Orhan Akın: “Kamu görevlileri, artık gerçeği görme zamanı gelmedi mi?”

Daha Ne Kadar Devletimizle, Devletimizin Kurucularıyla,

Türklükle, Milli Kimlik ve Birliğimizle Sorunu Olan Bu

Zihniyete Destek Vermeye Devam Edeceksiniz?

Kamu Sen’e bağlı Türk Eğitim Sen Burdur Şubesi Cumhuriyet Meydanında bir basın açıklaması yaparak, Danıştay 8’nci Dairesi’nin Andımız yasağını kaldıran kararı karşısında şeriatçısı, cemaatçisi, etnikçisi tekmili birden Cumhuriyet, vatan bütünlüğü, bağımsızlık, millet düşmanlarının ülkede kaynatmaya kalkıştıkları cadı kazanına karşı Andımızı savundu. 3 gün sonra “95’nci kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız Cumhuriyetimiz ve milli devlet yapımız”ın “büyük saldırılarla karşı karşıya olduğu” belirtilen açıklamada, “ağır bedeller ödeyerek kurduğumuz ve bugünlere taşıdığımız Devletimizin bu coğrafyadaki varlığı, millet olma özelliğimiz ve etrafında kenetlendiğimiz değerlerimizin korunmasıyla mümkündür” değerlendirilmesinde bulunuldu.

ABD, AB, HDP, PKK, FETÖ, emperyalist güçler ve piyonlarının tekmili birden Türkiye’ye ve Türk ordusuna karşı harekete geçtiği ve Ergenekon, Balyoz operasyonlarının ülkeyi yangın yerine çevirdiği 2013 yılının karanlık günlerinde, vatansever asker ve aydınlar sahte ve uydurma belgelerle tutuklanmış hapislere atılmıştı. YAŞ, tuzağa düşürülmüş askerleri toptan emekliye sevkediyor, 15 Temmuz ABD/ FETÖ darbesinde başrol alan FETÖ’cüleri terfi ettiriyordu. Güneydoğu’da valiler, TSK’nin PKK’ye karşı operasyonlarına izin vermiyor, “bebek katili”nin mesajları Diyarbakır’da mitinglerde okunuyor, devletin tepesindekiler “megri, megri” diyorlardı. İşte Açılım sürecinin bu ahval ve şeraiti içinde AKP Hükümeti, HDP, PKK, ABD, AB gibi güçlerin de hedefinde olan Andımız’ı kaldırdı. Ancak 8 yıl sonra Danıştay 8’nci Dairesi, vatansever ve milliyetçiler arasında Ankara’da hakimler varmış dedirten bir karar alarak Andımız üzerindeki yasağı kaldıran bir karar aldı. Bu karar AKP ve HDP/PKK cenahında birdenbire bir birliktelik ortaya çıkardı. Danıştay kararına karşı aynı cephede buluşarak karşı çıktılar.

Ancak ülke çapında milli bir dalga kabarmaya başladı. Bütün illerde vatansever ve milliyetçi güçler alanlara çıktı. Andımız’ı savundu.

Bu kapsamda Cumhuriyet Meydanında bir basın açıklaması yapan KAMU SEN’e bağlı Türk Eğitim Sen Danıştay’ın Andımız kararına sahip çıktı, Danıştay kararına karşı çıkanları lanetledi.

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Orhan Akın, MHP İl Başkanı Hikmet Ökte, KAMU SEN’e bağlı kitle örgütü ve sendika temsilcileri ile MHP bağlı kuruluşlarının başkanlarıyla TES üyesi memurların katıldığı eylemde basın metnini TES Başkan ı Orhan Akın okudu.

Akın şöyle konuştu:

Nitekim daha birkaç yıl önce, adına “Çözüm Süreci” denilen, gerçekte ise çözülüm süreci olan birtakım uygulamalarla milli kimliğimiz yok edilmek istenmiş, bu topraklardan Türk adı silinmeye çalışılmıştır.

O dönemde milli değerlerimizin içinin boşaltılmasının, milli kimliğimizin yok edilmesinin, bizleri tek bir millet olarak bir arada tutan değerlerin yağmalanmasının karşısında durmuş, sürecin ülkemizi bir felakete sürüklemekte olduğu gerçeğini haykırmıştık.

Bu rezaletler zincirinin bir halkası da 1933 yılından beri okullarımızda okutulmakta olan Andımızın kaldırılması olmuştu.

Nitekim yaşadığımız acı tecrübeler sonunda, yanlış yoldan dönüldü ama bu yanlışlar, hendek operasyonlarında 793, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 71 ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda 53 vatan evladının şehadetine mal olurken içimizde de onulmaz ve unutulmaz yaralar açtı.

Hatırlanacağı üzere o tarihlerde gerek bireysel gerekse Türk Eğitim-Sen olarak açtığımız davalarla, sözde Çözüm Sürecinin bir parçası olan Andımızın kaldırılmasını, Danıştay nezdinde yargıya taşımıştık.

Nitekim Danıştay 8. Dairesi de 24 Ekim 2018 tarihli kararıyla Öğrenci Andını kaldıran işlemi hukuka aykırı bularak, 1933 yılından 2013 yılına dek 80 yıl boyunca okullarımızda okutulan Andımızın yeniden okutulmasının önünü açtı.

Ama ne hikmetse bir anda ülkemizde kıyamet koptu; ne kadar açılımcı ne kadar çözülümcü varsa meydanlara fırlayıp, Andımız üzerinden yeniden Türk milli kimliğine karşı saldırıya geçti.

Bu kesim, içinde yaşattığı Devletin kurucu değerleriyle hesaplaşma arzusunu, Öğrenci Andının ırkçı söylemler içerdiği safsatası ile gizleme çabası içine girdi.

Hâlbuki Danıştay kararında aynen şu ifadelere yer vermiştir: “Metinde yer alan kavram ve ilkeler, Anayasamızda anlamını bulan kavram ve ilkeler olduğu gibi milli eğitim sistemimizin Kanun ve Yönetmelikte belirlenen temel amaçlarını da ortaya koymaktadır.”

Yani yargı kararı dedi ki; Öğrenci Andı ayrıştırıcı değil bilakis Türk milli kimliği oluşturulması açısından birleştirici bir unsurudur.

Kaldı ki bu karar, Danıştay’ın Öğrenci Andı konusunda verdiği ilk ve tek karar değildir. 2002 yılından beri Andımızın kaldırılması için açılan pek çok davada Danıştay, Öğrenci Andı’nın kaldırılmaması yönünde görüş bildirmiştir.

Bu süreçte özellikle 2009 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’nın Öğrenci Andı ile ilgili yaptığı savunma, hepimizin görüşlerine tercüman olmaktadır.

Danıştay’ın Öğrenci Andı kararına ilk tepki gösterenler arasında bir de adı memur sendikası olan ama yaptıkları sendikacılıkla bağdaşmayan bir kuruluş var.

Bunlar iki yılda bir ortaya çıkar, memuru toplu sözleşmede pazarlar, sonra iki yıl boyunca ortalarda görünmezler. % 4+3,5 zamma imza atıp % 24,5 enflasyona karşı gıkını çıkarmazlar. Memurlar ek gösterge beklerken tek kelime edecek takati göstermezler. Dolar 7 TL’ye ulaştığında, alım gücünün korunmasına karşı bir tedbir önermezler. Mülakat denen kıyım sistemiyle hak yenirken sus pus olurlar. Aileleri parçalanmış sözleşmeli personel için tek kelime etmezler. Memurun, sözleşmelinin, emeklinin mağduriyetlerini sorun etmezler. Ek zam istemeye hiç cesaret edemezler. Kısacası memur sorunlarına karşı kafalarını kuma gömer ama iş, Türk düşmanlığı oldu mu, girdikleri delikten bir anda fırlar, 81 ilde basın açıklaması yaparlar. Bunlar Andımızı, Türkiye Cumhuriyeti ve Devletimizin kurucu kadrosuyla hesaplaşmanın aracı yaparlar.

Kıymetli kamu görevlileri sözüm sizedir,

Artık gerçeği görmenin zamanı gelmedi mi?

Daha ne kadar Devletimizle, Devletimizin kurucularıyla, Türklükle, milli kimlik ve birliğimizle sorunu olan bu zihniyete destek vermeye devam edeceksiniz?

Konu memur olduğunda rahat koltuklarından kalkamayanlar, iş milli değerlerimize ve kavramlarımıza savaş açmaya geldiğinde, ihanet bayrağını kapıp en önde meydanlara koşuyorlar.

Çözüm sürecinin akilleri, bölünme sürecinin yol başçıları, FETÖ’cülerin hamileri bunlar değil miydi?

Milli ve manevi değerlerine önem veren tüm kamu görevlilerini artık maskesi düşmüş, deşifre olmuş, tescilli memur düşmanı bu sendikalardan istifa etmeye ve Konfederasyonumuz çatısı altında birlik olmaya davet ediyorum.

Demokrasi adına, bu topraklardan Türk kimliğini kazımaya çalışanların, bir milliyeti olmayan ABD’de, 1892 yılından beri okullarda okutulan bağlılık yemininden haberleri yok mudur?

O yeminde, bölünmez vatana, tek millete, bayrağa ve devlete bağlılık yer almaktadır.

Türk milletini öz yurdunda garip bırakma, öz vatanında parya yapma gafletine düşen ve Türk milli kimliğini yok edebileceğini sanan, 81 ilde Andımıza karşı eylem yapan bu sendika ve bu anlayış, çok kısa zamanda bu milletin Ergenekon’dan çıkarcasına Türklüğe koştuğuna, Türk kimliğine sarıldığına da şahit olacaktır.

Anayasamızın 66. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” der. Öyle ise Türklük, bu ülkede yaşayanların üst kimliği, birliğinin adı ve anahtarıdır.

Almanya’da yaşayana Alman, Fransa’da yaşayana Fransız, İtalya’da yaşayana İtalyan deniyorsa, herkes bilsin ve kabul etsin ki, bu topraklarda yaşayana da Türk denir. Türk denecektir!

Son yıllarda herkesin diline pelesenk olmuş; “Tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek millet” diyorlar. Biz de soruyoruz, o tek milletin adı yok mu? Neden adını koymuyorsunuz? Kimden çekiniyor, neden gocunuyorsunuz?

Abdürrahim Karakoç’un dediği gibi;

“Bindirmişler bir gemiye

Rotasından haberi yok

Korkuyor Türk’üm demeye

Atasından haberi yok!”

Ne yazık ki, Türklüğün etnik bir unsur olduğunu iddia edenler, Öğrenci Andı ile Milli Marşımızı karşı karşıya getirerek tehlikeli bir ayrımcılığa girişmektedir.

Bilinsin ki Mete Han da bizim, Oğuz Kağan da bizim; Alparslan da bizim, Kılıçarslan da bizim; Abdülhamit de bizim, Atatürk de bizim; Hira Dağı da bizim, Tanrı Dağı da bizim; Milli Marş da bizim, Andımız da bizimdir. Bizi bizle sınamaya, bizi bizle çatıştırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Bilinsin ki biz, milliyetinden gocunmayan, Türk olmaktan gurur duyan, Türkoğlu Türkleriz.

Gerekirse her sabah önce şehadet getirir, sonra çocuklarımıza Andımızı biz okuturuz.

Siz ise çocuklarımız Türk’üm, doğruyum, çalışkanım demesin diye eylem yapan sendika olarak tarihe geçeceksiniz.

Bir milletin geleceği, o milletin kökleri ile şekillenir. Mazisinden, milli ve manevi değerlerinden koparılmış milletler yok olmaya mahkûmdur.

Bugün milletimizi köklerinden kopararak tarihini, atasını unutmuş, dostunu düşmanını bilmeyen, geleceği göremeyen bir toplum yaratma arzusu, bir anda yeniden hortlamıştır.

Ne olursa olsun bu girişimler Türk milletinin; Tek Vatan, Tek Devlet, Tek Millet, Tek Dil, Tek Bayrak ülküsü karşısında yok olmaya mahkûmdur.

İnanıyorum ki Türk memuru, içinden çıkan ve kendisine cephe alan bu mankurtlaşmış sendikaları da bertaraf edecektir.

Ruhunu İslâm’dan, mücadele gücünü damarlarındaki asil kandan alarak, milli ve manevi değerlerimizden bir an olsun kopmadan, Türklük şuurundan en ufak bir sapma göstermeyen Türk milletinin hafızasından, andımızı söküp çıkaramayacaksınız.

Türk kimliğini yok etme gayreti içinde, her türlü fitneye başvuranlara inat, biz işte burada bir kez daha haykırıyoruz: ANDIMIZ

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir