Deri montla hayvan hakları açıklaması

“Can Veririz Ama Canlarımızı Vermeyiz”

Ülke çapında eşzamanlı olarak 300’ü aşkın kitle örgütü, grup ve platformun oluşturduğu Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’na mensup hayvansever vatandaşlar, “hayvanların duyulmayan çığlığını duyurmak için” diye pek duygusal ifadelerle basın açıklamaları yaptılar. Bu kapsamda Cumhuriyet Meydanında bir araya gelen bir grup hayvansever vatandaş, yeni hayvan hakları yasasına karşı basın açıklaması yaparak “can veririz ama canlarımızı vermeyiz” dedi.

Hayvanseverler ülke çapında eş zamanlı olarak “katliam kanun tasarısı” diye adlandırdıkları yeni Hayvan Hakları Kanun tasarısına karşı meydanlara çıktı. Bu kapsamda ilimizde de Cumhuriyet meydanında toplanan bir grup hayvansever basın açıklaması yaptı. Deri montuyla dikkatlerden kaçmayan ve “seyirci vatandaşlar tarafından “şuna bakın, deri montla hayvan hakları savunuculuğu yapıyor” diye kınanan şahsın hoparlörü tuttuğu açıklamada, “can veririz, hayvanları vermeyiz” dendi.

Açıklamada Tarım ve Orman Bakanlığı hedef alınarak, “geçmişte hayvanlar için vakıflar kuran, birçok dünya ülkesinden önce hayvana yönelik şiddete yaptırımlar getiren, hayvana merhamette dünyaya nam salmış olan toplumsal belleğimizi yok sayarak, adeta toplumumuza ihanet edermişçesine, “hayvanları sürgün, esaret ve ölümlere mahkûm etme, belediyelerce Tarım ve Orman Bakanlığı desteği ile sürdürülüyor” denildi.

BELEDİYE HAYVAN BARINAKLARI: “ÖLÜM KAMPI”

“Katliam kanun tasarısı” diye adlandırılan Hayvan Hakları Kanun tasarısını, “Ölüm kampı” şeklinde nitelenen belediyelerin hayvan barınaklarını bir kere bile görmemiş kişilerin hazırladığı belirtilen açıklamada, “belediye bütçelerine resmen zehir ve kıyma parası konarak sokaklarda hayvanların zehirlenerek öldürüldüğü” belirtildi. 2004 yılında ihdas edilen Hayvanları Koruma Kanunu ile “sokak hayvanı sayısının zehirlenip öldürülerek değil, bilimsel ve tıbbi şartlarda kısırlaştırma operasyonları ile kontrol altına alınması hükme bağlanmış”ken, belediyelerin kanun hükümlerine uymadıkları, kanunun 6’ncı madde hükmünü (kısırlaştırmayı) uygulamadıkları, dolayısıyla hayvan sayısının artması üzerine vatandaş şikâyetleri sıklaşınca hayvanların öldürüldükleri, “ölüm barınaklarında esir edildikleri, dağa, taşa, ormanlara ve başka ilçelere atıldıkları” ifade edildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Tarım ve Orman Bakanlığı, uygulanmayan kanunu uygulatmak ve görev yapmayan belediyelere görev yaptırmak yerine, hayvanlara şiddet ve vahşetin durması için kanunun TCK’ye alınması her gündeme geldiğinde, 6’ncı maddeyi değiştirip sürgün-katliam maddelerini tasarıya ekleme çabasına girmektedir.”

Daha önce 100 binlerce hayvanı toplayıp ormanlarda kurulacak “dev açık hava hapishane”lerine doldurma, 100 binlerce hayvanı kent dışındaki “beslenme alanlarına sürgün etme”yi içeren tasarının Cumhurbaşkanı’nca durdurulduğu belirtilen açıklamada, bugün ise Cumhurbaşkanı’na, “izle, denetle” görüntüsü altında 100 binlerce hayvanın “devasa toplama kampları”na kapatılmasını getirecek olan yasa tasarısının “katliamlar” getireceğini, sokak hayvanlarının çoğalması sonucu köylülerden gelen şikâyetleri büyüteceğini duyurmak istediklerini belirtildi.

Açıklamada, yasa tasarısının TBMM’ye sunulmaması için “katliam yasa tasarısına hayır, can veririz, canlarımızı vermeyiz” diye bir kez daha haykırdıkları, tasarının kitle örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanmasını, Anadolu’nun merhamet geleneğine uygun, çağdaş ve dünyaya örnek bir hayvan hakları kanunu talep ettikleri dile getirildi.

Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu olarak taleplerini şöyle sıraladılar.

  • Kanun, TCK kapsamına alındığında işkence, tecavüz ve öldürme suçlarının cezaları 2 yıl 1 aydan başlamalı,
  • Sahipsiz hayvanların kısırlaştırılmalarını ve alındığı yere bırakılmasını esas alan 6’ncı madde kesinlikle değiştirilmemeli, belediyelerce uygulanması sağlanmalı,
  • Kanunu uygulamayan belediyeler üzerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın idari yaptırımı olmalı ve hayvana şiddet, vahşet uygulayan belediye görevlileri de TCK’na göre ceza kapsamına alınmalı,
  • Hayvanat bahçeleri, sirk, yunus parkları, deney laboratuvarlarında esir edilen ve yük taşıtma, dövüş, avcılık gibi amaçlarla kullanılan ve her türlü insan menfaati amacı sömürülen hayvanlar üzerindeki vahşetlere ve zulme son verilmeli, internet, petshop, üretim çiftliklerinde hayvan üretim ve satışları en az 5 yıl süreyle yasaklanmalı, evcil ve yaban hayvanların ithalat ve ihracatı durdurulmalı,
  • Tehlikeli olarak tanımlanan hayvanların, kısırlaştırılıp belediyelere kayıtları yapılarak sahiplerini verilip düzenli kontrolü sağlanmalı, üretim ve dövüşlerinde kullanılan köpekler de kısırlaştırılıp oluşturulacak özel bakımevlerinde rehabilite edilmeli ve uygun durumda olanlar yuvalandırılmalıdır.

Açıklamalara göre, belediyeler hayvan katliamcısıydılar. Belediyelerin hayvan barınakları birer devasa açık hayvan hapishanesiydi. Belediyeler Kanununun 6’ncı maddesine uymuyorlar. Bütçelerine ödeneğini açık açık koydukları kıyma ve zehirlerle hayvanları katlediyorlar.

Bu ithamları Yeşilova Belediye Başkanı Nuri Özbek’e sorduk.

-KıvılcımHaber: Belediyelere ağır ithamlarda bulundular. Mesele barınaklar için ölüm kampı diyorlar. Belediye bütçelerine zehir ve kıyma parası konduğunu, böylece hayvanların zehirlendiğini ileri sürüyorlar. Hayvanlara katliam yapıldığı iddia ediliyor. Ne diyorsunuz?

-Başkan Özbek: Bizim böyle bir şeyimiz yok. Böyle bir bütçe de ayırmadık biz. Biz barınak yaptık. Sokak köpeklerine dokunma yasağı var zaten. Biz sokak hayvanlarını kısırlaştırdık saldık. Bizim ilçede Hayvan Hakları Derneği var. Bununla protokol imzaladık. Onların yeri vardı çöplükte. Biz aldık onu. Onlara verdik. Projesini de biz hazırlattık verdik. Onlar güzel bir yer yapacaklar. Aslında bu İlçe Tarım Müdürlüğünün görevi ama hiç kimse bunu sorgulamıyor, onlara hiç kimse sormuyor. Bizim barınaklar da faaliyette. Yiyecek veriyoruz. Bu konuda her ay para geliyor bize. Mama alıyoruz, mama dağıtıyoruz onlara. Dernek başkanı ilgileniyor bunlarla.

KıvılcımHaber’in yorum -analizi

Hayat pahalılığı halkın canını yakmamaya başladı; minder tutuştu.

Zamlar tutulamıyor; yağmur gibi geliyor. Kışı geçirip baharı bulmak zor görünüyor.

İşsizlik hat safhada; sahte TÜİK rakamlarıyla bile korkunç seviyelerde.

Bir ucundan tutuşup alazlanan kriz yangınının henüz uç esintileri hissedilirken bile firmalar iflas kuyruğuna girmiş durumda; iş insanları konkordato kuyruğunda, fabrikalarını yakıyor; kitleler halinde işçi çıkartıyor.

ABD ve İsrail Doğu Akdeniz’den başlayan kuzey Irak ve Suriye’den devam ederek Basra Körfezine kadar uzanan bir hattan vatanımızı kuşatarak namlularını Türkiye’ye çevirmiş durumda; çullandıkça çullanıyor.

Mehmetçiklerimizin 24 Temmuz 2016 tarihinden beri bölücü terör örgütü ABD kara kuvveti PKK’yi kazdığı hendeklere ve ilan ettiği özerklik çukuruna gömmek için, sınır boylarında vatanımızın güvenliği ve bütünlüğünü sağlamak için şehitler veriyor.

Her gün ülkede 20-30 kadın erkek şiddetine kurban gidiyor.

Önceki gün Hakkâri’de Üs Bölgesindeki patlamada 7 Mehmetçik, Şırnak’taki EYP patlamasında 2 Mehmetçik şehit oluyor.

Hükümet’in şiddetle gündem değişikliğine ihtiyacı var.

Bunlar için kılını kıpırdatmayan mücadele kaçkınları ülke çapında hayvan hakları için kıyameti kopardılar.

Ülke çapında Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu alanlara iniyor; eylemlerdeki halkın direniş sloganlarını ve söylemlerini tekrar ederek halkın dikkatlerini daha tehlikesiz alanlara celbediyor.

Bu Haberi Paylaş

Yeni Yorum Yapıldı “Deri montla hayvan hakları açıklaması”

  1. başlamadan bir iki şeyi belirteyim, düzeltin:

    hat safhada değil, had safhada yazılır. Eş zamanlı ayrı yazılır. Eşzamanlı yazmak yanlıştır. kanun ihdas edilmez. Yıllardır bu işlerle uğraşıyorum kanunun ihdas edildiğini sizden duyuyorum. Madem gazeteci olduğunuzu iddia ediyorsunuz, yazım kurallarına uygun yazmak konusunda sıkıntı ve sorunlarınızı önce halledin, gerisini bir şekilde konuşarak çözeriz.

    öncelikle belirteyim, hoparlör tutan arkadaşın giydiği deri mont konusundaki duyarlılığınız benim gözlerimi yaşarttı doğrusu. Demek ki siz deri mont deri ayakkabı giymiyor, et yemiyor, yün vs. ‘ den uzak, peynir yoğurtsuz yumurtasız, tamamen hayvan sömürüsünden uzak ahlaki bir hayat yaşıyorsunuz. Tebrik ederim siz gerçek bir hayvanseversiniz. Yeriniz yanımız, karşımız değil.

    neyse haberdeki çarpıklığı, neresinden tutsanız elinizde kalan pespayeliğini de geçiyorum. İçeriğinden ve yansıtma şeklinizden bahsediyorum. Bu habercilik, gazetecilik değil. Gazeteci haberleri yansız, alaysız ( pek duygusal açıklama, şuna da bakın deri montla falan filan yapıyor ) nesnel bir şekilde sunar. Sizin yaptığınız hem hayvanseverleri hem de okuyucularınızı aptal yerine koymaktır. Değiliz, emin olabilirsiniz.

    geçelim yazının sonundaki, kahvehaneden fırlamış amiyane yorum-analize. Beylik laflarla, vatan millet sakarya edebiyatıyla, sokaktaki yığına oynayıp oradan bize yürüyemezsiniz bunu bilin. Size oralarda top oynatmayız.
    hayvansever olmak demek, hayatın diğer alanlarında duyarsız olmak değildir sayın gazeteci. Saydığın bütün alanlarda ve daha fazlasında senden daha duyarlı ve hassasız, hiç süphen olmasın. Ne diyor gençler “Bize duyar kasma, karnımız tok.”

    kaldı ki hayvanseverlik tehlikesiz, apolitik bir alan değildir. Tamamıyla siyasetin içinde politik bir alandır, çünkü hayvanseverler tarihin eski sömürüsüne, en eski tahakkümüne karşı çıkar. İnsanın hayvan üzerindeki tahakkümüne ve insanın hayvanı sömürmesine. Tarihin en eski sömürüsüne karşı çıkmadan, bize sair alanlardan halkavcılığı yapamazsın. Çünkü bizi riyayla, hem hayvansever olup hem pek duygusal basın açıklaması okuyup hem de deri mont giymekle itham edip kendi tabağındaki yiyeceğini görmezden gelemezsin. Kendin bu sömürü alanlarından elini tamemen çekmelisin ki başkasına laf söyleyebilesin.
    benim tanıdığım bildiğim sevdiğim tüm hayvanseverler bütün bu alanlardan elini eteğini çekmiş namuslu, dürüst, ahlaklı, vicdanlı yaşayan merhametli insanlardır.
    şehitlere en az sizin kadar üzülürler, vatan milletin sorunlarıyla senden çok ilgilenirler ve senden daha politiktirler. Hayvansever / lik zannettiğin üzere, eski yeşilçam filmleri gibi elinde küçük bir hayvan kuaföre giden kadın değildir, aklın sıra oradan yürüyorsun ya bize, değildir. Bütün hayvanseverler önce bu tahakküme sömürüye karşı çıkar, sonra erkeğin kadına yaptığına, patronun işçiye yaptığına vs. böyle bir anlayış şüphesiz bütün hayatı, hayatın her alanını kapsayan ve herkes için mutluluk içeren bir dünya hayalidir.

    yaptığınız mülakat ise güldürdü, Allah müstahakınızı versin. Tanıyoruz hepimiz hepimizi, yapmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir