140journos’tan çok konuşulacak ‘Doğu Perinçek’ belgeseli

Dr. Doğu Perinçek…

Emek vatan ve namus yolunda…

Bağımsız, başı dik ve özgür bir Türkiye için adanan bir ömür.

Hepimiz için, Türkiye için çok öğretici ve derslerle dolu bu güzel belgeseli izlemeyen kalmasın.

Orijinal belgeselleri ve nitelikli araştırmaları ile dikkat çeken 140journos kanalı, yine çok konuşulacak bir yapıma imza attı. 140journos son belgeselinde Dr. Doğu Perinçek’in hayatını ele aldı.

140journos isimli Youtube kanalında Doğu Perinçek belgeseli yayınlandı. “Kısmen İktidar” isimli belgeselde Doğu Perinçek’in çocukluk yıllarından siyasete nasıl başladığına, 1968 gençlik hareketi liderliğinden bugünkü siyasal denklemlere uzanan birçok detay yer alıyor.

HAYATINI TÜRKİYE DAVASINA ADAMIŞ BİR LİDER

140journos’un hazırladığı belgesel Doğu Perinçek’in, “Bir tane Perinçek var. O bir tane Perinçek hayatını Türkiye emekçi halkının özlemlerine vermiş olan, Türkiye’nin bağımsız, bütünlük halinde yaşaması için ve Atatürk Devriminin tamamlanması ve oradan sosyalizmin kuruluşuna geçmek için bütün hayatını vakfetmiş olan bir Perinçek var. Onun dışındaki tüm Perinçekler, Perinçek değil” sözleriyle başlıyor.

Siyasete nasıl başladığını anlatan Perinçek, dünya görüşünün şekillenmesinde Türkiye İşçi Partisi lideri Mehmet Ali Aybar’ın “…marabalar, çiftçiler, işçiler, çalışanlar, emekçiler!” diye başlayan konuşmalarının etkili olduğunu söylüyor. 27 Mayıs devrimi sonrası oluşan atmosferin de kendi üzerinde etkili olduğunu belirten Perinçek, “emekten yanayım, emekçiden yanayım, zulme karşıyım, haksızlığa, sömürüye karşıyım. Dedemin kütüphanesinde Nazım Hikmet’in ‘Benerci Kendini Nasıl Öldürdü’ diye bir kitabı vardı. Tabi şiirin içinde hep emekçi, işçi, sosyalizm propagandası var. Bunu okuduğumda Bu da beni çok etkiledi” diye ekliyor.

‘NAZIM HİKMET İLE NİHAL ATSIZ’I BULUŞTURUYORUM’

Çocukluk yıllarında Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor kitaplarını da okuduğunu belirten Perinçek, “Nihal Atsız’la Nazım Hikmet’i buluşturuyorum. Nihal Atsız da eşitlikçi, kabile toplumundan yana ilkel bir komünizmi savunuyor. Nazım Hikmet de emekçiden yana. Bunların hepsi bende etkisi oldu” ifadelerini dile getiriyor.

‘MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİMİN LİDERİ DOĞU PERİNÇEK’

Doğu Perinçek, siyasete nasıl başladığını ise şu sözlerle anlatıyor:

“Gel gelelim 1960’lara ben Türkiye İşçi Partisi’ne oy verdim. Fikir Sanat Ocağı’nı kurduk. Milli Demokratik Devrimi savunan bir gençlik manifestosu ile Fikir Kulüpleri Federasyon’u Genel Başkan’ı oldum. Milli Demokratik Devrim demek Kemalist Devrimin yarım kalan işlerini tamamlamak demek. Feodalizm, ağalık, beylik kalkacak demek. Sosyalist devrimi savunanlar diyor ki, ‘Atatürk Devrimi, Milli Demokratik devrimdi, o yapıldı; şimdi sıra sosyalist devrime geldi. Kamulaştırma, yani özel mülkiyet değil kolektif mülkiyet.’ Biz de diyoruz ki bugün Türkiye kamu mülkiyeti aşamasında değil. Türkiye’nin önünde sosyalist devrim yok, Milli Demokratik Devrim var. ‘Bir çırpıda sosyalizm’ teoriye de hayata da uymuyor. Milli Demokratik Devrimi savunan bir küme var. O kümenin lideri Mihri Belli, ikinci lideri Doğu Perinçek.”

‘SİLAHLI DEĞİL İDEOLOJİK MÜCADELEYİ SAVUNDUK’

1968 sonrası Milli Demokratik Devrim görüşünün savunanların arasında da görüş ayrılığı yaşandığını belirten Perinçek, bir takım maceracı çizgilerin oluştuğunu bunların silahlı bir hareketlere giriştiğini ve kendisinin ise bu silahlı hareketlere karşı mücadele ettiğini şu şekilde anlatıyor:

“…1970’e doğru Milli Demokratik Devrimi savunan tarafta bir bölünme çıktı. ANT Dergisi kitaplar yayınlıyor, ‘artık silahlı mücadelenin zamanı geldi’ diye. Marighella’nın, Alberta Bayo’nun kitabının kapağında delik var, mermi deliği. O genç çocuklar da dolduruşa geldiler. Deniz olsun, Mahir olsun… Silahlı mücadeleyi hemen başlatacağız hikâyeleri başladı. Mihri ağabeyin kafasında olan şey şu: Gençlik sokağa dökülür, ortalık karışır, ordu iradeye el koyar, biz de onun sol kanadı oluruz. Yani kafasında bir 27 Mayıs modeli var. Hâkim güçler de pompaladı onu. Yükselen bir sol var, onu ezelim dediler ve uyguladılar. Öbürleri de o dolduruşa geldi.

“Silahlı mücadele diyenlerin içinde de yeniden bir ayrılık çıktı. Mahirler THKP-C’yi kurdu, Denizler THKO’yu kurdu. Silahlı mücadele diyenler de bir grupta birleşemedi, Mihri Belli’yi de dışladılar. TİP toplantıları oluyor, biz o zaman diyoruz ki şiddet kullanılmasın, oportünizmle ideolojik mücadele yapalım, açığa çıkaralım, bir fikir mücadelesiyle yenelim. Mahir Çayan ise ‘oportünistler, karşı devrimcidir onun için onlara şiddet uygulamak doğrudur’ dedi. Öyle bir anafor oldu ki kaptırdılar, arkasından kendi aralarında rekabete girdiler. Bunlar sol komünizm denen çocukluk hastalıkları!

“Sol teröristler karşı devrimcidir, onlara tavır almadan bilimsel sosyalist, emekten yana bir sol gelişmez. Lenin’in hayatı da Marx’ın hayatı da budur. Lenin kimlerle uğraştı? Sosyalist devrimcilerle! Kim öldürdü Lenin’i? Sosyalist devrimciler!”

‘VATAN PARTİSİ’NDEN SONRA EN MİLLİ AK PARTİ VE MHP’DİR’

Aydınlık gazetesinin kurulduğu günden bugüne gazetenin çizgisini anlatan Doğu Perinçek, “Şu anda Türkiye’de Vatan Partisi’nden sonra en milli olan AK Parti ve MHP’dir! Aydınlık budur. Doğruya doğru yanlışa yanlış… Aydınlık, devletin kumanda edemeyeceği, devletten bağımsız, başı dik, kontrol edilemeyen, parayla satın alınamayan bir örgüttür. Her sıkıyönetimde kapatılır, yöneticiler hapse atılır. Bugün de sahte solun veya PKK’nın terörüne nasıl tavır alıyorsak, o gün de onlara tavır aldık” diye anlatıyor.

‘PKK’YA AMERİKA’NIN GÜDÜMÜNDE KÜRTÇÜLÜK YAPIYORSUNUZ DEDİK’

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da partisinin üst düzey yöneticilerinin PKK tarafından şehit edildiğini aktaran Perinçek, o dönem partisinin PKK ile Kürt halkı arasında kama görevi gördüğünü, 1991 yılında yaptığı Doğu Mitinglerinde halkın PKK barikatlarını yıkarak mitinglere geldiği söyledi:

“İlk defa biz, İşçi Köylü gazetesinde Kürtlere yapılan baskıları, Diyarbakır’daki köylü hareketlerini, Kürtlerin hakkını, hukukunu savunduk. 1980 öncesinde PKK bizim liderlerimizi öldürdü Gaziantep’te, Maraş’ta, Tunceli’de. PKK barikatlar kurdu, halk o barikatları yararak bizim mitinglerimize katıldı. Mesela benim 1991 mitingleri -8 tane miting yaptık 1991’de- Kürtleri savunuyoruz ve Botan- Zonguldak el ele diyoruz. Kürt kitlelerini emekçi halkala birlikte Türkiye’nin önemli devrim etkenlerinden biri olarak görüyoruz. PKK ise biz Türklerle birleşmeyiz, Kürt devleti kuracağız diyor. Ondan sonra ben konuşma yaptım. Siz tamamen emperyalistlerin güdümünde Kürtçülük yapıyorsunuz dedim. Benim Beka’ya gitmemin sebebi de budur. Ben gittim ona yakalandığı zaman da söyledim. Bak Amerika ile iş birliği yapmayın, şimdi Amerika buraya geliyor, Irak’ı işgale hazırlanıyor. İsrail ve Amerika ile ilişkileri bırakın, Türk halkıyla birleşin, silahları bırakın, silahlı mücadelen vazgeçin. Çünkü silahlı mücadelede siz Amerika ile iş birliğine mecbursunuz.”

‘YENİDEN ASYA GİRİŞİMİ BİZİM PARTİMİZİN PROGRAMI’

“Şu andaki hükümete destek veriyor musunuz?” sorusuna Perinçek şu yanıtı veriyor:

“Destek vermiyoruz, kendi programımızı destekliyoruz. Türkiye Atlantik’ten kopuyor, Asya’ya yerleşiyor. Bitti! Şu anda Tayyip Erdoğan savaşıyor, Amerika ile kelle koltukta savaşıyor. 75 yıllık Türkiye sürecine bakıldığı zaman, şu anki Türk devleti, bu 75 yıl içindeki en iyi konumunda. Stratejik olarak da Asya’ya yönelişi koyuyor, Çin’e yöneliyor. En kritik konularda Rusya ve Çin ile karşı karşıya gelmemeye dikkat ediyor. Bizim Türkiye olarak Rusya’nın imparatorluk siyasetini desteklememiz lazım. Rusya mütevazı, kabuğuna çekilen Rusya olmasın. Amerika’ya direnen, Akdeniz’e gelen bir Rusya olsun. Rusya diyorsa ben Akdeniz’e gelmiyorum. Biz diyeceğiz ki ‘gel arkadaş gel, bu senin menfaatinedir, başka çaremiz yok.’ Amerika’nın eline geçmesin Akdeniz.

“Yeniden Asya Girişimi bizim partimizin programı. Hem de 25-30 yıldır. Şimdi biz burada Tayyip Erdoğan bu programı savunuyor diye karşı tarafa geçecek değiliz. Biz kuyrukçu değiliz, biz Türkiye’yi yöneteceğiz. Destek kelimesini kabul etmiyoruz, biz onlarla aynı cephedeyiz. Hangi cephedeyiz? Amerika’nın baskı ve tehditlerine karşı Türkiye’yi savunmak, PKK’yi temizlemek, FETÖ’yü temizlemek.”

‘VATAN PARTİSİ TÜRKİYE’NİN ROTASINI ÇİZİYOR’

2014 sonrası Türkiye’de Atlantik devrinin bittiğini anlatan Doğu Perinçek, bir Türkiye Gemisi olduğunu, bu gemide AK Parti ve MHP’nin de yer aldığını, Vatan Partisi’nin ise bu geminin rotası çizdiğini kaydetti:

“2014’e kadar FETÖ ile koalisyon yapılıyor, Amerika’nın, Turgut Özal’ın programı uygulanıyor. BOP Eş Başkanıyım deniyor, Rusya’ya düşman, İran’a düşman, Çin’e düşman, PKK ile Kürt açılımı yapılıyor. Türkiye, tamamen Amerikan programı içinde. Türkiye’nin kefeni yırtmasının başlangıcı yani Silivri duvarları yıkıldı, arkasından bakın ne geldi? -24 Temmuz 2015-Türkiye PKK’nın üzerine Silahlı kuvvetlerle harekât başlattı. Sen madem eline silah aldın ve o silahı da Amerika’dan aldın, o Amerika’dan aldığın silahı, ben sana yere attırtacağım ve ellerini havaya kaldıracaksın! Bakın orada acımak yok. Orada Vatan Partisi en acımasız partidir!

“Teröre karşı mücadele açısından yargı altın çağındadır. Deniz Gezmişler idam edilmiyor, Mümtaz Soysallar hapse atılmıyor, Doğu Perinçekler hapse atılmıyor, İlker Başbuğlar hapse atılmıyor. Kim hapse atılıyor? FETÖ’cüler ve PKK’lılar… Sonuç olarak Tayyip Erdoğan’ı desteklemiyoruz, Tayyip Erdoğan bizi destekliyor. Vatan Partisi’yle AK Parti aynı gemide, aynı cephede, Türkiye ittifakı içinde, Türkiye cephesindedir. Orada MHP de var. Aynı zamanda o gemide bir kaptanlık sorunu da olabilir. Şu anda o geminin kaptanı AK Parti. Vatan Partisi de o geminin rotasını çizen konumdadır.”

‘YA DOĞU PERİNÇEK HAPİSTEDİR YA DA DEMİRTAŞ’

Selahattin Demirtaş’ın hapis cezasıyla ilgili değerlendirme yapan Perinçek, son olarak şunları dile getirdi:

“Türkiye’de ya Doğu Perinçek hapiste olur ya da Selahattin Demirtaş. Onlar üstte kalırsa biz hapse düşeriz, biz üstte kalırsak onlar hapse düşer.”

AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir