Psikiyatri Uzman Semih Dikkatli yazdı

Uzun süredir ülkemizde süren bilim ve doktor düşmanlığı son iki yıldır çok fazla ivme kazanmıştı. Modern tıp, ilaçlar, aşılar, bilim ve doktorlara yapılan saldırılar her düzeyden devam ediyordu. Bazı doktorumsular ile araştırmacı yazarımsılar tarafından şişirilen ve iktidarın bazı unsurlarınca da arşı alaya çıkarılan düşmanlık vatandaşın önüne gelen sağlıkçıyı darp etmesi, öldürmesi sonuçlarına kadar ilerlemişti. Çalışma koşullarının ağırlığı, ekonomik sorunlar ve bu tip saldırılar nedeniyle de doktor intiharlarında da artışlar başlamıştı.

Doktorlar ve modern tıbbın boşaltmaya başladığı alanı, fitoterapistler, homeopatlar, naturopatlar, sülükçüler, hacamatçılar almaya başlamıştı.

Tam da böylesine bir süreçte, yani kasıtlı olarak modern tıp uygulamalarını bitirme ve doktorların itibarlarını beş paralık etme çalışmaları sırasında karşımıza koronavirüs belası çıktı.

Tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs furyasıyla birlikte herkes modern tıbbın neden önemli ve gerekli olduğunu anlayıverdi. Safsatacı bir sürü lüzumsuz sesini kesip bir kenara çekilirken bazıları hala konuşmaya devam etti. Böylesi bir aymazlıkla konuşmalarını sürdürenler ve bunları programlarına çıkararak söyledikleri saçmalıkları kamuoyuna duyuran sözde haberciler yüzünden şu anda ülkemizde salgın artarak ilerlemektedir. Çünkü bu insanların yanlış, yanlı, yalan dolu bu açıklamalarına inanan halkın kafasında oluşan negatif bilişsel şemaları yıkmak atomu parçalamaktan zor hale gelmiştir.

Koronavirüs gerçekleri

Örnek verecek olursak;

Profesör Doktor Canan Karatay;

“korkacak bir durum yok, tuzlu suyla gargara yapın, sonra da dudaklarınıza sürün virüs bulaşmaz ve yok olur”,

“Kelle Paça Çorbası için sizi korur”,

Kendisini eleştirenlere ise “ben profesörüm her istediğimi söylerim, kimse karışamaz” dedi. 

Doçent Doktor Oytun Erbaş;

“sadece sarı ırk etkileniyor bizim gibi beyaz ırklarda sorun yok“,

“Türkiye’de salgın olmayacak ve durumu hafif atlatacağız”,

Dedikten sonra kendisini eleştirenlere; “bana iftira atılıyor, mahkemeye vereceğim” dedi.

Profesör Doktor Yavuz Dizdar;

“olay çok abartılıyor. IMF bu virüsten etkilenen ülkelere yardım edecek dediği için Sağlık Bakanı “bizde de vaka var” diye açıklama yaptı”,

“Kelle Paça Çorbası için sizi korur”, dedi.

Araştırmacı Gazeteci Soner Yalçın;

“modern tıp hep para üstüne kuruldu. Aşı olayı bile doktor ve firmaların para kazanma tuzağı”,

“koronavirüs bir komplodur”,

“İlaç firmaları tüm bunları bilerek yapıyor”,

 “Kelle Paça Çorbası için sizi korur” dedi.

Daha bir sürü ağzında lüzumsuz laf taşıyan tipler var ama bu kadarı bile neyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Halkımızın zihni, böylesi insanların çıkar ve ün hırsıyla kirletilmiştir ve şimdi bunu değiştirmek çok zordur.

Şimdiye kadar izlenme uğruna bu tiplerin değirmenine su taşıyan medyanın büyük bölümü hatalarını anlamış gibi dursalar da onlar da ortaya çıkan bu vahim tablonun direk sorumlusudur.

Şimdi ekranlarda bilim diyen birçok haberci, bu komplo teorisyeni safsatacıları ağızlarının suyu akarak konuk ediyorlardı.

Bu kriz elbet bitecek ama hiçbir bilimsel veriye dayanmadan halkın zihnini kirletenler oluşan ağır tablonun altında kalacaklardır.

Artık safsata bitmeli ve bilim konuşulmalıdır.

Koronavirüsün ülkemize ve dünyaya yegâne katkısı belki de bu olacaktır. Yobazlar, safsatacılar, bilim düşmanları, Kelle Paça Lobisi, çıkar için babasını bile satma eğiliminde olan medya mensupları silinip gidecek ve gerçek bilim yeniden yeşerecektir.

En hakiki mürşit ilimdir.

Kahraman sağlık emekçilerimizi alkışlamaya devam ediyoruz

[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]

Kahraman sağlık emekçilerimizi alkışlamaya devam ediyoruz

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir