Millet Bahçesi projesinde rant kokusu

BİGAD olarak Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel’e “hayırlı olsun” ziyaretimiz sırasında yaptığımız söyleşiler dizisinin bu bölümünde Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel’in Salda Gölü Millet Bahçesi hakkındaki anlattıkları, Millet Bahçesi projesinin rant peşinde koşanları açığa çıkarıyor. Haberi yorumsuz, işlemeden olduğu gibi kamuoyunun bilgisine, ilgisine sunuyoruz.

İşte şenel Başkan’ın serzenişlerle, kırgınlıklarla, öfkelerle ama bir o kadar konuya hakim bilgeliği ile anlattıkları!

Bizim şimdiye kadar hiç kimse düşüncemizi almadı. Biz burada şöyle bir şey yapıyoruz; siz ne düşünüyorsunuz denmedi. Bizim zaten devlete, Bakanlığa sitemimiz buydu. Biz niye varız burada ya! Biz halkı temsil ediyoruz burada. Tamam devletsiniz, tamam hükümetsiniz. Biliyoruz, biz o konuda asla bir şey söyleyemeyiz. Saygısızlık yapmak istemeyiz.

Eğer Yeşilova, Salda Gölü’nün doğal yapısını, buradaki endemik yapıyı, buradaki doğal bitki örtüsünü kuş yapısını bozdurursa Göl ölü hale gelir, Yeşilova ölü hale gelir. Salda Gölü’nün bu doğal hali korunmalı. Oraya öyle bir şey yapmalıyız ki, sabah gidip akşam oradan ayrılmalıyız. Orada günlük konaklama bile kaldırılmalı. Çünkü gelen insan sayısı gerçekten çok fazla. Burdur’un bütün ilçelerine gelen insan sayısından çok daha fazla. Geçen senenin rakamları itibariyle Burdur’a 2 milyon 300 bin turist gelmiş, bunların yüzde 65’i Salda’ya uğramış. Kalan yüzde 35’i de tüm Burdur dâhil olmak üzere diğer ilçelere gitmiş. Bunlar Sayın valimizin sözleri. Burdur’daki Koordinasyon toplantısında dinlemiştim. Burdur bu anlamda Yeşilova Salda Gölü’yle birlikte çok büyük bir şans yakaladı. Bu şansta önemli olan buradaki yapacağımız şeylerde tesislerde canlı tutmak. Ama tesisleri asla Millet Bahçesi diye Göl kenarında olmamalı. Nerede olmalı? Bakın TOKİ’ye tahsis edilen yerler var. Bir sürü Hazine arazisi var. Şu andaki yapılan şey cambaza bak cambaza diye, Yeşilova merkezde, Niyazlar’da, Salda’da, Düden’de, Doğanbaba’da, Kayadibi’nde, Işıklar’da, Karaatlı’da siz yapılaşmayı yasaklıyorsunuz, ÖÇK diyorsunuz; ama Göl’ün kıyısında, Tabiat parkı dedikleri Orman Parkı’nın içerisine betonarme inşaat yapıyorsunuz. Yarın buraya yapılmayacağı biz nereden bilelim? Bunun bir garantisi yok ki! Bu yüzden burası korunmalı. Korunurken yerel yönelimle birlikte korunmalı. Burası Ankara’dan korunmaz. Oradan alınacak önlemlerle olmaz. Benim gördüğüm kadarıyla şimdiye kadar yapılan çalışmalar rant üzerine gidiliyor.

Halk Plajında bir restaurantım var. Restaurantım elden gidecek diye korkuyordum, düşünüyordum; ama Millet Parkı nedeniyle yapılmış bu projeleri gördükten sonra şu anda Göl’üm elden gidecek diye feryat ediyorum. Neden? Millet Bahçesi projesini gördüm, inceledim.

Kıyı kenar şeridinden 500-600 metre –Bakan’ın sözü aynen böyle!-

Bakan Kurum: Hemen bariyerlerimizi çektik. Göl’ün 500 metre kıyısına. Peki, ne yapmak istiyoruz? Biz bir kere yapacağımız projede Göl’ümüzün o kıyı şeridinden 500-600 metre bantta hiçbir yapı yapılmayacak. Yani o kumsal dediğimiz alana hiçbir şekilde girmeyeceğiz. O arkada işte ne var, kahvehane, giyinme soyunma, sağlık birimi, mescit, WC, büfe, giyinme soyunma, duş gibi vatandaşımızın günlük ihtiyaçlarını giderecek…-

Bu alan içinde yapılacak 500-600 metre sonra asfalt var orada.

Bu proje gerçekleşirse gerçekten ne kadar devletimiz orada bir şeyler yaparsa yapsın önlem alırsa alsın, oradaki kumsalda bir şeyler olacak. Bunun garantisi yok! Bizim de yerlerimiz var orada, tapulu yerlerimiz var. İnan devlet hiç kimseye yaptırmayacak, ben de hiç itirazda bulunmayacağım. Orada bungalov evlerimiz var, restaurantımız var. Hepsini şehir merkezine çekelim. Yani 4-5 km uzağa taşıyalım. Çünkü artık Yeşilova’ya her sene milyonun üzerinde insan geliyor. Bu küçücük gölde geçmişte işte 100 bin- 50 bin insan geliyordu, bunu kaldırabiliyordu. Kendini temizleyebiliyordu. Ama bun dan sonra milyonlarca insanı kaldırması mümkün değil.

Kıyıdaki kahverengi kesimler Yeşilova Belediyesi’nin tapulu arazisidir

Bize düşen görev onu korumak. Atalarımızdan böyle teslim aldık, bu şekilde gelecekte çocuklarımıza, torunlarımıza teslim etmek. Biz koruyoruz da falan, inanın bana çok inandırıcı gelmiyor. Bize düşen o şeritten 4-5 km dışarıda birçok yerimiz var, boşluk olan yerler, bu yapılaşmalar oralara yapılmalı.

Başka ülkelere pazarlandığını duyuyoruz ama elimizde bir bilgi belge olmadığı için bir şey diyemiyoruz.

Bir kere bizimle oturup konuşurlarsa bir tarafta devletimizi temsil eden hükümetimiz var, bir yanda da yerel halkı temsil eden bizler varız. Bizlerle bilgi paylaşılmasında ne sakınca olur? Bizim elimizde zaten yetki de yok! Örneğin ben ÖÇK sebebiyle çivi dahi çakamıyorum. Bizim çivi bile çakamadığımız yerde yetkililerimiz bir proje yaptılar biz şunu yapacağız diye, her şeyi yapabiliyorlar. Orman Plajında gördük, Tabiat Parkı’nda. Burayı da aynısını yapacaklar. Ve bir cümle bile bize bilgi vermeden… E siz amir misiniz, size mi soracaklar? Ya bize soracaklar değil, biz buraların sahibiyiz. Biz yıllardan beri burada yaşıyoruz, atalarımızdan devraldık. Ankara’daki yetkili bir kişinin ne kadar hakkı varsa en az onlar kadar hakkım var. Hem bir vatandaş olarak var hem de bu vatandaşların temsilcisi olarak var.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir