Değerli KıvılcımHaber izleyici ve okuyucuları,

Bundan böyle Ötüken adını verdiğimiz bu köşemizde genellikle tarih yazıları yazacağız. Türk tarihi ve Burdur’umuzun tarihi geçmişi üzerine bilgi ve görüşlerimizi bilgi ve ilgilerinize sunacağız.

Tarih bilimi sosyal bilimlerin temelidir.

Tarih bilincinin eksikliği ya da çarpıklığı, toplumsal hayatta insanları rüzgârgülüne benzetir. Yanlış ve zararlı yollara düşmelerine, vatana ve millete düşman saflara savrulmalarına yol açar.

Tarih bilinci, toplum hayatında insanların en hakiki yol göstericisidir. Bütün diğer bilgilerin ve bilinçlerin anasıdır, zeminidir.

Türk ve Dünya tarihinin en büyük Tarihçisi olan İbn Haldun, Tarihin, sosyal bilimlerin anası olduğunu ifade etmiştir.

Bu kapsamda bu köşede tarihimizin derinliklerine inmeye çalışacağız. Tarihinin hiçbir döneminde bağımsızlık ve hürriyetten yoksun kalmamış, köleleşmemiş ve sömürgeleşmemiş, zengin tarihi boyunca insanlık tarihine yön vermiş büyük imparatorluklar, dünya tarihini yönlendirmiş büyük devletler örgütlemiş, sadece son 150 yıllık demokrasi dönemine beş devrim sığdırmış ender milletlerden olan milletimizin devlet ve

medeniyet kuruculuğunu anlatmaya çalışacağız bu köşede. Bu çalışmada bize yön verecek olan Avrupa merkezci Tarih anlayışı değil, gerçek milli Tarih anlayışımız olacak. Tarihimizin Orta Asya yataklarındaki toplumlarımızın avcı toplayıcılıktan yeni çıkmaya başlamış, uçsuz bucaksız bozkırlarda sürülerinin arkasında kepeneklerine bürünmüş göçebe toplulukları olduğu şeklindeki küçümseyici teorileri eleştirerek bakacağız tarihimizin değerlerine.

At sırtında devlet yönetilemeyeceği gerçeğinden hareketle, bize tarihimizi çarpıtarak öğreten Avrupa merkezci tarih anlayışına karşı, Avrupalıların henüz daha pantolon giyme becerisi bile gösteremediği çağlarda 1969’larda bulunan Altın Elbiseli Adam’da gördüğümüz gibi atalarımızın altın elbiseler ördüğü gerçeğinden hareket edeceğiz. Çin seddi ayarında değerinin olduğu saptanan, medeniyet tarihinin en harika eserlerinden sayılan, Tanrı dağlarının eteklerinden çıkan kar sularını, çölün altından geçirerek 60 km ötedeki Turfan kentine ulaştırarak çölü şenlendiren, uzunluğu 5 bin 272 km olan yeraltı Karız kanalları gibi bir medeniyet harikasının göçebe toplumlarca inşa edilemeyeceği bilincini vermeye çabalayacağız.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.