almaktadır.

2002 yılında yürürlüğe giren revize edilmiş Medeni Kanun, cinsiyet eşitliğine net biçimde vurgu yapmaktadır. Medeni Kanun, evlilik kurumunda erkek üstünlüğü ilkesini kaldırmış ve kadın ve erkeklere eşit haklar tanımıştır. Benzer şekilde, evlilik kurumunu “eşlerin eşitliğine dayanan” ve eşlerin, ailevi konulara dair alınan kararlarda eşit katılımına dayanan bir birliktelik olarak revize etmiştir.

2) Doğru: GREVIO raporuyla eşcinsellik dayatılmaktadır.

GREVIO raporunda 13 kez “lezbiyen kadınlar” ifadesi geçmektedir. Sözleşme’de bir eşcinsellik gündemi olmadığını söylemek aldatmacadır. GREVIO raporunda da Türk yetkililerden LGBTİ’ye dair bir bilgi gelmediğinden yakınılmaktadır.

Türkiye’de lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar yüksek düzeyde ön yargı ve ayrımcılıkla karşılaşmakta, bu da onları zorla evlendirme ve “düzeltici tecavüz” dâhil çeşitli şiddet türlerine karışı kırılgan hale getirmektedir. Mağdurlar, destek hizmetleri ve konukevlerine erişimde de ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. GREVIO’ya genel politikalarda LGBTİ bireylere karşı hoşgörüsüzlük ile mücadele veya özellikle kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ile mücadeleyi hedefleyen politikalarda bu konuları ele almak üzere yetkili makamlarca alınan tedbirler hakkında az bilgi ulaşmıştır.”(GREVIO Raporu, SYF.17,2018

3) Yanlış: İstanbul Sözleşmesi’nin LGBTİ hareketi ve eşcinselliğin meşrulaştırılması ile bir ilgisi yoktur

İstanbul Sözleşmesi’nin 3.maddesindeki “toplumsal cinsiyet” tanımı kadın ve erkek cinsiyeti dışındaki doğal olmayan cinsel kimlikleri kapsar. 4/3’te yer alan “toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği” ifadeleri de aynıdır.

4) GREVİO, Türkiye’nin terörle mücadelesini hedef alıyor

GREVİO, terörle mücadele tedbirleri, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki güvenlik operasyonları ve başarısız darbe girişimi sonrası kamu görevlilerin toplu ihracıyla ortaya çıkan kamu görevlileri kaynağının boşalması gibi çeşitli faktörlerin, kadınların şiddetten uzak yaşama hakkının yerine getirilmesine uygun olmadığını ortaya koymaktadır. GREVİO’ya göre, Türkiye’nin PKK ve FETÖ ile mücadelesi kadınlara zarar vermektedir. Türk askerine ve Türk polisine tecavüzcü denmektedir. Terör partisi HDP’nin belediyelerine yapılan kayyum atamaları eleştirilmiştir. PKK güdümündeki kadın örgütleri korunmuştur.

“Türkiye’nin güneydoğusunda gerçekleştirilen askeri operasyonlar ve terörle mücadele operasyonlarında, kadınların taciz, cinsel şiddet ve tehditlere maruz kaldıkları ve tecavüz edilmiş ve/veya öldürülmüş çıplak kadın fotoğraflarının, emniyet güçleri tarafından sosyal medyada korkutma amacıyla paylaşıldığını iddia eden ürkütücü raporlara atıfta bulunur

GREVİO (ilk) Değerlendirme Raporu, Sayfa 18

5) Yanlış: İstanbul Sözleşmesi’nin denetim yetkisi yoktur

GREVIO heyeti, Sözleşme kapsamında oluşturulmuş bir denetleme kuruludur. Bu grup taraf ülkelerde veriler topluyor, araştırmalar yapıyor ve raporlar yazıyor. Grup üyelerine “Kişisel tutuklanma veya gözaltından ve kişisel eşyalarına el konulmasından muafiyet, resmi yetkileri dahilinde konuştukları veya yazdıklarının ve tüm eylemlerinin her türlü yasal işlemden muafiyeti,” şeklinde dokunulmazlıklar verilmiştir.

GREVİO kurulu Avrupa Konseyi ile birlikte, sözleşmenin uygulanmasına dair hazırladığı raporlarla kalıcı belge haline getirir.

6) İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarsak 6284’ün yasal dayanağı ortadan kalkar mı?

Anayasanın 10. Ve 41.maddeleri 6284’ün yasal dayanağıdır. Ayrıca 6284 Sayılı Kanun, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun güncellenmesi ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Sözleşmeden doğal olarak esinlenmiştir ancak İstanbul Sözleşmesi’nin değil Türkiye kadın hareketinin kazanımıdır

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir