SUÇLULAR VE GÜÇLÜLER

Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala! “Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz” dedi Hikmet. Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar: üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla!

Evet, Vatan hainiyim Siz Vatanperversiniz, siz yurt seversiniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim,

Vatan Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topu ise,

Vatan kurtulmamaksa kopmuş karanlığınızdan ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütün üstüne kapkara haykıran puntolarla Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

28. 7. 1962 /Nazım Hikmet

3 Haziran 1963’te ölüm yıl dönümünde sosyal medya sayfalarımızda romantik şiirleri ile yaşatmaya çalıştığımız büyük şair Nazım Hikmet’in ıstırap dolu devrimci hayatına, kimlerin sebep olduğuna dair küçük bir araştırma yaptım.  Beklemediğim sonuçlarla karşılaştım. Tıpkı herkes gibi ben de sağcı ve faşist kesimin sebep olduğunu düşünürken farklı bir durum ortaya çıktı. Belki günümüzün gidişatını anlamak için geçmişimize bakmak ve sorgulamak gerekiyor.

CHP iktidarı zamanında Türkiye’de öldürülen meşhur gazeteci Sabahattin Ali’nin ölümünün üzerinden 71 yıl geçmesine rağmen sır perdesi hala aydınlatılamadı. Markopaşa dergisinde Aziz Nesin ile beraber CHP’ye sert eleştirilerde bulunan Sabahattin Ali “milletin oluk gibi kan akıtarak kazandığı bu istiklali siyasi oyunlara alet edip elden kaçırmayalım. Sömürücü devletlerin elinde oyuncak olmayalım” demişti. “Mali ve askeri işlerimize yabancıların burnunu sokmayalım, bu gidişatın sonu hayra çıkmaz” yazısı CHP’nin sindirmeye çalıştığı bir yazar olmuştu.

1919’da Bahriye Mektebi’ ni bitiren Hikmet 1920’de Sağlık Kurulu kararıyla askerlikten çıkartıldı. Ocak 1921’de Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti ama cepheye gönderilmedi. 1921’de Batum üzerinden Moskova’ya geçti. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde okudu. 1924’te Türkiye’ye döndü ve ondan sonra Moskova’ya gitti. 1928’de döndüğünde tutuklandı. 1933 ve 1937’de örgütsel faaliyetleri nedeniyle tutuklu kaldı. 1938’de harp okulundaki bir aramada 12 öğrencinin dolabında şiirleri bulundu. Ordu’yu ve donanmayı isyana teşvik suçlamasıyla tutuklandı. 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Savarona gemisinde yargılandı. (Donanma davası 1938) toplam 12 yıl hapis yattı. 1938-1950 arası iktidarda CHP vardı. Mayıs’ta iktidara gelen Demokrat Parti 14 Temmuz 1950’de genel af çıkardı ve Hikmet serbest kaldı. Yasal hükümlülüğü olmamasına rağmen askerliğine karar alınmasını hayatına yönelik bir tehdit gördüğü için 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan Moskova’ya gitti. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Cumhuriyet Gazetesi ise Nazım’ın resmini ön sayfaya basarak başlık atmıştı.

“Tükürün bu yüze! ”

Rus kültüristlerinden esinlenerek klasik şiir kalıplarından sıyrılmış, özgür ve yeni şiir dili biçimi olan şiirlerini ilk olarak Aydınlık dergisinde yayınlanmıştır. “Güneşi içenlerin öyküsü” 1928’de Bakü’de yayınlandı. Edebiyat, tiyatro ve sinemada da öncülük eden Nazım Hikmet film senaryoları ve çekimleri yapmıştı ama 1938’den 1965 yıllarına kadar yapıtları Türkiye’de yasaklanmıştı.

Başın Öne Eğilmesin Aldırma Gönül Aldırma

Almanya’da 2 yıl eğitim aldıktan sonra Türkiye’ye geri dönen Sabahattin Ali Konya’da öğretmenliğe devam ettiği senelerde Atatürk’ü hicvettiği gerekçesiyle tutuklanmış, bir süre hapis yattıktan sonra tahliye olmuştu. Daha sonra Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile siyasi mizah dergileri çıkarmaya başlamış, İsmet İnönü ile alay ettiği gerekçesiyle 3 ay hapis yatmıştı. Pasaport talebi reddedilince Bulgaristan’a kaçarken sınırdaki ormanda ona kaçması için yardım eden Ali Ertekin tarafından öldürülmüştü.

Suçlamaların yersiz olduğu anlaşılmıştı. Aziz Nesin ile mizah gazetesi Marko Paşa’yı çıkaran Ali hakkında davalar açılmıştı. CHP Milletvekili Cemil Sait Barlas Meclis kürsüsünden “Marko Paşa’nın kökü dışarıdadır” demişti. Bunun üzerine “topunuzun köküne kibrit suyu” başlıklı bir yazı yayınlamış ve Sabahattin Ali devlet büyüklerine hakaret ettiği gerekçesiyle 1947’de bir kez daha hapse girmişti. Uğur Mumcu’ya göre 1948-1950 yıllarında Hasan Saka Başbakanlığında CHP hükümeti zamanında bir MİT ajanı tarafından yok edilmişti.  İnfaz emrini veren kişi gazeteci-yazar ve CHP’ de üst düzeyde bir kişidir. Bu emri veren politikacı daha sonra feci şekilde öldürülmüştü. Sabahattin Ali’nin mezarının gizlenmesi bu işin arkasında karanlık bir cinayet olduğunun kanıtıdır. CHP yönetimi cinayetin duyulmaması için büyük çaba sarf etmişti. CHP iktidarı dönemindeki gazeteler Sabahattin Ali’nin ölümünü sevinçle karşılamışlardı. Marko Paşa idari işler müdürü Haluk Yetiş, “İsmet Paşa hükümeti Aziz Nesin ve Sabahattin Ali’den çok rahatsızdı” diyordu. Ona göre Sabahattin Ali “Sırça Köşk” yazısını Halk Partisi’ni yıkmak için yazdı. Çok da etkili oldu. Bu da İsmet Paşa’yı korkutuyordu. CHP iktidarı zamanında Türkiye’de öldürülen meşhur gazeteci Sabahattin Ali’nin ölümünün üzerinden 71 yıl geçmesine rağmen 2012 yılında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Dönemi ile ilgili yanlışlar oldu. Nazım Hikmet’i kim hapse attı? CHP Sabahattin Ali’yi neden öldürdü” diyerek itiraf mı etmişti? Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşı aydınları ve sanatçıları kontrol altında tutan Mehmet Ali Cimcöz kimdi, hala aydınlatılamadı. Marko Paşa dergisinde Aziz Nesin ile beraber CHP’ye sert eleştirilerde bulunan Sabahattin Ali “milletin oluk gibi kan akıtarak kazandığı bu istiklali siyasi oyunlara alet edip elden kaçırmayalım. Sömürücü devletlerin elinde oyuncak olmayalım” demişti. “Mali ve askeri işlerimize yabancıların burunlarını sokmayalım. Bu gidişatın sonu hayra çıkmaz!” yazısı nedeniyle CHP’nin hedefinde bir yazar olmuştu.

Cinayete yönelik sansürde uygulamış 2 Nisan 1948’de öldürülen Sabahattin Ali’nin haberi 12 Ocak 1949 da haber olabilmişti. “Hain yurtdışına kaçarken öldürüldü!” diye yazmıştı gazeteler. Bugün Nazım ve Sabahattin Ali’yi anmak CHP’nin geçmişini sorgulamak anlamına gelir. Halk TV ve Tele1 TV’leri Denizleri Sabahattin Alileri ve Nazımları anarken bunu da sorgulamalıdır! Şimdi kimse bize kızmasın… Artık CHP’nin altını oyan bu kadrolardır. Oysa bütün bu vatanseverlerin çektiklerinin sadece sağ iktidarlar tarafından yapıldığı sanılır. Bu yüzden ezberleri bozmaya devam edeceğiz. Sağ iktidarlar memleketin hazinelerini dış güçlerin hizmetine sunarken, solcu iktidarlar da bunun zeminini hazırlayıp isyan eden vatanseverlerin seslerini kesmekle meşguldüler. Ezberlerin bozulması, tarihi bilgilerin yeniden hatırlanması dileğiyle, Nazımları romantik aşk şiirleri ile değil emperyalizmle mücadeleleri sonucu onları yok eden sistemin onlara yeni misyonlar yükleyerek sahiplendiklerini ve Nazımların devrimci yönlerini kendi bölme yöntemlerinde romantik bir araç olarak kullandıklarının tehlikesinin de farkında olmalıyız. Tıpkı Uğur Mumcular gibi…

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir