İstanbul Sözleşmesine niçin karşıyız?

“Erkekler, İstanbul Sözleşmesi’nden rahatsız değil; eşine, sevgilisine ya da hiç tanımadığı bir kadına şiddet uygulayan, katleden, tacizci, tecavüzcü erkekler rahatsız” diyen CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka’ya cevabımızdır.

Ne tecavüzcüyüz, ne de tacizci! Geçmişimiz de böyle bir şerefsizlik hiç olmadı.

Elbette kadın cinayetlerine, kadına şiddete, tacize, tecavüze cepheden karşıyız.

Ancak İstanbul Sözleşmesine de karşıyız.

İptal edilmesini istiyoruz.

Niçin?

İstanbul Sözleşmesi 2011 yılından beri Türkiye’de yürürlüktedir. Ama kadına şiddet ve kadın cinayetleri artarak sürüyor.

Türkiye’de 2011 yılından beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi, sihirli bir değnek işlevi yükleniyor; Türkiye’ye değdirilecek, şırp diye kadın cinayetleri ve kadına şiddet bitiverecek.

Bu konuda gerçeği olgularda aramak gerekir.

İstanbul Sözleşmesi, İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 121’nci toplantısında kabul edildi. 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmış olması nedeniyle kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinmektedir. 2011 yılında Ak Parti Hükümeti’nin CHP, MHP ve o zamanki adı BDP olan, Meclis’teki PKK –yani HDP ile birlikte oybirliğiyle imzaladıkları İstanbul Sözleşmesi, 1 Ağustos 2014 tarihinden beri 6 yıldır Türkiye’de yürürlüktedir.

Ama 6 yıldır Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına şiddet duracağına ivmelenerek artıyor.

İstanbul Sözleşmesi, kadına değer veren bir sözleşme değildir.

Tam tersine kadını kenara iten, kadını aşağılayan, kadını kafese kapatan, ikinci plana iten bir içeriği vardır ve böyle bir toplum modeli, böyle bir hayat tazı dayatıyor. Yani bu sözleşmenin ilk ve en önemli özelliği kadınla ilgili değildir. Aksine hem kadına hem erkeğe işte yukarıdaki gibi bir hayat tarzı ve toplum modeli dayatıyor. Bu toplum modeli çürümüş bir modeldir. Erkek ve kadın cinsiyetini ortadan kaldıran bir toplum modeli, eşcinselliğin normalleştiği bir toplumsal sistemidir. Adı da açın okuyun sözleşmeyi, “toplumsal cinsiyet”, “cinsel yönetim özgürlüğü” şeklinde ifade ediliyor. Kısacası İstanbul Sözleşmesi, kadınıyla erkeğiyle Türk halkına eşcinselliği dayatıyor. Türk milleti böyle bir dayatmayı kabul etmiyor, reddediyor.

Eşcinsellik (homoseksüellik), kadının kafese kapatılmasıdır.

Eşcinsellik varsa kadın özgür değildir, gereksiz, aşağılanan bir varlıktır.

Ve kadın kafesteyse ve toplum dışıysa, orada erkek erkeğe ilişki vardır.

Tarih boyunca homoseksüellikle kadının aşağılanması birbiriyle yanyana gitmiştir.

Eski Yunan köleci toplumlarında çok yaygındır.

Eski Roma toplumunda çok yaygındır.

Orta Doğu’nun derebeyi toplumlarında çok yaygındır.

Günümüzde ise Batı’nın çürümüş emperyalist toplumlarında eşcinsellik yaygın olarak yaşanmaktadır. Dikkat edilirse sınıfsal baskının zorbalık seviyesine çıktığı toplumlarda yaşanmaktadır. Günümüzde bu LGBTİQ akımı olarak karşımıza çıkıyor.

Ve İstanbul Sözleşmesi, LGBTİQ savunucusu bir sözleşmedir.

Sözleşme doğal cinsiyetin (kadın-erken cinsiyetinin) yanında bir de “toplumsal cinsiyet” tanımı yapar. 

Toplumsal cinsiyet dedikleri de LGBTİQ’dur.

Bu cinsiyet tanımı, bizim bildiğimiz kadın-erkek cinsiyetinin dışında bir cinsiyet tanımıdır.

L- Lezbiyen– Kadın kadına ilişki…

G- Gay (gey)- Erkek erkeğe ilişki…

B- Biseksüel- İki cinsiyetli (hem eşcinsel hem de normal)  ilişki…

T- Transseksüel- Cinsiyetini değiştirmiş…

İ- İnterseksüel- Aslında buradaki (İ), (Q) olarak devam eder. Ve (Q), Gueer demektir. Bu sözcüğün anlamını “Google amca”nıza soruverin lütfen.

İstanbul Sözleşmesi, Türk milletini, geleceğimizi, çocuklarımızı, gençliğimizi çürümüş kültürlerine göre dizayn etmeye çalışmaktadırlar.

Gençliğimize aşağıdaki gibi bir hayat tarzı dayatmaktadırlar.

Öte yandan İstanbul Sözleşmesi’nde hem “eş” hem de “partner” tanımı var.

“Eş”i biliyorsunuz.

“Partner” ise homoseksüeller için tanımlanmış.

İstanbul Sözleşmesi’yle çürümüş emperyalist Batı toplumları bize bir hayat tarzı ve toplum dayatıyorlar.

Siz kabul edebilirsiniz ama biz dayatılan o çürümüş toplum ve hayat tazını, emperyalizmin toplumsal modelini reddediyoruz Aylin Nazlıaka.

Siz LGBTİQ’yu savunabilirsiniz ama biz temelinden ve cepheden karşı çıkıyoruz.

Türk milleti cepheden karşıdır bu tarz hayata; sapkınlık olarak değerlendirmektedir.

“Biz sınıfsal eşitliklere ve

Kadın-erkek eşitliğine doğru ilerleyen,

Sömürünün ve baskının kalktığı,

Kadın üzerindeki bütün baskıların

-Kadına şiddete ve baskıya temel olan bütün ilişkilerin,

Bir takım olumsuz anane ve geleneklerin,

Töre adı altında kadına ve kız çocuklarını haksız durumlara sürükleyen kültürel ilişkilerin-

Ortadan kalktığı bir Cumhuriyet kültürünü ve vatandaşını savunuyoruz.”

Bunu da kadın-erkek elbirliği, gönül birliği içinde Türk milleti mutlaka başaracaktır.

İstanbul Sözleşmesi olmadan da Cumhuriyet’in kanunlarıyla kadına şiddet ve kadın cinayetleri önlenebilir.

Tecavüzcü, tacizci olmadık ama sizlerin İstanbul Sözleşmesi’nin dayattığı hayat tarzlarından biri olan LGBTİQ sapkınlığını desteklediğinizi biliyoruz.

Kılıçdaroğlu’ndan LGBT açılımı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ‘Türkiye LGBT- Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel’ hareketine yerel seçim desteği geldi.

CHP’li siyasetçilerden LGBTİ desteği

CHP’li siyasetçiler ve gençlik kolları; “lezbiyen”, “gey”, “biseksüel”lerle ilgili çalışmalar yapan LGBT Hareketi’ne destek veren paylaşımda bulundu. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ankara İl Gençlik Kolları, Üsküdar İlçe Gençlik Kolları ve Gazete Kadıköy’ün Yazı İşleri Müdürü Semra Çelebi skandal ifadeler paylaştı.

Sorun “Google amca”nıza bunun gibi yüzlerce örnek çıkaracaktır size.

Bakın size İstanbul Sözleşmesini anlayabileceğiniz üslup ve şekilde bir yazı önereceğim. ŞEGAFED genel Başkan Yardımcısı, Vatan Yıldızları Vakfı Mütevel, 15Temmuz Vatan Şehitleri Derneği Başkanı Zeki Kılınç sosyal medya hesabında yayınlamış.

İstanbul Sözleşmesi ancak bu kadar güzel anlatılır

Öncü Kadın Genel Başkanı Meltem AYVALI çeşitli yönetim organlarında yaptığı istişarelerin neticesinde ‘İstanbul Sözleşmesi’ hakkındaki görüşlerini kamuoyu ile paylaştı.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir