Bu yazımda İki hikâye ve iki detayla 30 Ağustos ‘u anmak istedim. Biri vefasızlık diğeri de bir liderlik dehası örneği. Ankaralı Seymenlerimizi de saygıyla anıyorum…

ÜÇ BÜYÜK ADAM VE CENAZELERİ

30 Ağustos’a giden Kurtuluş yolunda büyük katkılarda bulunanlardan biri de milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dur. Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç günlerinde fetva komitesi başkanı olan Mehmet Akif Ersoy deniz Bahriye binbaşısı Binbaşı Şükrü beyle ilişkiye geçerek diğer bir din alimi Elmalı Ibrahim Hamdi Yazır ile birlikte Anadolu’ya geçti. Camilerde halkı örgütleyerek Ankara’ya geldi. En önemli özelliği Kur’an ayetlerini şiir olarak Türkçeye çevirmesiydi. Bu şiirleri “Sefaad” adı altında topladı. Atatürk bu şiirleri çok sevmişti. Akif’ten Kur’an ayetlerinin hepsini şiir şeklinde yazmasını istedi. Akif’te Arapçasının yeterli olmadığını Arapçasını güçlendirmek için Mısır ‘a gitmek istediğini söyledi. Mısır‘daki bütün masrafları devletçe karşılanmak üzere Mısır ‘a gönderildi. 11 sene Mısır ‘da kaldıktan sonra ülkeye geri döndü. Dönerken arkadaşına yazdığı bir mektupta “Mısır ‘da 11 yıl yaşadım. 11 saat daha kalsaydım çıldıracaktım. İnan bana kardeşim insanlık da biz de İslam da! Varsa Allah kalan ömrümü Mustafa Kemal’e bağışlasın” dedi. İstanbul ‘a geldiğinde başına yaptığı açıklamada “ilk fırsatta Ankara’ya gitmeliyim. Ankara’nın devrimci havası bana çok iyi gelecek” dedi. Ancak Ankara ‘ya gidemeden vefat etti. Cenaze namazında kupkuru bir tabutla gömülmek istendi. Tabutun üstüne Türk bayrağı konmasına vali izin vermedi. Onun üzerine İstanbul gençliği böyle haksızlık vefasızlık olmaz diyerek valiyi dinlemeyip Türk bayrağını Akif’in üstüne örttüler. CHP‘nin seçim kaybetmesinin birçok nedenleri arasında bunlar da vardır. Azerbaycan’ı alıp kurtaran Enver Paşa‘nın kardeşi Nuri Paşa (Killigil) (fabrikası infilak etti gövdesi parçalandı. Sevenleri cenaze namazı düzenlemek istedi. İstanbul müftüsü gövdenin kime ait olduğunu bilmiyorum diyerek cenaze namazını yasakladı. Killigil ailesi ve yakınları senin yasağını dinlemiyoruz dedi ve cenazeyi kıldılar. Diğeri Mareşal Fevzi Çakmak cenazesinde İstanbul radyosundan türküler ve oyun havaları çaldılar. Bunun üzerine gençlik İstanbul radyosunun cam ve çerçevelerini yere indiriyor. İnönü seçim konuşmasında radyoevine saldıranların hesabını seçimden sonra soracağız” dedi. 14 Mayıs 1950’de seçimi kaybettiği için hesabı da soramadı.

Uğur Mumcu bir yazısında Mehmet Akif’i övünce başta CHP olmak üzere büyük eleştiri aldı. Bu İslamcı yazarı niye göklere çıkarıyorsun diye…

Uğur Mumcu ‘da bunlara çok öfkeli bir yanıt verdi. “Nazım Hikmet gibi Mehmet Akif’te,  Necip Fazıl ‘da bizim şairimizdir.” dedi. Günümüzde örnekleri devam ediyor…

Eksen kaydı dayatmaları… Halk TV ve Fox TV linç kampanyaları… CHP ‘ye genel başkan olacak adayların linç kampanyasıyla önünün kesilmesi gibi…

ÜLKELERİ SAVAŞTA BİLE OKUMAYI İHMAL ETMEYEN KAHRAMANLAR KURTARIR!

26 Ağustos gecesi İnönü‘nün yaptığı plana göre, Türk ordusu gizlice gündüz yatarak gece yürüyerek Eskişehir ‘den Afyonkarahisar’a varır. Rum birliklerini böyle atlattılar. İnönü Seymenlere Eskişehir önünden Ankara istikametine kadar 100.000 çadır konduruyor ve hepsine gaz lambası astırıyor. 25 Ağustos’ta saat 24.00’de taarruza başlama saatini 00.30 olarak başlatıp istirahate çekiliyorlar. 26 Ağustos ‘ta saat sabaha karşı 3. 00’te buluştuklarında Mustafa Kemal, İnönü ile Mareşal Çakmak’a ve yanındakilere söyle diyor. “Çadırda beni uyku tutmadı. Vakit geçsin diye Reşat Nuri Beyin ‘Çalıkuşu’ romanını okumaya başladım. Milli meselelere değinmiş. Çok beğendim. Bitirince size de vereceğim, mutlaka okumalısınız” diyor. Mareşal çok şaşırıyor. İnönü’ye yavaşça “çıldırdı mı böyle zamanda roman mı okunur?” diye şaşkınlığını ifade ediyor.

ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ!

Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan Sakarya Savaşı 23 Ağustos’tan, 13 Eylül’e kadar (1921) sürmüştü.

“Biz Sakarya Zaferi ile kurtulacağımıza inanmıştık“ der Falih Rıfkı Atay. Mustafa Kemal bu zaferden sonra meşhur zafer komutunu vermiştir. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir! İleri!”

11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması ile silahlı çatışma durmuş, bitap düşmüş Yunan birliklerinin Trakya’dan çıkarılmasına karar verilmişti. Anadolu’da Yunan birliklerinin politikalarını yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George yenilgiye uğramış ve istifa etmişti. İngiliz tarihçi ve yazar Lord Kinross “Asi diye küçümsenen bir Türk, üç yıllık bir kavga sonunda İngiltere hükümetini ve ünlü başbakanı devirmeyi başarmıştı. Romantik adam, gerçekçi adamın önünde silinip gitmiş, bir Makedonyalı, bir Kelt’in sırtını yere getirmiştir” der.

Facebook sayfalarında 30 Ağustos‘u kutlayacağım diyenler samimilerse, ulusal bir bayram olan 30 Ağustos‘u “Ergenekon mahkemelerinde Ulusalcıları hedef almış ulus devletimize karşı savaş açmış İngiliz kraliçesinin adamlarını söz ve makam sahibi yapan, onları kurtarıcı gibi gösterenleri Atatürk’ün partisinden bir an önce uzaklaştırmalıdır!”

30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarken bu anıları hatırlatmak istedim. Ama bize bayramları yasaklayan kulağı ağrıyan Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı ZAT’I MUHTEREM’i de hatırlatmak istedim. Tıpış tıpış Ekmeleddin’den sonra tıpış tıpış AKP eskisi cumhurbaşkanı adayı şahıstan söz ediyorum. CHP‘nin 14. Kat muhteremlerinin planları tıkır tıkır işlerken bunlara sesi çıkmayan Atatürkçü seçmen hala bayramlarını kurtarmaya uğraşıyor sayfalarında…

Ülke topraklarını geri alan gücün sembolü 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlayan gücün hakimiyetini ülke topraklarını işgal kuvvetlerine yeniden devretmek için görevlendirilmiş bir şahsa vermek ve bizi kurtarmasını beklemek…

Trajikomik ve hüzünlü…

Memlekette adam mı kalmadı?

ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir