Tam kapanma mı büyük kentlerden Anadolu’ya Kovid19 ihracı mı?

Perşembe akşamı “Tam Kapanma” denilen son uygulama başladı. Bugün 7. gününü doldurdu.

Ancak Çarşamba ve Perşembe günlerinde uygulama henüz başlamadan önceki olaylar ve gelişmeler akıllara durgunluk verecek ve bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtecek cinstendi.

Bilim insanları kentler arası yolculuğun önlenmesinin belirleyici olduğunun altını çize çize açıklama yapmalarına rağmen, tam kapanma öncesi büyük kentlerden Anadolu’ya, kıyı sayfiye yerlerine müthiş bir akın oldu. Havaalanlarındaki, otogarlardaki, tren istasyonlarındaki sosyal mesafeden uzak diş gibi o hercümercin Kovid19 virüsünün bayram etmesine ve oğul çıkarmasına sebep olduğu çok açıktı.

Buna anlam vermek çok zordu.

Engelleyen çıkmadı.

Yetkililer seyretmekle yetindi.

ANADOLU’YA KOVİD19 VİRÜS İHRACI

O akın, Anadolu’ya Kovid19’un akınıydı.

Açık açık Kovid19 virüs ihracı yapıldı Anadolu’ya.

İlk zamanlar Türkiye’nin Kovid19’a karşı mücadelede Çin’den sonra ilk başarılı ülkelerden biri olduğuna inanmış, öyle yazıp çizmiştim.

Ardından Kovid19’un ikinci atağındaki inanılmaz hatalar bu inancımı yavaş yavaş yıkmaya başladı.

Sağlık Bakanı Koca’nın milletin gözünün içine baka baka –hadi yalan söylemesi demeyelim- doğruları gizlemesine, Kovid19 bozguncularının eline propaganda malzemesi vermesini hayretler içinde seyrettim.

Süreç ilerledikçe gerçekten Kovid19’la mücadeleyi iyi sürdüremez oldular.

Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı son karar verici olmadığından süreç yönetimi çok başlılıkla ilerledi. Bu da zaaflara neden oldu. Bunun son örneği Cumhurbaşkanı ı ile Sağlık Bakanı arasındaki aşı tedariki çelişkisiydi.

Kamuoyundaki, içinden geçmekte olduğumuz yeni Kovid19 zirvesine, “lebalep kongreler”in neden olduğu kanısını tartışmanın kimseye yararının olmadığını ileri süren Bakan Koca, şimdi de tam kapanma öncesi Anadolu’ya bu Kovid19 ihracına sessiz kalmaktadır.

Bilim insanları ülkede en fazla vaka sayısının İstanbul’da olduğunu söyleyip duruyorlar.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerde de bu açıklıkla görülüyor.

Vaka sayılarının ve hastanelerdeki durumun çok daha fazlasının olduğu, görünen sadece buzdağının su yüzeyindeki bölümü olduğu belirtiliyor.

Bu durumda İstanbulluların evlerinde kalmaları gerekmez mi?

Ama öyle olmuyor.

Katar katar Anadolu’ya Kovid19 ile birlikte göçüyor.

Kimse de “durun n’oluyor?” demiyor.

Bu nasıl süreç yönetimi?

Sanki gizli bir el, Kovid19 salgınının çığırından çıkması için çaba harcıyor.

Böylesi garip bir uygulama!

Bunu anlamak için bilim insanı, sağlıkçı olmaya gerek bile yok!

İnsanın havsalası almıyor.

Bunu Abdülkadir Selvi’ye verdiği demeçte Bakan Koca da kabul ediyor.

“Doğrusu kalabalık ortamların salgının seyrini olumsuz etkilediğini iyi biliyoruz. Dar bir zaman diliminde yoğun bir çıkışın yaşanmaması için perşembe günü itibarıyla uygulanarak geçişlerin daha dengeli olması hedeflendi. Doğrusu bu şekilde yoğun çıkışların olması olumlu bir durum değil. Ayrıca gidilen yerde kalabalık ortamların oluşması, bir risk taşıyor.”

Yani İstanbulluların evde kalmalarını sağlama yerine çıkışına izin verildiğini ama böylesine çığırından çıkacağını ummadıklarını söylüyor Bakan.

Şaka gibi doğrusu!

Bir başkası ise seyahat tarzındaki serbesti…

Özel araçla seyahat izne tabi, toplu taşıma ile seyahat serbest…

Garip değil mi?

Hangisinde Kontrollü Toplumsal Hayatın üç mecburiyetine (maske-mesafe-hijyene) tam uyum sağlanabilir sizce?

Şaşılası bir uygulama!

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir