Düşen kuvvetlerin diyalektiği

Bravo, Türkiye bir kez daha birkaç parçaya bölündü

Bir yanda iç cephenin sağlam tutulması ve birliğin korunmasının yakıcı olduğu bir süreçten geçiliyor, diğer yandan ABD başta olmak üzere dış kuvvetlerle boğaz boğaza savaşırken hiç olmaması gereken, halkı bölen ve kutuplaştıran adımlar atılıyor.

Bütün kamuoyu araştırma şirketlerinin anketlerinde yüzde 30’larda dolaştığı saptanan AK Parti ve Erdoğan iktidarı nurtopu gibi iki kriz odağına daha sahip oldu.

Hiç zamanı değilken salgın fırsatçılığı yaparak Avukatlar Yasası tasarısını gündeme getirdi.

Aklınca seçim sistemini değiştirerek ve çoklu baro sistemini getirerek avukatları hizaya getirme çabasına girdi.

Can havliyle yalanlasa da “Çoklu Baro” projesinde Gül etkisi kamuoyunun gündemine düştü.

Tuzak, tuzak olduğunu açıkça gösteriyor; bakan yok!

Süreç başlayınca tabii ki tek taraflı ilerlemiyor.

Karşıt kutbu da hemen oluştu.

Karşıt kutbun dinamizminden bozguncular ve vatan düşmanları da yaralanma peşine düştü.

Her yerde avukatlar eylem yapıyor.

Polisle arbede hatta Adana’da olduğu gibi çatışma bile yaşanıyor.

80 Baro Ankara’da genel bir miting çağrısı yapıyor.

Ankara Valiliği, antidemokratik yöntemlere başvuruyor, 15 süreyle her türlü eylemi yasaklama yoluna gidiyor.

Çoklu baro ısrarıyla iktidar kendi bacağına kurşun sıkıyor.

Çoklu baro karşısında FETÖ ve PKK elini avucunu ovuşturuyor.

Avukat eylemlerinin göbeğinde yer alıyor, yönlendirmeye çabalıyor.

Diğer yandan ekonomik krizi işçilerin sırtına yükleme girişimi olarak Kıdem Tazminatı yeniden ısıtıldı.

Durup dururken işçiler ve sendikalar karşıya alındı.

Türk İş bile çok öfkeli…

Genel grevden bahsediyor.

‘Kıdem Tazminatı, işçi sınıfının Çanakkale’sidir, geçilmez’ deniliyor.

Türkiye’nin kargaşaya sürüklenmesi için çabalayanlara fırsat veren bu tür gelişmeleri artık çocuklar bile anlar oldu ama siyasi iktidar kavrayamıyor.

Tuzakları algılamaz oldu.

Ülkemizin esas gündeminin satırbaşları ekonomik zorluklar, artan işsizlik, Kovid19 salgını, PKK/YPG/HDP terörü, FETÖ tehdidi, Doğu Akdeniz özelinde Mavi Vatan müdafaası ve Fırat’ın doğusundaki terör devleti projesiyken, millet, -cambaza baktırırcasına- kıdem tazminatına el atma, çoklu baro suikastı, Ayasofya’nın statüsü, İş Bankası’ndaki CHP hisseleri, Kanal İstanbul projesi, liyakatsiz tayinler, ortak milli değerlerimize saldırılar gibi suni gündemlerle meşgul ediliyor.

Herhalde düşen kuvvetlerin diyalektiği böyle bir süreç olsa gerek!

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir