Atatürk’ün Burdur’a gelişinin 90. yıldönümü coşku ve heyecanı

Cumhuriyetimizin banisi, yenilmez komutan, müstesna devlet adamı, Mazlum Milletlerin devrimci önderi, devrimci liderimiz büyük Atatürk’ün Burdur’a gelişinin 90’ıncı yıldönümü çeşitli etkinliklerle kutlandı. Bu kapsamda binlerin katıldığı bir yürüyüş ve Cumhuriyet Meydanında Atatürk Anıtına çelenk sunma töreniyle kutlanan Şeref Günü coşku içinde geçti.

Gazi Mustafa Kemal’in 6 Mart 1930 tarihinde şehrimizde karşılandığı Çatalpınar Kavşağı’ndan “Ata’ya Saygı Yürüyüşü” ile başlayan törenler, Cumhuriyet Meydanı’nda Çelenk Sunma ve Kutlama Programıyla devam etti.

Protokol, vatandaşlar, askerler ve öğrenci gruplarından oluşan kortej ellerinde Türk Bayraklarıyla bando eşliğinde Çatalpınar Kavşağından Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdüler.

Düzenlenen programa Vali Hasan Şıldak, Milletvekili Dr. Mehmet Göker, Garnizon Komutanı P. Alb. Cenk Babürşah, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Cumhuriyet Başsavcısı Dr. Özkan Gürdoğan, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, Baro Başkanı Avukat Ramazan Gedik, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, askeri erkân, ellerinde albayraklarla öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Cumhuriyet Meydanında düzenlenen törenin başında Mehmet Uzal Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileri tarafından Burdur Gençliği adına Türk Bayrağı Vali Hasan Şıldak’a takdim edildi. Vali Şıldak da Türk Bayrağını öperek, Türk gençliğine yeniden takdim etti.

Törenin devamında Valilik Makamı, Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı çelenklerinin sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.

İstiklal Marşı okundu. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz günün anlam ve önemi üzerine bir konuşma yaptı.

Başkan Ercengiz şunları söyledi:

Burdur’un şeref günü olarak kabul edilen 6 Mart’ta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 90 yıl önce ilimize konuk olmasının coşku ve heyecanını yaşarken içimiz buruk. 90 yıl önce bize miras kalan heyecan ve azimle, aynı hedef doğrultusunda yılmadan çalışmanın gayreti içerisindeyiz.

Cumhuriyetin ilanı ile başlayan, savaş sonrası toparlanma ve gelişme süreci hız kazanmış, bağımsızlığı uğruna meydan okuyan Türkiye Cumhuriyeti, gelişim yolunda bir mücadele içerisine girmiştir. Gelişmiş uygarlıklar düzeyine ulaşmak adına heyecan ve coşku ile çalışan Burdur halkı, Atatürk’ün 6 Mart 1930’daki bu ziyareti ile büyük moral kazanmış ve bu amaç doğrultusunda çalışmalarında büyük ivme yakalamıştır.

Ülkemizin birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara ulaşması, ancak bu coğrafyadan fışkıran ruha sahip çıkmakla olacaktır. Bu anlamlı günün yıldönümünde, her 6 Mart’ta olduğu gibi, günümüzde ve gelecekte de gözlerimiz her zaman siyasi taktikleri, öngörüleri ve zaferleri ile benzeri olmayan; Ülkemizin Kurucusu Başkomutan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü arayacaktır. Ulu Önderimiz için yüreğimizde taşıdığımız özlem ve hasret duyguları asla sonlanmayacaktır.

Kentimiz, Hacılar Höyüğü’nden başlayarak, Hamitoğlu Beyliği’nin sancağı olmuş, Milli Mücadele’nin vatan şairi, Mehmet Akif Ersoy’un Millet Meclisindeki temsili ile taçlandırılmış, Fakir Baykurt’un edebi eserleri ile tüm ulusta tanıtılmış, günümüzde de Burdurlu birçok sanatçı, yönetmen, siyasetçi, oyuncu ve birçok okumuş aydınıyla da Türkiye’nin en güzide kentlerinden birisi olmuştur.

Burdur Belediye Meclisinin tutanaklarından da öğrendiğimiz üzere 6 Ekim 1972’de Dönemin Belediye Başkanı rahmetli Dr. Zeynel Abidin Tonguç Başkanlığında toplanan Burdur Belediyesi Meclisi oy birliği ile aldığı karar da 6 Mart’ın Burdur mesut günü olarak anılmasını kabul etmişlerdir.

6 Ekim 1972 günü alınan bu kararda Belediye Başkanı ile birlikte dönemin Meclis Üyeleri Kamil Suna, Osman Çelik, Osman Demir, Şükrü Kayış, Hüseyin Ekici, Kemal Taraşlı, Necip Kaya, Sabri Civelek, Ali Arslan, A.Rıza Uçar, Ali Kartal, Rıza Nalbant, Metin Çoksezen, Lütfü Karagöz, Hüsnü Düdük, Fethi Gülcü, Alaaddin Özaltın ve Metin Çöllü’ye aldıkları bu karardan dolayın müteşekkir olduğumu ifade ediyor, aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet ve hala hayatta olanlara da uzun ömürler diliyorum.

2. kez Burdur halkının teveccühü ile seçilmiş bir Belediye Başkanı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 90 yıl önce şereflendirdiği bu kentte görev yapmanın mutluluğunu ve onurunu bir kez daha yaşıyorum.

Taşı, toprağı, tarihi ve geleceği cumhuriyet kokan aydın bir kentin belediye başkanı olarak, Burdur Halkı ile omuz omuza vererek Atatürk’ün ışığında emin adımlarla ilerliyoruz. Biz Burdurlular, kentimize gelişi ile büyük mutluluk yaşatmış olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden hiçbir zaman ayrılmadık ve asla da ayrılmayacağız.

Tüm tarihi boyunca namusunu ve toprağını korumak için mücadele eden Türk Evlatları, tarihin her anında olduğu gibi yine böyle bir dönemde, iç ve dış şer odaklarıyla mücadeleye devam etmektedir.

Yurtiçinde ve Yurtdışında haince düzenlenen saldırılarda şehit düşen Kahraman Mehmetçiğimizi,  vatan topraklarına ve kalbimize gömdük. Ancak 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği bu ülke asla Onun bize gösterdiği yoldan sapmayacaktır.

Bizleri padişahın kulu değil Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı yapan, seçme ve seçilme hakkı ile demokrasiyi armağan eden, Kadını kocasının kölesi değil toplumun bireyi yapan, yaşanabilir bir ülke ve daha gelişmiş bir toplum vizyonuna sokan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Burdur’a gelişinin 90. yılında sevgi saygı ve özlemle bir kez daha anıyor, bu vesileyle Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal etmiş silah arkadaşlarını ve ülke toprakları için mücadele eden tüm kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum mekânları cennet olsun. Vatan toprakları mücadelesinde yaralanmış hayatta olan gazilerimize de uzun ömürler diliyorum.

Varlığımız Türk varlığına armağan olsun.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

TOBB Anadolu Lisesi Öğrencisi İdil Özcan tarafından Mustafa Kemal’i Düşünüyorum adlı şiir okundu.

Vali Hasan Şıldak, günü anlam ve önemi üzerine bir konuşma yaptı.

Vali Şıldak şunları söyledi:

“Öncelikle bu vatanı bize emanet eden Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşında milli mücadeleyi veren çok aziz şehitlerimizi, İdlib’te ve yurdumuzun farklı köşelerinde son günlerde şahadet mertebesine ulaşan kahraman askerlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.  Ruhları şad olsun.

Her özel günün kendine özgü, kendine has anlamı vardır, bu anlam her şeyden önce dahil olunan toplulukta, bir kıymet, bir değer ifade eder. Bu değeri hep birlikte bugün yaşamak ve paylaşmak üzere bir araya geldik. Atatürk bu ülkenin ortak değeridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisi, her Türk vatandaşının kalbinde yerleşmiş ve asla yerinden oynatılamayacak, yerli olmuş, milli olmuş bir sevgidir. Bu itibarla, milletimizin ortak değerinin Burdur’a 1930 yılındaki teşrifi elbette ki her türlü kutlamayı hak etmektedir ve özel günlerin bizler için oluşturduğu bir fırsattır. Bu fırsat bir değerlendirme yapma, bir muhasebede bulunma, bir analiz yapma fırsatıdır. Aynı zamanda vatanımıza, devletimize ve milletimize olan bağlılığımızın yenilenmesi, tazelenmesi için böyle günler çok anlamlıdır ve değerlidir.

Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarına bakacak olursak, 1920’ler bu coğrafya için çok acı, çok meşakkatli geçmiştir. Zorlu günler geçmiştir ama bu zorlu günleri Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde aşmasını bilmiş, bağımsızlık mücadelesini vererek, en doğru kararları alarak, Cumhuriyet idaresini ülkemizde taçlandırmış ve milletimizin hizmetine sunmuştur. Milli mücadele sonsuz derecede ibret alınacak, her türlü dersin çıkarılması gereken ve günümüze de ışık tutması gereken günleri işaret etmektedir. Milli mücadele yokluk içinde varlık mücadelesidir. Milli mücadele, birlikte dayanışmanın en üst seviyede cereyan ettiği ve bu topraklarda öylesine hikayelerin, öylesine kutsal değerlerin yüceltildiği bir takvimdir, dolayısıyla bugüne gelip baktığımızda aslında yaşadıklarımız ve 6 Mart 1930’a uzanan takvimle eşdeğer bir şekilde günün anlamı, Atatürk’e ve bütün şehitlerimize olan minnet duygumuz, bu özel günlerde en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı mücadelesinden sonra Cumhuriyetin Kurulmasının hemen ardından Anadolu’yu karış karış gezmiş olan bir liderdir ve halkla temas ederek, bütün inkılaplarını, ülkemizde gerçekleştirdiği yeniliklerini açıklayan, bizzat anlatan, halka bunları yaşayarak, öğreten bir liderdir. Bu anlamda da, üzerinde durduğu en büyük noktalardan biri birlik ve beraberlik mesajı vermek olmuştur. Her zaman bu mesajı vermiş ve ülkemizin mozaik gibi bütün unsurlarını bir arada tutmak için her dönemde bir çaba sarf etmiştir.

Bu yıl bildiğiniz gibi Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 100’üncü yıldönümünü kutlayacağız inşallah. 23 Nisan tarihinde ülkemizde Kurtuluş Savaşı mücadelesini de veren o kutsal yapının, meclisin açılışının 100’üncü yılını birlikte yaşayacağız. Yine hemen üç yıl sonra 2023 yılında Cumhuriyetimiz 100 yaşını dolduruyor. 100 yıllık bir dönemi geride bırakan bir devletin vatandaşları olarak, 100 yılda geriye dönüp baktığımızda 100 yılda neler olduğuna Türkiye Cumhuriyetinde, Anadolu topraklarında baktığımızda, çok şeyler olduğunu, çok büyük değişimler ve gelişimler yaşandığını ve Cumhuriyetin emin adımlarla, devletimizin güçlenerek, her alanda, teknolojide, tarımda, sanayide, milli savunma alanında kat ettiği aşamalarla her gün geliştiğini, büyüdüğünü ve ülke ekonomimizin dünya sıralamasında belli başlı ülkelerle boy ölçüşür hale geldiğini gururla söylüyoruz. 

Bakıyoruz ki, bütün bunlara rağmen etrafımızdaki çemberin, sorunların, ateş çemberinin de aynen devam ettiğini görüyoruz. Badireler atlattığımızı görüyoruz. Aynen devam ediyoruz ama bütün bunları yaparken, milletimiz tek bir yumruk gibi dirliğini ve devletimizin varlığına uzanan her türlü eli acımasızca kırma konusundaki iradesini ortaya koyuyor. Dirlik içinde, birlik içinde devletine destek veriyor. Bütün planlar, bütün saldırılar, milletimizin bu gücü ve birlik ruhu sayesinde yenilgi yaşamaya mahkum oluyor. Aslında bugün çevremizde bize karşı sergilenen mantık, oynanan oyun, kurulan planlar, geçmiştekinden hiç de farklı değildir. Çanakkale’de de aynıydı, Kurtuluş Savaşında da aynıydı, Kıbrıs’ta da aynıydı. Hain FETÖ Örgütünün 15 Temmuz’da giriştiği eylemlerde de aynıydı. PKK’da da aynıydı. Sınırımızın hemen öbür tarafında yaşananlar da aynıdır, aynı mantık çerçevesinde Cumhuriyetimize, devletimize ve milletimize yönelik saldırıları ifade etmektedir ve ülkemiz, devletimiz yine barış ve huzur içinde mücadelesini vermektedir.

Bu şartlar altında benim çıkardığım sonuç, millet olarak, devlet olarak, güçlü olmalıyız, dirlik içinde olmalıyız, her zaman eğitimi ve gelişimi hedef alarak, ön planda tutarak güçlenmeliyiz, ayakta kalmalıyız ve elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün dediği gibi tek bir şeye ihtiyacımız olduğunu, onun da çok çalışmak olduğunu bilerek yolumuza devam etmeliyiz. Bütün bunları milli birliğimiz, bağımsızlığımız ve Türkiye Cumhuriyeti adına yapmalıyız.

Bu vesile ile siz saygıdeğer hemşerilerimize, bütün öğrencilerimize, meydanı dolduran vatandaşlarımıza gösterdikleri duyarlılık, birlik, beraberlik adına ve devletin yanında olma adına gösterdikleri bu hassasiyet için teşekkür ediyorum, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, devleti için, milleti için ve bağımsızlık için şahadeti yaşayan bütün aziz şehitlerimizi tekrar saygıyla, minnetle anıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Program, 6 Mart dolayısıyla yapılan spor müsabakalarında dereceye giren öğrencilere Vali Şıldak tarafından ödüllerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]
Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir