Kazakistan’ı görmek nasip olmadı. Türkmenistan’ın da kıyısından döndük. TÜŞKUR gezisi dolayısıylaydı. İki otobüsle yola çıkmıştık. Almatı’ya kadar gitmekti niyetimiz. 1991 yılıydı. Sovyet rejiminin etkileri devam ediyordu. Kabul görmedi. Döndürüldük şimdiki Türkmenbaşı şehrinden.(Krasnovodsk önceki adı Rusça Kızılsu anlamında) Güzel bir vapur seyahati olmuştu bize Hazar üzerinde iki gün. O olmadı ama öğretmen olarak bulundum daha sonra Bakü şehir merkezinde 38 numaralı mektepte. Yazmaya çalıştım o günleri bilgim nispetinde.

Kadir TOSUN Burdur, Bucaklı dostumuz. Seyyah-ı fakiri, Evliya Çelebisi “Turan” coğrafyasının. Gezide o da vardı. Gitti gördü oraları daha sonra çok kere.

“Görmeden ölmeyin” diyor bize.

Kitaplaştırmış seyahatlerini okuyor istifade ediyoruz.

Ata dede diyarı oraları bize gitmesek de… Adı da “Türkistan”. Tarihin koyduğu ad o. “Orta Asya” başkalarının uydurması. Türk adından rahatsızlık duyanların. Gönül bağımız var. Dini bir dili bir kardeşlerimiz yaşar orada bin yıllardır. Deniyor hadiste: “Müminler, bir vücut gibidirler. Vücudun bir yeri ağrısa bütün vücut rahatsız olur ondan”. İletişim çağındayız. Engel koymak çare değil. “Uzaydan yayılan ses ve görüntü dalgaları bütün Türk Dünyasını bağlıyor birbirine”.

Daimi elçilerimiz eğitim amaçlı gelen giden gençlerimiz var. Evlilikler oluyor arada. Sıklaştırılıyor saflar gün geçtikçe. Daha da iyileşecek inşallah.

“Traktör Tebriz” yazsın görsün merak eden nelerin yaşandığını Tebriz’de, Güney Azerbaycan’da, o coşkuyu o heyecanı…

Diyordu ki Bahtiyar VAHAPZADE (merhum):

“Bir elin ruhunu, dilini ancak kâğıtlar (harita) üstünde bölmek asandır”

Gönül hudut dinlemez.

Bir büyük aileyiz dünya milletleri içinde. Adımız Türk milletidir.

Soyadıdır o bu milletin.

Aynı ailede çok sayıda ad olur, ama soy ad değişmez. Değiştirmek isteyenin emeli vardır, onun peşindedir. Mozaik de değiliz.

Mermeriz yek pare biz…

Dünya fani ömür kısa. İyiden iyi kötüden kötü… Kim ne bırakmıştır geride ona bakmak lazımdır. Herkes eseriyle anılacaktır alemde.

Nur Sultan NAZARBAYEV.

Herkesin tanıdığı isimdi.

Devlet başkanıydı Kazakistan’ın.

Bilge lideriydi ülkesinin.

Aksakalıydı bu milletin.

Sağduyuyu temsil ediyordu o coğrafyada. Hayrandı Atatürk’e. Gücü vardı. İsterse devam edebilirdi. Devretti 28 yıllık iktidarını çekildi kenara. Ders olur inşallah koltuk sevdalılarına.

Yeni meclis başkanı karşılıksız bırakmadı bunu.(Kasım Cömert TOKAYEV). “Nur Sultana” çevrilmesini teklif etti Astana(Başkent demek Kazak Türkçesinde) adının. Kabul gördü mecliste.

“Nur Sultan” olarak anılacak bundan böyle Başkenti Kazakistan’ın. Biz de alıştıracağız dilimizi buna.

Bir millet, birden çok devletiz biz.

Acısı acımız, sevinci sevincimiz.

Hayırlı olsun bu yeni ad kardeş ülkeye.

Nevruz coşkusunda geçsin günü hep.

Şad olsun milletimiz.

Ali orkun Ercengiz’in projeleri

KİTABIM: “ATA ETİ, İTE OTU!”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir